Kötülükler “AHLAK” ile önlenir!
Recep Çınar
Geçtiğimiz günlerde okullarımızda bu güne kadar pek görülmemiş facialar yaşandı!
2 Mart'ta İstanbul'un Çekmeköy ilçesindeki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde okuyan Furkan Samet, okulda üç kişiyi bıçaklayarak yaralamıştı.
14 Nisan’da Şanlıurfa Siverek'te bir lisede eski bir öğrenci Silahlı Saldırı düzenledi. O saldırıda, aralarında öğrencilerin de bulunduğu 16 kişi yaralandı. Saldırgan hayatına son vermişti.
16 Nisan 2026 sabahı ise Kahramanmaraş, Oniki Şubat ilçesinden gelen ve yürekleri dağlayan bir katliam haberiyle sarsıldı. Ayser Çalık Ortaokulu’na düzenlenen ve bir eğitim yuvasını savaş alanına çeviren silahlı saldırı, geride silinmeyecek acılar bıraktı. Basında yer alan haberlere göre, bir öğrencinin babasına ait silahlarla gerçekleştirdiği öne sürülen bu vahşi baskında; 8 masum çocuk ve öğrencilerini korumak için göğsünü kurşunlara siper eden 56 yaşındaki bir bayan öğretmen hayatını kaybetti. Olayda 17 öğrenci de çeşitli yerlerinden yaralanarak hastanelere kaldırıldı. Türkiye genelinde büyük infiale neden olan bu olaylar günlerdir gündemden düşmüyor.
Köşe yazılarımı takip edenler, yeni eğitim yılının başlamasından önce (8 Eylül 2025 tarihli köşemde) “Eğitim, Eğitim… İlla Eğitim” başlıklı yazım Toplumumuzun çocuğu, genci ve yaşlısı ile herkesin eğitime ihtiyacı olduğunu ve eğitimin beşikten mezara kadar olması gerektiğine vurgu yapmıştım. Ama nasıl eğitim? İnsanların ihtiyacı olan sadece dünyevi eğitim değil, ayni zamanda uhrevi eğitim de gerekli. Zira, tek kanatlı kuş uçamaz!
Onun için eğitim önce ailede başlar, okulda devam eder. Ama çocuklarımız ailede ne kadar ve nasıl eğitim alıyor? Günümüz okullarında eğitim neye göre düzenlenmiş? Hangi sahada olursak olalım “Önce ahlak ve Maneviyat” ilkesini önde tutmalıyız. Kötülükler ancak böyle önlenir,
Ahlak, “insanın ruh ve beden bütünlüğü içerisinde, kalbi ve fiili davranışlarını Allah ve Resulünün emrettiği istikamette kullanma yeteneği” olarak tarif edilir.
Her işin ahlakı vardır. Bizim eğitimimizde “ahlak” var mı? Varsa ne kadar? İşte Ahlak’ın olmadığı veya yetersiz olduğu yerde her türlü kötülükler, facialar yaşanır!
Biz, bin yıllık medeniyet değerlerimizden uzaklaştırıldık! Ahlak, tüm insanlık, tüm inançlar için önemlidir. Bugün bazı Gayrimüslim birçok ülke bile kendi inanç prensiplerine göre “Ahlak”a önem verirler.
ABD’nin 26. Başkanı “Franklin D. Roosevelt” ne demiş? “Bir insanı ahlaken eğitmeden sadece zihnen eğitmek topluma bir bela kazandırmaktır!” Gayrimüslimler bile “Ahlak”ın önemini anlamışlar, peki ya biz?
O’nun için birçok Gayri Müslim ülkeler dünyevi gelişme sağlarken biz hala birbirimizi katletmekle meşgulüz!
Ülkemizin en önemli sorunlarından biri eğitim! Bizim bin yıllık medeniyet değerlerimiz var. Peki, biz eğitimi hangi değerlere göre yapıyoruz?
Yaklaşık 15 yıllık köşe yazılarım içerisinde enaz 5-6 defa ülkemizde uygulanan “Fulbright Eğitim Sistemi”ne dikkat çektim!
