FESTİVALLERDE YAŞANAN TRAFİK ÇİLESİ
Geçtiğimiz hafta Valiliğimizin organizasyonu ile üç gün süren ve oldukça yoğun bir ilgi gören Edirne beyaz peyniri temasıyla 3. Gastronomi Festivali gerçekleştirildi.
Festivalde, Edirne’nin coğrafi işaretli beyaz peynirin tanıtım ve satışı yapılırken, Dünyanın en uzun 150 metrelik peynir sofrası kuruldu. 9 Balkan ülkesinden gelen 39 Uluslararası şefin lezzetleri sunuldu. Bunların yanı sıra kentin gastronomi kültürü ve paylaşma geleneği bir araya getirilerek sunumları yapıldı. Müzik eğlence ve bilgilendirme programlarıyla festival taçlandı.
Edirne’mizin;
Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri, Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali, Uluslararası Bando ve ciğer Festivali, Gastronomi ve Tarım festivallerinin yapılmasında kentimizin tarihsel kimliğinin, kültürel varlıklarımızın, Geleneklerimizin, Doğal güzelliklerimizin, Beyaz peynirimizin, Pirincimizin, Tava ciğerimizin, Badem ezmemizin, Ata sporu Yağlı Güreşin tanıtım amaçlı organizasyonlarıyla gerçekleştirilmesi, Turizm ve ticari yönden ve gelecek nesillere aktarılması bakımından büyük faydaları olduğu muhakkaktır.
Edirne’ye özgü bu güzel festivallerde yıllardır yaşanan ve çözüm bekleyen önemli bir sorunu, kent sorumluluğu bilinci ile bir kez daha dile getirmeyi borç biliyorum. Kentimizin Yönetiminde söz sahibi Mülki ve İdari yetkililerimizden, Kendini sorumlu hisseden değerlerimizden,Festival ve etkinliklerde yaşanan Trafik, ulaşım ve Otopark sorununa çözüm üretmeye davet ediyorum.
Her Festivalde ve sosyal etkinliklerde gerek kent halkının, gerekse Ülkemizin çeşitli yörelerinden gelen yurttaşlarınızın, gerekse yut dışından gelen Turistlerin trafik çilesine zaman kaybetmeden çözüm bulunması zaruret halindedir. Bu temel sorun artık ötelenemez.
Konuyu biraz daha örnekleriyle ve gözlemlerimle somutlaştırmak isterim. Festivale katılmak amacıyla ikinci günü akşam saatlerine doğru, aracımızla yola çıktık. Hedefimizde önce Karaağaçta Osman İnci müzesindeki bir etkinliğe katılmak sonra da Festival alanına gitmek vardı. Eski elektrik fabrikası kavşağına geldiğimizde yoğun bir trafik kuyruğu ile karşılaştık. Geri dönüş mümkün değildi. Kuyruğa girerek Tunca köprüsüne yöneldik. Adım adım 45 dakika sonra Karaağaç köprüsüne ulaşabildik. Yol boyunca sağlı sollu park eden yoğun araç trafiğini, Araçlarında sıkılan insanları, Park yeri bulamamanın sıkıntısını yaşayanları görmek sorunun önemini gösteriyordu.
Karaağaçtaki etkinliğimizin bitiminden sonra bir cafe’de çayımızı içtikten sonra, Geçmiş dönem Belediye Başkanımız Sayın Güngör Mazlum ve eşi ile birlikte saat 21.00 sularında Söğütlük Millet Parkındaki Festival alanına gitmek üzere eski buzhane önüne geldiğimizde yine uzun kuyruklar halinde yoğun trafikle karşılaştık. Hiç ilerlemiyordu kuyruk. Bir süre bekledikten sonra çıkış yolu bulup Müezzinoğlu köprüsünden kent merkezine yöneldik.
Karaağaçtan şehir merkezine giden 9-10 Km.lik yol güzergahında gördüklerimiz inanılacak gibi değildi. Karaağaç eski buzhane önünden Yeni köprüye, oradan Orduevi kavşağına kadar uzanan araç kuyruğu gerçekten şaşırtıcı idi. Böylesine bir trafik çilesini bugüne kadar görmemiş ve yaşamamıştık. Saatlerce konu üzerinde konuştuk. Çözüm yollarını tartıştık. Festival yolunda saatlerce bekleyen, araçlarında çile çeken insanlarımızı düşündük. Böylesine araç ve insan selinin gün ışıyana kadar tahliye arayışında olmaları onlarda olumlu bir intiba bırakmış mıdır? Bilemiyorum.
Netice itibarıyla tabloyu ve sorunu sizlerle paylaşıyorum. Böylesine önemli bir kentsel soruna seyirci kalınmamalıdır diye düşünüyorum. Festival yer ve zamanı planlanırken öncelikle Trafik, Otopark ve ulaşım sorunu düşünülmelidir. Kent içi yollarımızın olağan zamanlarda dahi hızla artan araç sayısı karşısında yetersiz olduğu bilindiği halde çözüm üretilememesi düşündürücüdür! Bu konuda Kurumların koordinasyonunda kalıcı çözümler mutlaka bulunmalıdır. Avrupa Ülkeleri bu etkinliklerde çözüm bulmuş biz de bulabiliriz. Onlardan eksiğimiz nedir?
Festivallerimizi, değerlerimizi gelecek nesillere aktaralım ama, bizim yaşadığımız sorunları da aktarmayalım derim….