Bu yapılanlar hizmet mi, rezalet mi?

Recep Çınar

Son bir asrın yaklaşık üçte ikisinde kadim şehir Edirne’yi CHP’li belediyeler yönetti. Peki, “Edirne’ye ihtiyacı olan ne yapıldı, ne kadar yapıldı, Edirne’nin sorunları ne kadar çözüldü?” desek,  Edirne’nin bu günkü haline bakıldığında Edirne’nin belediyecilikte ne kadar mahzun olduğu görülür. Bir zamanlar “Şehirler Sultanı/Sultanlar Şehri” olarak anılan Edirne’nin günümüzdeki halini görenler “Edirne böyle olmamalıydı” diyorlar!

 Her şeye rağmen Edirne günümüzde turist ağırlamada birçok şehrin önünde geliyor. Bu ise Ecdat Osmanlı’dan kalan ve eşine ender rastlan bir kısım “tarihi eser” (miras) ve derin bir “tarihe”, bu tarihin içinde 92 yıl da başkentlik yapma ve Türkiye’nin Avrupa’ya açılan kapısı olma özelliği var!

Edirne’de “güya bir şeyler yapılıyor” gibi gösterilmeye çalışılsa da günün şartlarına uygun ve olması gereken pek bir şey yapıldığı söylenemez! (Belediye hizmetleri bakımından). Yapılanlar hizmetten ziyade adeta rezalet!

Bir taraftan yeni su boruları döşeniyor, halk aylarca toz toprak içinde yaşatılmaya mahkûm ediliyor, diğer taraftan gün geçmiyor kanalizasyonda patlaklar oluşuyor!

Yaya kaldırımı Cadde ile sıfır noktada

Zaten eski yerleşim semtleri adeta “daracık sokakları duman bürüdü!” türküsünü andırıyor! Bu sokaklardaki 1-2 katlı binaların çoğu yıkıldı ve yerlerine 4-5 katlı “ucubeler” yapıldı. Bazı yıkılmayan, restore edilerek kullanılan tarihi binalar da var. Ama 2 katlı tarihi binanın bitişiğine bilhassa son 50 yılda 4-5 katlı bina yapılmasına izin verildi ve birçok tarihi binalar bu ucubelerin gölgesinde bırakıldı. Böyle bir ülke yok!

Bizim kültürümüzde sadece yediğimiz içtiğimiz değil, inşa ettiğimiz binalar ve ticari hamlelerimiz bile komşuluk hukukuna tabidir. Komşunun rızası ve helalliği olmadan, onun evinin rüzgârını kesecek veya güneşine mani olacak şekilde binayı yükseltmek İslam hukukuna ve ahlakına sığmaz. Aksi halde Güneşini ve Rüzgârını kestiğiniz komşunun ahı yakanızı bırakmaz!

Şu caddenin haline bakın

Eskiden mahallelerde birkaç otomobil vardı, şimdi ise yüzlerce! Ama yollar ve park edilecek yerler çoğalmadı!

Trafik sorunu, park sorunu, yol sorunu, kaldırım sorunu, temizlik sorunu, kanalizasyon sorunu… eski semtler adeta sorunlar yumağı haline geldi. Dünya standartlarında yaya kaldırımları yüksekliği azami 15 Cm. Peki Edirne’de ne kadar? Caddenin bir tarafında yaya kaldırımı yüksekliği 30 Cm, diğer bir tarafında ise asfalta/caddeye sıfır !

Ana cadde Saraçlar Gastronomiye teslim

Şehrimizde iki ay kadar önce başlatılan yeni yer altı su borularının döşenmesi işi ise halka “gına” getirdi! Bakalım daha ne kadar devam edecek! Önce bu işe yanlış mevsimde başlanıldı! İlk düğme yanlış iliklenirse son düğmeye kadar hepsi yanlış olur! Uzmanlar bu işlerin Haziran – Eylül aylarında yapılmasının uygun olduğunu söylüyor! Yağmur yağıyor her taraf gölcük ve çamur! Çamurlar duvarlara, pencerelere sıçrıyor. Güneş oluyor toz topraktan geçilmiyor! Semt adeta “çöl”e dönüşüyor. İnsanlar evlerini havalandırmak için pencerelerini bile açamıyor! Bazı yerlere yığılan kumların kullanılmayanları aylardır yerinde duruyor ve sağa-sola dağılıyor. Yağmur yağdığında da yağmur suları ile kanalizasyonlara akıyor! Bırakın Avrupa’yı, şahsen Afrika’da da 4-5 ülke gezdim. Muz Cumhuriyetlerinde bile böyle şehirciliğe rastlamadım!

6 Nisan 2026 tarihli yerel basında (nihayet) halkın da bu durumdan rahatsız ve şikâyetçi olduğu haberi yayınlandı. Kendileri ile görüştüğüm ve CHP’ye oy vermiş birçokları bile Edirne’de olup bitenlerden şikâyetçi.

Tabii ki Edirne’nin sorunları sadece su boruları döşemekten ibaret değil! Trafik – Park – Temizlik – WC yetersizliği – Caddelerin işgal edilerek Çadır Gastronomisi oluşturulduğu… Say, say bitmez!

Şunu unutmayalım ki, her güzel ve faydalı iş, işin ehli ve dürüst insanlarla yapılır!

Peki çözüm mü? Basit!  Bu iş, parti – pırtı meselesi değil, “Görevi ehil olana ve dürüstl insanlara vermek”!

Peki, suç sadece yöneticilerin mi? Buna Nasreddin Hoca güzel bir cevap vermiş!

Bir gün Nasreddin Hocanın eşeği çalınmış. Can sıkıntısı içinde durumu komşularına anlatınca her kafadan bir ses çıkmaya başlamış!

* Birisi: Hocam demiş niye ahırın kapısına iyi bir kilit takmadın sanki?

* Bir başkası: Evine hırsız giriyor da senin nasıl haberin olmuyor? diye konuşmuş.

 * Bir diğeri de: “Hocam demiş, kusura bakma ama eşeğin çalınmasına en büyük sebep yine sensin. Çünkü doğru dürüst bir ahırın bile yok. Nerden baksan dökülüyor” demiş.

* Hoca kızmış: “Yahu” demiş, iyi, güzel de kabahatin hepsi benim mi? Hırsızın hiç mi suçu yok?

Edirne halkı bu zihniyetten şikâyetçi! Ama Edirme’nin layık olmadığı bu duruma gelmesinde suç sadece yönetenlerin mi? Bu yöneticilere inadına peş peşe oy verenlerin hiç mi suçu yok? Biraz da kendimizi hesaba çekelim!

Dostça kalın…

Dünya standartlarından 2 misli yüksek yaya kaldırımı
Kum rezaleti