BAYRAM  VESİLESİYLE / EDİRNE VE UZUNKÖPRÜ

Ramazan ayında birçok vakıf veya dernek, sohbet, seminer, konferans, musıki gibi kültürel faaliyetlere ara veriyor. İstanbul, sayısız dernek ve vakıf kurumlarıyla dini, siyasi veya kültürel alanlarda müdavimlerine süreli programlarla güzel ve faydalı hizmetler sunuyor. Birçok medeniyete beşiklik yapan bu şehir, üniversiteleri ve değerli öğretim üyeleriyle zaten bir kültür kenti. Her gün ve günün her saatinde kadim kentin en ücra köşesinde bir muhabbet iklimi ve bir dost gurubu ile karşılaşmanız mümkün.

Ramazan oruç ayı olduğu için, özellikle selatin camilerinde (padişahların yaptırdığı camiler) yatsı namazından önce vaaz ve ikindi namazı öncesinde mukabele programları düzenlenmektedir. Yine bu ayda, inanç turizmi diye nitelendirilen ve Selimiye Camii başta olmak üzere Edirne’ye düzenlenen turları, cami ziyaretlerini not etmem gerekiyor. Ramazan ayı yaz aylarına denk geldiği zamanlarda Selimiye’nin bahçesinde çimenlerin üzerinde yapılan iftarlar, o muhteşem mabette kılınan teravihler aziz hatıralarımız olarak gönüllerde yaşamaya devam ederler. Yapılan çevre düzenlemesi ile bu tarihi yapı akşam ezanıyla birlikte yanan ışıkları ve mahyasıyla maverada başka yolculuklara kanatlanacak gibi durmakta, dokunaklı ezanları Meriç’in ufuklarında dalgalanmaktadır.

Böyle bir yazının içinde olumsuz bir şeyler yazmayayım diyorum ama cadde ve sokakların bakımsızlığı, imar planlarındaki özensizlik dolayısıyla gelmiş geçmiş belediye başkanlarının ihmallerini de dile getirmekten kendimi alamıyorum. Avrupa’ya açılan kapımız, eski payitahtımız, Balkanlara bile hizmet sunan Trakya Üniversitemiz ve binlerce öğrencimiz için Edirne’ye partiler üstü bakmamız ve bu kente daha modern bir vizyon kazandırmamız gerekiyor. Siyasetçiler kayıkçı kavgalarını bırakıp bu şehri yıldız kent haline getirme heyecanı ile yaşamalıdırlar.

Türkolojiden sınıf arkadaşlarım Beyazıt’taki iftar buluşmasında bu baharda Uzunköprü’ye gider miyiz dediler. Ne yapacaksınız Uzunköprü’de dedim. Dört yıldır bitirilemeyen restorasyon nedeniyle kapatılmış Köprü’yü, verilen sözlere rağmen hala simsiyah zehir akan Ergene’yi, tarla yollarından berbat cadde ve sokakları, kadük olmuş ama yenilenmeyen imar planlarına mahkum, ekonomisi can çekişen bir ilçeyi, bakımsız ve bekçisiz bahçesi ve toz toprak içindeki Gazi Turhan Bey Mescidi’ni mi görmeye geleceksiniz diyebildim arkadaşlarıma.

Bayram vesilesiyle Uzunköprü’deydim. Neyse ki Osmanlı ecdadımızın Trakya’da kurduğu ilk şehir olan Uzunköprü’de II.Murad’ın yaptırdığı caminin üç yıl süren restorasyonu tamamlanıp Ramazan ayının başında ibadete açılmış. Çevre düzenlemesiyle beraber daha güzel olmuş. Sanıyorum ramazana yetiştirebilmek için biraz acele edilmiş. Yetkililerin bu eksikleri tamamlayacağını düşünüyorum. Keşke zamanında Belediye Meclisi’ndeki oylamada eşitlik olmasa, Belediye Başkanı da aleyhte oy kullanmasaydı da camiyi kapatan binalar istimlak edilip cami esaretten kurtulsa idi. Dedim ya her belediyeye mutlaka bir peyzaj mimarı, bir çevre mühendisi şarttır. Biz camiyi hapsettiğimiz yetmiyormuş gibi, define avcıları eliyle Gazi Turhan’ın mezarını ve mabedini talan etmiş, tarihi köprünün on adet gözünü de yok etmiş tarih cahili bir toplumuz. 

Kent müzesi gerekliydi. Tekel Binası elden geçirilerek orası müze yapıldı. Çok da iyi oldu. Çünkü Kent müzeleri o şehrin hafızasıdır, tarihidir, mazisidir, folklorudur, kültürüdür. Ama o binanın yetersiz olduğunu belediye başkanları görmüyor mu? Acilen yeni ve çok daha büyük bir bina düşünülmelidir. Annemin 90 yıllık ayak pedallı dikiş makinesi en çok oraya yakışırdı. Keşke Mediatör marka transistörlü radyomuzu da hurdaya ayırıp atmasam, böyle bir müzeye verseydim. Kim bilir kimlerin elinde hangi müstesna antika eşyalar vardır. Altınyazı Kalesi’nde veya başka kazılarda çıkan her taş çok değerli kabul edilmelidir.

Mazhar Müfit Kansu Parkı, Cumhuriyet Meydanı, Pazar yeri ve Ergene Oteli’ni kapsayan alan için yeni bir proje geliştirilmelidir.

1427 tarihinde fethedilen şehrimizin 600.kuruluş yıldönümü etkinlikleri şimdiden planlanmaya başlanmalı, 2027'de 600.Yıl Anıtı düşünülmeli, II. Murad’ın daha estetik bir heykeli hazırlanmalıdır.

Çok çok daha önemli bir konuyu not ederek bitirmek istiyorum. Bir şehrin ne kadar medeni, ne kadar kültürlü, ne kadar iyi yönetildiğinin en önemli göstergelerinden biri umumi tuvaletlerdir. Pasajlardaki, lokantalardaki lavabolardır. Bu konuda ne kadar utanılacak bir durumda olduğumuzu herkes biliyor. İnsanımız buraları ilkelce ve hoyratça kullansa bile biz özenle buraları pırıl pırıl hale getirmekten usanmamalıyız. Zabıtanın bu alanları sık sık kontrol etmesi ve düzeltilene kadar görevini titizlikle yapması gerekmektedir.

Bütün bunlardan sonra Uzunköprü’ye gelecek her turist bizim gönüllü tanıtımcımız olacak, biz de onları ağırlamaktan sonsuz haz duyacağız.