BEN DEĞİŞTİM SEN NEREDESİN?

Zamanla değişiyoruz. Kendimizi daha iyi tanımaya başlıyoruz. Neyi isteyip neyi istemediğimiz hakkında farkındalığımız artıyor. Düşüncelerimiz, önceliklerimiz, sınırlarımız ve beklentilerimiz dönüşüyor. Peki biz dönüşürken ilişkimize ne oluyor?

Çoğu ilişki iki insanın değişmeyeceği varsayımı ile başlar. Hep böyle kalalım, hiç değişmeyelim sözleri verilir. Oysa değişim kaçınılmazdır. Asıl mesele biz değişip dönüşürken ilişkimiz de bu değişime uyum sağlıyor mu? Yoksa “Sen değiştin artık seni tanıyamıyorum” cümleleri mi kuruluyor?

Yirmi yaşındaki kişi ile kırk yaşındaki kişinin düşünceleri, beklentileri aynı kalamaz. Hayat değişirken bizler de değişiriz. Yaşananlar bizleri geliştirir ve dönüştürür.  Deneyimler sonucunda hayat bize değişmeyi öğretir. Bazen hayatta kalmak için değişime uyumlanmak gerekir.  Peki ilişki uyumlanabilir mi?

Değişime karşı yüklenen anlam önemlidir. Değişime bir kopuş, vazgeçiş olarak bakmak yerine gelişim, dönüşüm olarak bakıldığında ilişki yeniden yapılanabilecek güç kazanabilir. Değişime direnmek veya yok saymak ilişkiyi zamanla yıpratacaktır. “Eskiden böyle değildin”, “Çok değiştin”, “Benim tanıdığım kişi bu değil” gibi cümleler, değişimi reddedici bir algı yaratır. Değişen kişi anlaşılmadığında, ilişki için tehdit olarak görüldüğünde uyum süreci yerine kopuş süreci başlar.

Değişirken eski yaralar da daha görünür hale gelir. Eskiden olan ama fark edilmeyen, yok sayılan, değişir diye beklenen sınır ihlalleri, değersizlik hisleri, bastırılan ihtiyaçlar, kısacası eskiden tolere edilen şeyler can yakıcı olabilir.  Bu durum “Sevgim azaldı” diye yorumlanabilir ama aslında olan farkındalığın artmasıdır.

İlişkiler görünmez bir anlaşma ile yürür. Hayat koşulları değişir, roller ve beklentiler de bu doğrultuda güncellenmez ise uyumsuzluk dikkati çeker. Bir ilişkide biri gelişip dönüşürken diğeri aynı yerde kalırsa duygusal mesafe oluşabilir. Kırk yaşında olmasına rağmen yirmi yaşındaki partnerini istiyor olmak, partnerler arasında anlaşılmamaya neden olacaktır. Çünkü siz artık o yirmi yaşındaki kişi değilsinizdir.

İlişkiler, karşılıklı birlikte güncellenmediğinde yorulur. Bu bağlamda birlikte değişebilen çiftler daha dayanıklıdır. İlişkide yeniden tanışabilir olmak mümkün. Partnerin değişimini tehdit olarak değil de ilişkiyi yeniden güncellemek için bir davet olarak algılandığında ilişki de birlikte dönüşebilir.

Partnerim değişip dönüşürken ben de ona eşlik edebilir miyim? Kalıp yargılarımı, sınırlarımı esnetebilir miyim? Yoksa onun değişimini, verilen sözlere bir ihanet olarak mı algılamalıyım? Sorularına verilen cevaplar, ilişkinin gidişatı hakkında ipucu verir.

“Ben değiştim, sen neredesin?” sorusu bir kopuş değil, yeniden bir bağ kurma çağrısı olarak algılandığında birlikte dönüşmek mümkün olur. Uzun süren ilişkiler, aynı kalanların değil, birlikte dönüşmeyi seçenlerin hikayesidir.