BENİ SEVİYOR MUSUN?

“Beni seviyor musun?” sorusunu partnerinizden ne kadar sıklıkla duyuyorsunuz? Ya da ne kadar sıklıkla soruyoruz?  Partnerlerin birbirlerine sorduğu romantik masum bir soru gibi görünse de aslında bir sorudan daha fazlasını barındırıyor. “Beni seviyor musun?” sorusu, çoğu zaman bir merak sorusu gibi görünse de bu yazıyı okuduktan sonra o kadar basit değerlendirmek mümkün olamayacak. Çünkü bu masum soru bir duygusal regülasyon çabası olabilir.

“Beni seviyor musun?” sorusu en sık kaygılı bağlanma stilinde karşımıza çıkar. Burada partnerin küçük mesafesi, terk edilme tehdidi yaratabileceği için sürekli sözlü güvence istenebilir. Sorulmak istenen aslında şudur; “Gitmeyecek misin?”, “Hala benimle misin?”. Böylece güvende olma ihtiyacı tekrar ediliyordur.

Bazı kişiler için sevgi, içsel bir deneyim olmaktan ziyade dışarıdan doğrulanması gereken bir şey olur. Eğer kişi, kendini yeterli hissetmiyorsa, kolay kıyaslama yapıyorsa, benden daha iyisini bulabilir düşüncesi taşıyorsa bu soru bir iç monoloğun dışa vurumu olabilir.

Bazen bu soru, kişinin geçmiş deneyimlerinden gelir. Geçmişin olumsuz izleri bugünkü ilişkiyi etkileyebilir. Aslında bu soru geçmiş yaraya soruluyor olabilir. Aslında sormak istediği, “Yine aynı şey olacak mı?”.

Partnerler arasındaki sevgi dili farklılıkları da bu soruyu gündemde tutabilir. Eğer kişinin sevgi dili, fiziksel temas veya ilgi, zaman ayırma şeklinde ise ve partner bu dili kullanmıyorsa, kişi sevgiyi duymak isteyecektir. Burada problem sevgisizlik değildir, iletişim dili farklılıklarıdır.

Bazen bir problem çözme aracı olarak da bu soru sorulabilir. “Beni seviyor musun?” sorusu bazen çözülmemiş bir çatışmanın üstünü örtebilir. Örneğin küslük uzadıysa, güven zedelendiyse, bu soru bir onarım çağrısı olarak algılanabilir.

İlişkideki rollerin dağılımına baktığımızda, ilişki sisteminde eğer biri sürekli güvence veren diğeri ise isteyen rolündeyse, bu soru sistemde sabitlenmiş bir rolün parçası haline gelebilir.  Artık soru sevgiyle ilgili değildir, rollerin dengesi ile ilgili görünür.

Bu soruyu bireysel kaygıdan çıkarıp ilişki sistemi perspektifine yerleştirdiğimizde şu sonuç çıkar; Bazı sorular tek kişiye ait değildir, bu soru ilişki dinamiğinin bir ürünü olur. “Beni seviyor musun?” sorusunu kişisellikten çıkarıp, ilişkinin aynası olarak bakabildiğimizde ilişkinin anlamı da yönü de değişecektir.

Peki bu soru bir sorun mu? Elbette değil. Eğer bir ilişkide duygular görünür haldeyse, onarım mekanizması çalışıyorsa, iletişim açıksa, ilişkiye katılım hissediliyorsa bu soru nadiren sorulur. Çünkü ortada tekrar tekrar teyit edilmesi gereken bir durum yoktur.