Elveda Ramazan, hoş geldin Bayram!
Recep Çınar
İlk on günü rahmet, ikinci on günü mağfiret, üçüncü on günü de cehennemden azat/kurtuluş olduğu Peygamberimiz (sav) tarafından bildirilen Ramazan ayı bugün sona eriyor ve on bir aylığına veda ediyoruz! Yarın/Cuma günü başlayarak Ramazan’ın bir mükâfatı olarak üç gün süreyle Bayram’ı kutlayacağız, inşallah. Hem de “Çifte Bayram”! Cuma günü de Müslümanların haftalık bayramıdır! Rabbimizin “Rahman” (merhamet) sıfatı Ramazan ayı boyunca açıkça tecelli etti. Adeta serin bir bahar havası, sıkça yağmurlar ve de sabır! Kimileri gözümüzün içine baka baka sokak ortasında yemeğini yerken, kimileri de sigara dumanını yüzümüze üflercesine tüttürdü, çayını da yudumlayarak. Onlara diyeceğimiz ancak, “Allah ıslah etsin”! Oruç tutanlar ile Ramazan’ın, oruç tutmayanlardan/tutamayanlardan beklediği sadece, saygı gösterip yeme içme ihtiyaçlarını kapalı mekânlarda gidermeleri idi. Neysi, bu da geçti.
Ramazan’ın yüceliğini anlamak bile büyük bir marifettir. Zira “Ramazan bile başlı başına bir MEDENİYET!”
Evet, İslam bir MEDENİYETTİR. Kanun ve kurallarını kâinatın yaratıcısının koyduğu yaşam tarzıdır. Ama medeniyet içinde nice medeniyetler var! Ramazan bir medeniyet, Namaz bir medeniyet, Hac bir medeniyet, Zekât bir medeniyet, Yardımlaşma, Selam, Barış … Hulasa, medeniyet içinde medeniyetler var!
Bilindiği gibi İslam dini iki temel kaynağa dayanır. Birincisi Kur’an, ikincisi de Sünnet. Müslümanlar olarak her işte rehberimiz Kur’an, pratiğimiz ise Sünnet olmalıdır. Müslümanlar olarak yaptığımız işler bu iki temel kaynağa uymuyorsa yanlıştayız demektir! Tabii ki bu yanlışları yapanlar da neticede Müslüman olduklarını söylüyor. İyi de, Müslüman ne demek? En pratik tarifi ile “Allah’ın emirlerine teslim olan insan” demek. Din/İslam adına kimsenin aklınca kural koyma yetkisi yok. Önce bu gerçekler bilinmeli. Aksi halde dinin (İslam’ın) içini boşaltmış, özünden uzaklaştırmış oluruz. Bu günkü düzen maalesef toplumları o noktaya doğru götürüyor. Bunu söylerken maksadım, kara tablolar çizerek moral bozmak değil elbette. Ama yanlışları söyleyip doğruları göstermemekle sorumluluktan kurtulamayacağımızı da bilmemiz gerekir. Günümüzde genelde İslam âlemi, özelde Türkiye yüz yıldır beşeri sistemlerle yönetiliyor. Mensupları; Sağcı, Solcu, Sosyal Demokrat Muhafazakâr Demokrat…
Adı ne olursa olsun neticede kökeni aynı; Beşer yapısı, batıl/yanlış! Beşeri sistemlerde güçlü olan haklı, sayıca çok olan haklı, Irkını üstün gören haklı. Bu zihniyetler kendi çıkarlarına göre kanun kural koyuyor. Mesela “faiz” konusu! Rabbimiz Kur’anda; “Riba (faiz) yiyenler, şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa kabirlerinden öyle kalkarlar. Bu ceza onlara, ‘alış veriş de faiz gibidir’ demeleri yüzündedir. Oysa Allah, alış verişi helal, faizi haram kıldı.” (Bakara Suresi -275) buyurur.
Müslüman bir ülkenin yöneticileri “faiz günün gerçeğidir” derse, sağcı olsa ne olur, solcu olsa ne olur, muhafazakâr olsa ne olur!
