Bekleyin!

Recep Çınar

Mevsimlik bayramlardan biri olan Hıdırellez, Türkiye’nin birçok şehrinde kutlanır. Bunların başında da Edirne, Kırklareli, Antalya, İzmir ve Ankara’nın köyleri gelmektedir. Ancak bu tür kutlamaların İslam dinine uygun olup olmadığı tartışılmaktadır.

Peki, Hıdırellez nedir? Hıdırellez’in tarihi nedir?

Hızır ve İlyâs isimlerinin halk ağzında aldığı şekilden ibaret olan hıdırellez, kökü İslâm öncesi eski Orta Asya, Ortadoğu ve Anadolu yaz bayramlarına dayanan, Hızır yahut Hızır ve İlyas kavramları etrafında dinî bir muhtevaya bürünmüş halk bayramının adı olduğu söylenir. Bu bayram, merkezini özellikle Anadolu ve Balkanlar'ın, Kırım, Irak ve Suriye'nin teşkil ettiği Batı Türkleri arasında, bugün kullanılmakta olan Gregoryen takvimine göre 6 Mayıs (eski Jülyen takvimine göre 23 Nisan) günü kutlanmaktadır.  

Kakava ise, Roman kültüründe ise Hıdırellezin kutlama biçimi! Kakava şenlikleri'nin kökeni Mısır ve Ön Asya'dan gelmektedir.

Hıdırellez, halk arasında ölümsüzlük sırrına erdiklerine ve biri karada, diğeri denizde darda kalanlara yardım ettiklerine inanılan Hızır ve İlyâs Peygamberlerin yılda bir defa bir araya geldikleri gün olarak kabul edilir. Ancak bu beraberlikte, ismi yaşatılmasına rağmen uygulamada İlyas’ın şahsiyeti tamamıyla silinerek Hızır motifi öne çıkarılmıştır. Dolayısıyla bu bayramda icra edilen bütün merasimler Hızır'la ilgilidir. Bunun temel sebebi, İslâm öncesi devirlerde üç büyük kültürün hâkim olduğu alanda bu yaz bayramı vesilesiyle kültürleri kutlanan insanüstü varlıkların daha ziyade Hızır'ın şahsiyetine uygun düşmesi ve onunla özdeşleşmesidir.

Osmanlı Devleti'nde 6 Mayıs (23 Nisan) halk arasında yaz mevsiminin başlangıç tarihi sayılmaktaydı. Nitekim eski takvimde yıl ikiye ayrılmış olup 23 Nisan'dan (6 Mayıs) 26 Ekim'e (8 Kasım) kadar süren 186 gün "Hızır günleri" adıyla yaz mevsimini, 23 Nisan'a kadar devam eden 179 gün de "Kasım günleri" adıyla kış mevsimini oluşturuyordu. Hıdırellez de kışın sona erip yazın başladığı gün olarak kutlanmaktadır.

Müslümanlarca Hızır ve Hıristiyanlarca Aziz Yorgi adına kutlanmasına rağmen doğrudan doğruya İslâm'la da Hıristiyanlıkla da ilgisi olmayan, Ortadoğu ve Balkanlar'da hem Müslümanların hem de Hıristiyan halkların kutladığı bu yaz bayramının kökü, İslâm ve Hıristiyanlık öncesi İlkçağ Anadolu, Mezopotamya ve Orta Asya kültürlerinde aranmıştır.

Hıdırellez İslamiyette var mı, kutlamak günah mı?

Hıdırellez merasimlerinin icrası ve bu esnada yeşillik ve su kavramlarıyla ilgili birtakım uygulamalar, bu halk bayramının putperest köklerini çok daha belirgin bir şekilde ortaya koymaktadır. Nitekim İslâm âlimleri bu durumun farkına vararak bu konuda yasaklayıcı fetvalar bile vermişlerdir. Osmanlı Devleti'nde de Hıdırellez kutlamalarının dinî açıdan sakıncalı olup olmadığının tartışıldığı,16. yüzyılda Şeyhülislâm Ebüssuûd Efendi'nin fetvalarından anlaşılmaktadır. Ebüssuûd Efendi, böyle bir günün kutsallığına inanmamak şartıyla sadece İslam’ın ölçülerine göre eğlenmenin, yiyip içmenin sakıncalı olmadığını söylemektedir (Düzdağ, s. 117).

Bilhassa Edirne’de son yıllarda Hıdırellez kutlamaları öyle bir hal aldı ki, ne İslam’a, ne de Hıristiyanlığa uyar! Bu tür ahlaksızca kutlamalara birçok dinsizler bile razı olmazlar! Her şeyin bir ölçüsü var. Son yıllarda bu konuda da ölçüler kaçırıldı! Kadınları adeta çırıl çıplak soyarak oynatmak mı Kadın Hürriyeti? Bu tür kutlamalar hangi ahlaka sığar?

