İstanbul’un Fethi!

Recep Çınar

Ülkemizde bir yıl içerisinde 100’den fazla kutlama günleri olur. Kutlama günlerinin en yoğun ay’ı ise Mayıs ay’ı.  

Zira Mayıs ayında 20 kutlama günümüz var! Bu yı, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 573’ncü yıldönümü.

“Fetih” deyince bazı emperyalist ülkelerin zannettiği gibi yayılmacı ve istilacı amaçlarla diğer ülkelere karşı açılan savaşlar, yapılan işgaller akla gelmemeli! “İşgal” ile “Fetih” birbirinden farklı olaylar. “Fetih”, Arapçada “feteha”dan gelir. “Miftah”  ise aynı kökten türetilmiş “İsm-i alet” anahtar demektir. “Fatiha” da açmak demektir. İşte “Fetih”;  insanların Allah’a kul olma yolunda önlerindeki engelleri kaldırma, yolunu açma anlamında kullanılır. Diğer bir ifade ile Fetih, Allah’ın son dini İslam’ın insanlara tebliğinin önünü açmaktır. Fetih hak için yapılır. Ancak fetih için önce inanç gerekir! Fetih işi azim işidir. Asıl fetih gönüllerde olandır. Gönüller ise zorla fethedilmez! Gönüller ikna ile örneklikle, samimiyetle kazanılır. Fetih, kendiliğinden gerçekleşmez. Hiçbir zafer tesadüf değildir. Bir nesil, ruh ve dava ister.

Fetih, bir ayrıcalık değil. ağır bir sorumluluktur. Fetheden adalet dağıtmak zorundadır. Mazlumu korumak zorundadır. Hakkı, Hakikati temsil etmek zorundadır. Aksi takdirde fetih, anlamını yitirir.

Fetih; açmak, Diriltmek, İnşa etmektir. Kapalı kalpleri açmaktır. Fetih Hak için yapılır. Fetih, bir kapıyı

(Hak kapısını) açmaktır. Fetih ruhu kaybolursa, toplum çöker! Günümüzde İslam âlemi bunu yaşıyor! Bugün de fetihlere ihtiyaç var, başta KUDÜS! Zira Kudüs, 3 kutsal (Kudüs – Mekke – Medine) şehrimizden biri!

Aslında Türkiye’nin yeni bir fethe ihtiyacı var! Bu Kapitalist sömürü düzeni ülkemizi yaşanamayacak hale getirdi!

51 milyon 600 bin kişi açlık sınırının altında yaşıyor! Kayıtlı işsiz sayısı 3 milyon civarında. Kayıtsızlar da başka! Onun için bu sömürü düzeninden kurtulup ADİL bir düzene geçilmesi lazım! Bu ise ne SAĞCISI ne de SOLCUSU ile olmaz! Bu ancak bin yıllık medeniyet değerlerine sahip MİLLİ GÖRÜŞ ile olur.

 İşgal ise: Güç için yapılır. Ele geçirmek, Sömürmek, Yok etmek demektir!

 İslam, ikna dinidir. İddia ve zorlamayı kabul etmez.  İstanbul fethedilince, orada yaşayan gayri Müslim halkın, Allah’ın doğuştan her insana verdiği temel haklar olan Can, Din, Akıl, Nesil ve Mal hürriyetine/hakkına hiçbir şekilde müdahale edilmemiş, bilakis bu temel insan hakları gereği gibi korunmuştur.  

Ne acıdır ki,  birçoğumuz günümüzde Ecdadını (Osmanlı’yı) anlamayan veya anlamak istemeyen, Fatih’i yeterince tanımayan, davasının ne olduğunu bilmeyen bir toplum haline getirildik.  

Neyse ki Milli Görüş Lideri merhum Erbakan’ın gayretleriyle yetişmiş tarihine, ecdadına, milli ve manevi değerlerine sahip çıkan “Milli Görüş Gençliği Edirne Şubesi” AGD /MGV (Anadolu Gençlik Derneği), “İstanbul’un Fethi Edirne’den başlar” diyerek bu kutlamayı yıllar önce başlatmış ve geçen yıla kadar devam ettirerek Valiliğimize  devam ettirmiştir. Fetihler için fedakârlık da yetmiyor, “adanmışlık” gerekir! Bu emanetlere sahip çıkmak hepimizin görevidir, sorumluluğudur.