Maide suresi 90. Ayette ise; “Ey iman edenler! (Aklı örten/gideren) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz” diyor. Bugün bütün bunlar hem de “millileştirilerek” Devlet güvencesi altında serbestçe yapılır hale getirildi!
Yine, “ Sakın ‘zinaya’ yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur” diye şiddetli bir şekilde uyarılıyoruz (İsra Suresi 32)’de. Biz ise zinayı yasa ile serbest hale getiriyoruz! Bunların hesabını kim, nasıl verecek? Bayramlar; Bolluk, sevinç, huzur, mutluluk, kaynaşma ve paylaşma günleridir. Bayrama birkaç gün kala tatile çıkıp Anne Baba’yı, hısım akrabayı uzaklardan, (telefonla görüntülü de olsa) arayarak Bayram kutlamanın tadı olmaz! Az da olsa bu tür olayları günümüzde maalesef yaşıyoruz. Ülkemizi kuşatan ahlaki, sosyal ve ekonomik sorunlar ışığında Bayram’a baktığımızda, bir Müslüman acaba nasıl ağız tadı ile huzur içinde bayram yapabilir?
Toplumdaki gelir dağılımı dengesiz olunca birçok insanımız Bayramların tadına nasıl varabilir? Yetersiz kazancı ile kimi evine et alamıyor, kimi çoluk çocuğuna bayramlık giysi, kimi de gırtlağa kadar borçlu. Kur’an öyle diyor; “Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.”
(Şura-Suresi 30). Bir başka ayette ise; “Şüphesiz ki bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.” (Rad-Suresi 11).
O halde Müslümanlar olarak biz önce kendimizi değiştireceğiz/düzelteceğiz, sonra da zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan; faizi, fuhuşu günün gerçeği gören, Yahudi ve Hıristiyanları, Allah’ın ikazına rağmen dost edinen bu zulüm düzenini ve onun savunucularını değiştireceğiz. Şunu bilelim ki “Adil Bir Düzen” kurulmadan, gerçek Bayram kutlama hazzına kavuşamayız. Elbette ü mitsiz değiliz! Çünkü Allah’tan ümidi ancak kâfirler keser (Yusuf Suresi:87).
Biz değilse bile Allah’ın izniyle gelecek nesiller bizim de gayretlerimizle, Allah’ın (cc) izniyle Adil Bir Düzen’e kavuşacaktır. Allah, kullarının gayretlerini karşılıksız bırakmaz. Bilindiği gibi İslam’da iki dini bayram vardır. Birisi “Ramazan Bayramı” (Şeker Bayramı değil!), diğeri de “Kurban Bayramı” (et bayramı değil!). İslam toplumunda Cuma gününün tartışılmaz bir önemi vardır. Cuma günü Müslümanların bayramı, ibadetlerinin önemli olduğu gündür. Her ne kadar bunun önemini kavrasak da bizim tatilimiz, “Neden Cumartesi – Pazar?” sorusunu akla getirir! Milli Mücadele sonrası toplanan İzmir İktisat Kongresi’nde verilen teklif ile Din ve Mezhep ayırımı olmaksızın bütün Türk vatandaşları için Cuma gününün tatil yapılması, 2 Ocak 1924 tarih ve 394 sayılı hafta tatili kanunu oy birliği ile kabul edilmişti. Ne olduysa 27 Mayıs 1935 tarihinde 2739 sayılı yasayla resmi hafta tatili Cuma’dan Pazar’a alındı!
Şunu unutmayalım ki gerçek Bayramlara Dünya’da, Adil bir Düzen kurmakla; Ahrette ise Rabbimizin lütfuna mazhar olup Cennet ve Cemalullah’a kavuşmakla olur.
Rabbim tüm Müslümanlara birlik, beraberlik ve şuur versin, hem Dünya, hem Ahiret saadetine/bayramına kavuştursun. Ramazan Bayramımız Mübarek olsun… Dostça kalın…