KIRKPINAR ALANI EDİRNE BELEDİYESİ’NİN DEĞİL, EDİRNE HALKININ TAPULU MALIDIR
Edirne, 92 yıl boyunca Osmanlı Devletine başkentlik yapmış, padişahların yönetim ve iskân ettikleri bir merkez olmuştur. 1453 İstanbul’un fethi sonrası yönetim merkezinin İstanbul’a taşınmasıyla Edirne Sarayı eski cazibesini kaybetti. Edirne’nin ilk işgali 1829’da Rus askerlerinin Edirne’ye girmesiyle saray Rus birlikleri tarafından ordugâh olarak kullanılmış ve yapı tahrip edildi.
İkinci işgal, ‘93 harbi’ olarak bilinen, 1876-1877 Rus Savaşı’nda düşmanın Edirne’ye yaklaşması nedeniyle Vali Cemil Paşa ile Edirne kumandanı Ahmet Eyüp Paşa'nın anlaşamamaları üzerine Bab'üs Sa'âde (Saadet Kapısı) civarında yığılan cephanenin üç gün süren patlamalar sonucu sarayın birçok yapısı yıkılmıştır.
Özetle; sarayın son sağlam kalan kısımlarını biz kendi ellerimizde bombaladık, iki paşanın fikir uyuşmazlığı sayesinde kendi tarihimizi yok ettik.
Osmanlı’nın zamanla tükenen askeri, mali ve yönetim sorunları yüzünden Balkanlardaki topraklar elimizden kayıp gitti. Kayıp topraklardaki değerlerimizden biri de Kırkpınar Güreşleriydi. Bugün Yunanistan sınırlarında kalan Kırkpınar Güreşleri Geleneği, 1924 yılında Edirne’nin ileri gelenlerin kararı ile Edirne Sarayiçi bölgesine taşındı. Edirne 1912-1913 Balkan Savaşında Bulgar saldırılarına uğramış, Sarayiçi bölgesine topladığı Türk askerlerine ve sivil halka zulümler etmişlerdi. Yaşanan üzücü hadiseler sonucunda bu bölgede ölenlerin /öldürülenlerin olduğunu biliyoruz.
Son 15 yıl içinde Kırkpınar alanında yapılan farklı festivaller nedeniyle (Hıdrellez ve Kakava kutlamaları) manevi ruha uymadığı gerekçe gösterilerek tartışma konusu haline getirildi. Ayrıca Güreş etkinliklerin yapıldığı alanda alkol kullanımına yönelik haklı eleştiriler gündemden hiç düşmedi. Eleştirilere de saygı duyulması gerekir. Bu alanın içinde dramlar, ölümler olmuştur. Tüm mesele bu alan üzerinde alkol tüketilmesi ise, alınacak bir kararla sorun çözülebilir. 2022’de alınan bir kararla, Milli Saraylar Başkanlığı tarafından Edirne Yeni Saray İhya Projesi kapsamında eski sarayın olduğu alanlar korumaya alınarak restorasyon çalışmaları başlatıldı. Sarayın tarihi sit alanı olması ve taşkın riskleri nedeniyle, yer değişikliğine gidilmesi yönünde kararlar alınmasının önü açılmıştır. Kırkpınar alan değişikliğini savunanların arasında bazı akademisyenler oldu. Yakın bir zaman içinde, alanın olası bir yer değişikliğinde fikir ortaya koyanlar oldu. Bunlardan bir; Edirne Kent Konseyi ve çok sayıda kentin sivil toplum dinamikleri Kırkpınar alanının değiştirilmesinde yaşanacak sıkıntıları bilimsel, çevresel, hukuki zeminde açıklamışlardır. Bir anlamda feryat ettiler, ‘Kırkpınar güreş alan değişikliği’ yapmayın dediler. Bazı sivil toplum örgütleri tespit edilen yeni Kırkpınar alanının olası risklerini tek tek sıraladı. Feryat figan ediyorlar. Anlayana saz, anlamayana davul zurna az!
Bu tartışmalı süreç tıpkı; Vali Cemil Paşa ile Edirne kumandanı Ahmet Eyüp Paşa’nın fikir uyuşmazlığını çağrıştırmaktadır. Buradaki tek fark sivil toplum refleksidir. Maalesef İki paşanın fikir ayrılığı sarayın bombalanmasıyla neticelendi.
KIRKPINAR ALANI SADECE EDİRNE BELEDİYESİ’NİN DEĞİL, EDİRNE HALKININ TAPULU MALIDIR
Kırkpınar 2010 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ne girdi. Bu gelişme sadece Edirne halkı için değil, Türkiye için büyük bir kültür kazanımın zaferidir, kültür mirasımızın haklı gururudur. UNESCO’ da yazılı taahhütname de “Güreş alan değişikliği yapılmaması” hükmü bulunmaktadır. Yer değişikliği UNESCO Dünya Kültür Mirasından çıkmamızı sağlayacaktır.
Kırkpınar Güreş alanının değiştirilmesinde diğer bir gerekçe de; Kırkpınar alanının Hasbahçe sınırları içinde olması olarak gösterilmektedir. Oysa sarayın sınırları belirsizdir. Peki, Hasbahçe nedir: Osmanlı padişahlarına ait saraylar sınırları içinde yer alan, köşkler, kasırlar ve çeşitli rekreasyon alanlarıyla donatılmış özel bağ ve bahçelere verilen isimdir
Sarayiçi bölgesinin tapusu Edirne Belediyesine ait olmakla birlikte, Edirne halkının ortak malıdır. Şayet bu bölgenin Hasbahçe sınırları içinde kaldığı yönünde bir görüş çıkarsa, saraya devredilmesini kolaylaştıracaktır. Bir anlamda Edirne halkının malına çökülecektir. Diğer bir tehlike; UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'nde yer alan Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri bu alanın saraya eklenmesi, etkinliklerin kutlanmasında yeni bir arayışı yaratacaktır. Umarız böyle sorunlar yaşamayız.
KIRKPINAR ALAN DEĞİŞİKLİĞİ SARAYI BOMBALAMAKTAN FARKSIZDIR
Kırkpınar’ın başka bir alana taşınmasına akademisyenler, bürokratlar, siyasetin karar vermesi yetmez, Edirne halkına sorulmalıdır. Ali Cengiz oyunlarıyla ‘ben yaptım’ demekle olmaz! Edirne halkının rızası olmadan alan değişikliğine gidilmesi sarayın bombalanmasından farkı yoktur. Kırkpınar alanı sadece bir güreş alanı değildir; tarihi dokusu, toplumsal kimlik hafızası, iki kollu su akışıyla, ağacıyla, bitki örtüsüyle vücut bulmuş halidir. Bu vücudu bozanlar toplumsal hafızada hayırla değil, beddua ile anılacaktır.
Turan ŞALLI
Edirne Kent Konseyi Roman Çalışma Grubu Başkanı