Ekonomide “Hâl-i Pür Melâlimiz”!

Recep Çınar

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi'ne ilişkin açıklama yaptı. Sayın Yılmaz'ın açıklamalarına göre, 2025 yılı bütçe giderleri 14 trilyon 731 milyar lira, bütçe gelirleri ise 12 trilyon 800 milyar lira olarak bildirildi. Böylece, bütçe açığı yüzde 3,1 olarak gerçekleşeceği öngörülüyor.

Bütçe gelirlerinin alt kalemleri şu şekilde: Gelir Vergisi 2 trilyon 130 milyar lira, Kurumlar Vergisi 1 trilyon 637 milyar lira, Özel Tüketim Vergisi 2 trilyon 121 milyar lira, Katma Değer Vergisi 3 trilyon 599 milyar lira, Diğer Vergi Gelirleri 1 trilyon 652 milyar lira, Vergi Dışı Gelirler ise 1 trilyon 662 milyar lira.

Ödeneklerin Dağılımı İse Şöyle;

2025 yılı bütçe ödeneklerinin ekonomik sınıflandırmaya göre dağılımı:   

Bütçe açığı; 3,1 trilyon TL! Bunun altından kalkmak için halkın sırtına bir şeyler yüklemek lazım!  

Aslan Payı Yine Eğitime!

Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi 2025 yılında 1 trilyon 452 milyar liraya yükseltildi. Böylece bütçeden yüzde 14,8 oranı ile en büyük payı yine eğitime ayrılıyor. Sağlık hizmetleri için, 1 trilyon 106 milyar lira kaynak ayrıldı. Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan yapılacak sağlık harcamaları da eklendiğinde sağlık alanına ayrılan toplam kaynak; 2 trilyon 435 milyar liraya ulaşacak. Sosyal yardım ve destekler için bütçede 651 milyar lira kaynak ayrıldı. Bu tutar 2025 yılı bütçesinin yüzde 4,4’üne denk geliyor.

Elektrik-Gaz Desteği İçin 472 Milyar Liralık Kaynak;

Vatandaşların daha ucuz elektrik ve doğalgaz kullanabilmeleri için 2025 yılı bütçesinde 472 milyar lira kaynak öngörülüyor. Konut tüketicileri için doğalgaz ve elektrik maliyetinin yaklaşık yüzde 60'ı bütçeden karşılanıyor.2022 yılı Ocak ayı itibarıyla asgari ücreti vergi dışı tutulmuştu. Bu kapsamda 2025 yılında 810 milyar lira vergi istisnası öngörülüyor.                                                                                                                                                                   

Tarıma 706 Milyar Lira ;

2025 yılında bütçeden tarıma 706 milyar lira kaynak ayrıldı. Bu kapsamda tarımsal destek programları için 135 milyar lira, tarım sektörü yatırım ödenekleri için 166 milyar lira, tarımsal kredi sübvansiyon desteği için 160 milyar lira, tarım sektörü vergi harcamaları kapsamında 200 milyar lira, tarımsal KİT’lerin finansmanı, müdahale alımları ve ihracat destekleri için 45 milyar lira kaynak ayrıldı.Reel kesim destekleri için bütçeden 561 milyar lira ödenek ayrıldı.  Olması gereken ne? : Yaklaşık 1,5 trilyon TL!

Savunma Harcamalarına 914 Milyar Lira Kaynak;

Savunma harcamaları için 913,9 milyar lira, iç güvenlik için 694,5 milyar lira ödenek öngörüldü. Savunma Sanayii Destekleme Fonu için ayrılan kaynak da dâhil edildiğinde toplamda savunma ve güvenlik sektörü için 2025 yılında 1 trilyon 608 milyar lira ödenek tahsis ediliyor.

Yatırımlara 1,57 Trilyon TL. ;Bütçede yatırımlara ayrılan kaynak 1 trilyon 569 milyar liraya yükseltiliyor. Bu tutar 2025 yılı bütçesinin yüzde 10,7’sine denk geliyor. Yani, doluya koyuyoruz almıyor, boşa koyuyoruz dolmuyor! 

İşte,  Ekonomideki “Hâl-i Pür Melâlimiz (kaygılarımız)”! Bu bize neyi gösteriyor? Yarının bugünden daha iyi olmayacağını!

