Direksiyon Başında Kim Var? Hayatı Seyretmek mi, Şekillendirmek mi?

Sabah uyandığınızda günü mü planlıyorsunuz, yoksa günün getirdiği karmaşanın içinde savrulup gidiyor musunuz? Çoğumuz hayatı bir yolcu koltuğunda, pencereden akıp giden manzarayı izleyerek yaşıyoruz. Başımıza gelen olumsuzluklarda hava durumunu, trafiği, ekonomiyi ya da yöneticimizi suçlamak işin en kolay kısmı. Ancak asıl soru şu: Hayatınızın direksiyonunda gerçekten kim var? İşte bu noktada karşımıza o sihirli ve dönüştürücü kavram çıkıyor: Proaktif olmak.

Modern yönetim gurusu Stephen Covey’nin de belirttiği gibi proaktif olmak, sadece inisiyatif almaktan çok daha ötesidir; kendi yaşamımızın sorumluluğunu üstlenmektir. Proaktif bireyler, eylemlerinin dış koşulların bir sonucu değil, kendi bilinçli seçimlerinin bir ürünü olduğunu bilirler. Karşı tarafta ise 'reaktif' yani tepkisel insanlar yer alır. Reaktif bir insan, hava kapalı olduğunda enerjisini kaybeder, sosyal çevresinden kötü bir tepki aldığında tüm günü mahvolur. Oysa proaktif bir insan için kendi 'hava durumu' kendi içindedir; onun pusulası hava şartları değil, değerleridir.

Peki, günlük hayatın keşmekeşinde nasıl proaktif kalabiliriz?

Hayatı reaktif yaşamak, rüzgarın önündeki kuru bir yaprak gibi savrulmaktır. Proaktif olmak ise o rüzgara karşı yelkenleri doğru açıyla açabilme cesaretidir. Unutmayın, perdeleri açmadığınız sürece güneşin doğmasının sizin için hiçbir anlamı yoktur. Bugün bir değişiklik yapın; bahaneleri bir kenara bırakın, sorumluluğu elinize alın ve kendi hayat hikayenizin figüranı değil, başrol oyuncusu olun.