“Müslüman’ım” diyenler kitabını hiç mi okumazlar? (Arapça bilmeye gerek yok, Kur’an-ı Türkçe okuma imkânı var!). Geçmişte nice kavimler ahlaken bozulup yoldan çıkınca başlarına gelenleri hiç mi okumuyoruz, hiç mi duymadık?Allah (cc) ibret alalım diye Kur’an-ı Kerim’de helak edilmiş kavimleri anlatır! Mesela;

Nuh Kavminin Helakı: Nuh kavmi, küfür içindeydi. Peygamberlerini, haşri ve neşri inkâr ediyorlardı. Putlara tapıyor ve şirki teşvik ediyorlardı. Hz. Nuh, kavmini putperestlikten uzaklaştırıp tevhid inancına döndürmek için gönderilmişti. Bu kavim Tufan ile helak edildi!

Nemrud Kavminin Helakı: Dünya saltanatı ile kibir ve gurura sürüklenen Nemrud ve bedbaht kavim, bütün insanlığa ibret olmak üzere toz hâlindeki sinekler tarafından kanları emilerek “insan kuruları” hâline geldiler!

Ad Kavminin Helakı: İnkârcı kavim şiddetle Allah’a kulluk etmekten kaçınıyordu. Yüz çevirmeleri hırçınlıklarını daha da artırdı. Felaketlerini kendileri hazırlıyordu. Önce akan sular çekildi. Meşhur İrem bağları sararıp soldu. Kuraklık ortalığı kasıp kavurdu. Güçlü, kuvvetli insanlar yiyecek ekmeğe, içecek suya muhtaç oldular! 

Semud Kavminin Helakı: Semud kavmi, helâk edilişleri dillere destan olan bir kavimdir. Kur’ân-ı Kerîm’in çeşitli surelerinde, iman etmedikleri ve sayısız azgınlıklarla haddi aştıkları için helâk edilen bu kavimden ibretle bahsedilmektedir.

Lut Kavminin Helakı: Bu kavimde iffet, hayâ ve namus unutulmuş, hayvan topluluklarında bile rast­lanmayan bir denâet (alçaklık, âdîlik) baş göstermiş ve Kur’ân-ı Kerîm’de buyrulan, “bel-hüm edall: hayvandan daha aşağı” bir seviyeye düşürülmüştü. Bunların da helak sebebi; Putlara tapmak. Livâta yapmak (erkeğin erkeğe yaklaşması). Livâta ile öldürmek. Sodomlular, iffetsizliklerini alenî işlerlerdi. İffetli kimseleri de ayıplarlardı.       O kadar alçalmışlardı ki, yellenmelerini bile alenî bir eğlence vasıtası yapar­lardı! Yol kesmek; çakıl taşlarını yoldan geçenlerin üzerine atmak. Koğuculuk (söz taşımak). Cimrilik.

Allah (cc) Mümin Suresi 75. Ayette; “Bu duruma düşmenizin sebebi; dünyada harama-helâle, hakka-hukuka dikkat etmeden zevklere dalıp şımarmanız ve küstahça böbürlenip durmanızdır” diyor!

(Kavimlerin Helakı ile ilgili detaylı bilgiler Kur’an mealinden okunabilir!)

Her yıl olduğu gibi bu yıl da bir zamanlar şehirler Sultanı olarak anılan Edirne’mizde 6 Mayıs günü Hıdırellez kutlamaları yapıldı. Ama nasıl? Basılı ve görsel medyada izlemişsinizdir! Bu çeşit kutlamalar Müslüman bir topluma yakışıyor mu? Yoksa biz de geçmişteki kavimlerin başlarına gelenleri mi talep ediyoruz!

Rabbimiz (cc) Kur’an-ı Kerim’de bunları hikâye olsun diye değil, ders olsun diye anlatıyor!

Edirne genelinde 300 bin şehit olduğu söyleniyor. Bunların 20 bini ise Hıdrıellez kutlamasının yapıldığı Sarayiçi meydanının altında yatıyor! Bu ne ile izah edilebilir? İslam için, Vatan için, Halkı için canını vermiş bu insanların mezarları üzerinde bu tür kutlamaların yapılması caiz mi?

İşin garip tarafı toplumdaki bu ahlaki yozlaşmaya ne İktidarı, ne Belediyesi, ne Diyanet, ne de STK’lardan bir ses çıkmıyor!

7 Mayıs 2026 tarihli yerel basında sadece, “Ölçüsüz eğlence anlayışı kabul edilemez” başlığı altında Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanı Sayın Hakan çalışkan etkililere çağrıda bulundu.

Ancak bu başlık CHP’yi rahatsız etmiş! İl Başkanı, ölçünün ne olduğunu soruyor. Önce şunu bilelim ki, bu toplum Müslüman. Hayatta her şey bir ölçü ile yaratılmıştır. Pazarda Tezgâhın başına giden “bana bir litre domates ver” demiyor. Neden? Çükü domatesin ölçüsü “litre” değil “Kg.”! Müslüman’ın ölçüsü de Allah’ın son gönderdiği kitap Kur’an ve son Peygamber Hz. Muhammed’in Sünnetidir. Müslüman isek, her şeyden önce yaşam tarzımızı öğrenmeliyiz. Dinde kimse kimseyi zorlayamaz! Ama, Müslüman bir toplum içerisinde genel ahlak kurallarımızı çiğnemeye kimsenin hakkı yok!

Allah (cc) Hud Suresi 122. Ayette;  "Ve (olacak olanı) bekleyin; doğrusu, biz de bekleyeceğiz!” diyerek bizleri uyarıyor!

Dostça kalın…