TÜİK verilerine göre İşsizlikte Şok Artış! Geniş Tanımlı İşsizlik Yüzde 28,2’ye çıktı. İşgücüne katılım oranı ise yüzde 54,2’ye geriledi. Zam konusu mu? Zam ile yatıyor, zam ile kalkıyoruz! Sadece köprü zamları bakın ne oldu! 

Zam Oramı    Ocak 2024      Ocak 2025

FSM Köprüsü                 %213,3        15 TL             47 TL 

15 Temmuz Köprüsü    %213,3         15 TL             47 TL

Avrasya Tüneli              %181,3        80 TL             225 TL

O. Gazi Köprüsü            %174,1        290 TL           795 TL

1915 Çanakkale Köp.    %169,5        295 TL           795 TL

Yavuz S. Selim Köp.         %128,6        35 TL             80 TL

Peki, çözüm ne? “ADİL EKONOMİK DÜZEN”!

Bu konuda pek çok örnekler var. (AİBÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2015, Cilt:15, Yıl:15, Sayı:1) bakın ne yazıyor!

“Necmettin Erbakan’ın Adil Düzen Söyleminin Teorisi  Adil  Ekonomik  Düzen,  kapitalizm  ve  sosyalizm  sistemlerinin  dışında İslami  prensiplere  dayanan  ayrı  bir  ekonomik  sistem  olarak  ifade edilmektedir. (Erbakan  2010).   Erbakan, Adil  Ekonomik Düzeni,  80’li ve 90’lı yıllarda  uygulanan  rant ekonomisine  karşı faizsiz bir  üretim ve  kâr ortaklığı  sistemi  üzerine  söylemleştirmiş  ve  program  haline  getirmiştir.

Mevcut düzeni rant ekonomisi olarak dile getiren Erbakan, bu ekonominin insanları sömürdüğünü söylemektedir   (Erbakan  2010: 35-40).

Erbakan’a  göre,  “hâlihazır  ekonomik  zulümlerden  kurtulmak  ve  bu zulümlere  sebep  olan  mikropları  ortadan  kaldırmak  ancak  Adil  Düzenle mümkündür.”

“İktisada riayet eden kimse, fakir olmaz” diyor, Peygamberimiz, Hz. Muhammed (sav.)

Allah (cc) ise; “Faiz yiyenler, şeytanın dokunduğu (cin çarpmış) kimse gibi (kabirlerinden) kalkarlar. (Bu ceza) ‘Alışveriş de faiz gibidir’ demeleri nedeniyledir. Oysa Allah alışverişi helal, faizi ise haram kılmıştır. Kendisine Rabbinin (faize dair) öğüdü gelip de bu işe son verenin, (faizi bıraktıktan sonra) geriye kalan malı/önceki kazançları onundur. Ve onun durumu (hakkında verilecek hüküm) Allah’adır. Kim de faizli işleme geri dönerse bunlar ateşin ehlidir ve orada ebedî kalacaklardır” uyarısında bulunuyor! (Bakara Suresi:275) Bu ne demek?Faiz bir toplumun dünyasını da ahretini de mahveder!

Açıklamasında; “İnfak (maddi ve manevi yardım) ayetlerinin ardından faiz konusuna geçilmesi önemli bir meseledir. Zira İslam ekonomisi emek, ticaret, meşru rekabet, şahsi mülkiyet, zekât ve infakla temsil edilen yardımlaşma üzerine kuruludur. Allah’a (cc) kafa tutan küfür ve tuğyan ekonomisi ise; bencillik, zayıf olanı ezme, malın tekelleşmesi, karaborsacılık ve tüm bunların sembolü olan faiz üzerine kuruludur” diyor.

Rad Suresi 11. Ayette ise “Bir kavim kendini bozmadıkça Allah onları bozmaz”  der!

Eğer bir toplum sahip olduğu yüksek manevi değerleri korursa, Allah Teâlâ onları çöküşten korur. O halde yapılacak şey Müslüman toplumun kimliğini oluşturan manevi değerleri geliştirmek ve sağlamlaştırmaktır.Toplumdaki kötülüklerin, haksızlıkların ve yolsuzlukların sorumlusu olarak sadece yöneticileri ve aydınları görmek yanlıştır. Kötü gidişattan herkes sorumludur!

“Halkın liyakatsiz kötü yöneticileri iş başına getirmeleri Allah’ın onlara gazab etmekte olduğunun, liyakat sahibi iyi yöneticileri iş başına getirmeleri ise onlardan razı olduğunun işaretidir” diyor İslam Âlimleri!

Dostça kalın…