İnsanlık tarihinde birçok fetihler yaşanmıştır. Ama İstanbul’un fethi bambaşkadır! Bu fetih ile ecdadımız “çağ açıp, çağ kapamıştır”! İstanbul’un fethi olayı köşe yazılarına değil, kitaplara sığmayacak kadar maddi ve manevi zenginliği ve de fedakârlığı içeren bir konu.

Sayın Valimiz Yunus Sezer, ilk olarak geçtiğimiz yıl bu kutlamayı sahiplenerek programlar düzenledi. Bu yıl daha da zengin programlarlakonuyu ele almış ve 15 Mayıs Cuma günü Selimiye Camiinde Kur’an-ı Kerim Tilaveti, Mevlid-i Şerif ve Helva ikramı ile başlayan kutlama programı, namaz sonrası Selimiye ile Ulu Cami arasındaki Selimiye Meydanda Mehteran Konseri gerçekleştirildi.

16 Mayıs Cumartesi günü ise Atlı Jandarma Birliği, Mehteran Birliği, Temsili fetih ordusu (7. Piyade alayı, Fetih öncesi Edirne’de dökülen Şahi topları) tüm unsurları ile Komando Tabur Komutanlığının 2 birlik ile birçok “Atak Helikopteri” ve binlerce vatandaşın katılımıyla “İstanbul’un fethi Edirne’den başlar”  programı kapsamında Şükrü Paşa İlkokulundan başlayan toplu yürüyüşle Selimiye meydanına gelinerek kutlama programı gerçekleştirildi. Bu kutlamada “İHA ve SİHA” gösterileri ise ayrı bir fark oluşturdu!

Bir kutlama programı da Anadolu Gençlik Derneği Genel Merkezi, 13 Haziran’da İstanbul’da düzenleyerek İstanbul’un Fethi’nin 573. yılını kutlayacak.

Bu yıl Kurban Bayram’ı (3’ncü günü) Fetih gününe denk geldiğinden çifte bayram kutluyoruz!

Burada İstanbul’un fethinde yaşanan bir olayı (hikâyeyi) da hatırlatmadan geçemeyeceğim; “Senelerdir beklediği an’ı yakalayan ve arzuladığı emri alan Ulubatlı Hasan, Fetih Sûresi’nden ayetler okuyarak surlara doğru koşuyor. Kalelerden ise oklar, mızraklar yağıyor; yukarıdan atılan taş, yağlı paçavra ve kızgın yağ Hasan’ın sinesine çarpıyordu. Vücudu delik deşik olsa da surlara çıkmış; elindeki mukaddes emaneti (sancağı) layık olduğu en yüksek burca dikmişti.  Şanlı sancak müjdeli şehrin semasında nazlı nazlı dalgalanırken vücuduna oklar saplanan Ulubatlı Hasan da son nefeslerini alıp veriyor; kendisine uzatılan şahadet kâsesini dudaklarına götürüyordu. Ulubatlı Hasan

o halinde bile sancağın yere düşmemesi için tedbir alıyor; onu kale duvarıyla kendi vücudu arasına sıkıştırmaya çalışıyordu. Bir rivayete göre; çok geçmeden, O’nu bu haliyle izleyen Fatih Sultan Mehmet de surlara tırmanmıştı! Fatih, kazanılan o zaferi adeta unutmuş; Hasan’ına ulaşmaya çalışıyordu! Sancağın olduğu yere koşuyor, her yanı yara bere içinde kalan bu yiğidini o halde gören Fatih,  dizleri üzerine yığılıveriyor ve Ulubatlı Hasan’ı omuzlarından tutup alnına bir bûse/öpücük kondururken ancak bir dostun söyleyebileceği şu sözü hıçkırıklar eşliğinde söylüyordu; “Hasan’ım, İstanbul sana değer miydi?”

İslam’da Cihad, (iyiliklerin yayılması, kötülüklerin kaldırılması) mücadelesi olarak tarif edilir! Bu ibadetin şartları, 3’ü dışında, 3’ü de içindedir. Ulubatlı Hasan, tüm şartları yerine getirdiği gibi, bunlara “adanmışlığı ilave ediyor! Bunun karşılığı elbette; Cennet ve Cemalullahtır! Allah (cc) Mekânını Cennet, Makamını âli eylesin

Peygamberimiz (sas) bir Hadislerinde; “İstanbul elbette fetholunacaktır; Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, Onu fetheden asker ne güzel askerdir” diyerek fetih müjdesini vermiş!

Allah (cc), Nisa Suresi: 95,96. Ayetlerde; “Mü’minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü’minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va’detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükâfat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

Kuran’ı Kerimde CİHAD ile ilgili kayıtlı 88 ayet var!

Dostça kalın…