Fulbrihgt Eğitim Sistemi Anlaşması , 27 Aralık 1949 tarihinde, yani Milli Şef İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminde ABD ile imzalanan ikili anlaşma gereği, sekiz kişiden oluşan bir eğitim komisyonu kuruldu. Bu anlaşmanın adı, “Fulbrihgt Anlaşması” idi. Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin, 2025-26 Eğitim yılı başlarken bir soru üzerine bu konuda ilk kez konuştu ve şunları dile getirdi;
* “Evet, anılan yıllarda böyle bir anlaşma yapılmış, Amerika Birleşik Devletleri ile…”
* “Bizim bakanlığımızdan da bazı arkadaşlarımız bu komisyonda görev almışlar!” (çoğunluk ABD’de)!
* “2013 öncesini bilmem; ancak ben Milli Eğitim Bakanlığı müsteşarı olarak görev aldıktan sonra ve Haziran 2023'te Milli Eğitim bakanı olarak görevlendirildiğim tarihten bugüne kadar Fulbrihgt Komisyonu ile hiçbir çalışmamız olmadı!”
* “Bakanlığımızın yeni müfredat programı çalışmalarının hiçbir aşamasında Fulbrihgt Komisyonu'ndan hiçbir üye dâhil olmamıştır ve bu komisyonun hiçbir katkısı söz konusu değildir!”
* “Bakanlığımızın yeni müfredat programı çalışmalarının hiçbir aşamasına Fulbrihgt Komisyonu'ndan bir talebimiz de olmadı, bu komisyondan görüş de istemedik!”
* “Fulbrihgt Komisyonu, mevcut haliyle ABD ile Türkiye Cumhuriyeti arasında bir bursiyer programı. Her yıl belli sayıda bursiyer programı uygulanmaktadır…”
İyi de günümüzde uygulanan eğitim sistemimizin neresi değişti? Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşlarından biri olan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, birkaç yıl önce Konya’da, öğretmenler toplantısında çok ama çok önemli bir anekdotu paylaşmıştı! Konya Milli Eğitim Müdürü de o programdaydı.
Ali Yalçın Bey şunları ifade etmişti: “Ne zaman Milli Eğitim’le ilgili bir müfredat taslağı hazırlamaya kalksak, ABD Büyükelçisi kapımıza dayanıp, ‘Aman, yapmayın!’ diye uyarıyor…”
Memur-Sen Genel Başkanı, yine Konya’da yaptığı bir açıklamada da şu cümleleri sarf etmişti;
“ABD, Türkiye eğitim sistemiyle yakından ilgileniyor. Fulbright anlaşması, 27 Aralık 1949 tarihli Türkiye ve ABD Hükümetleri Arasında Eğitim Komisyonu Kurulması hakkında anlaşmadır. En önemli özelliği; Türkiye’de kazanılacak Amerikan yanlısı kadroların eğitilme biçiminin saptanması ve bu iş için gerekli giderleri karşılama yöntemlerinin belirlenmesidir. Belirlemeler aynı zamanda, Amerika’nın Türkiye’ye göndereceği uzman, araştırmacı, öğretim üyesi adı altındaki personel için de yapılmaktadır. ABD’ye, Türkiye’de ‘yardım’ edip ‘iş birliği’ yapacak, geleceğin ‘Türk’ yöneticilerini yetiştirmek üzere, Amerika’ya götürülecek Türk öğrenci, öğretim üyesi ve kamu görevlilerinin konumları da bu anlaşmayla belirlenmektedir. Bu antlaşma Türk Milli Eğitimi’ne yön verecek iradeye, ABD’nin önce ortak edilmesi, daha sonra belirleyici olmasını sağlayacak koşulları yaratan bir antlaşmadır” diyor. (Milli Gazete/21.12.2025)
Unutmayalım ki, Her İşin Başı Önce Eğitim !
Bazı “reddi mirasçılar” (geçmişini reddedenler), önce “yalan söyleyen tarih”i değil, gerçek tarihlerini okumalılar! Okumalılar ki, ‘Batıcılık’ kompleksinden kurtulsunlar. Tabii ki batı medeniyetlerinde de iyi olan da kötü olan da var. Ama biz onlardan hep kötüleri almışız! Selçuklusu, Osmanlısı ile bizim ecdadımız kurdukları medeniyet ve Adil Düzen ile bin yıl insanlığa barış, huzur, refah ve saadet getirmişlerdir. Bunu, önce ilme ve eğitime verilen önemle yaptılar.
Toplum olarak önce alfabemiz değiştirilerek, bin yıllık medeniyet değerlerimizden uzaklaştırıldık, Bununla da kalınmadı Batı’nın (ABD) düzenlediği Fullbright eğitim sistemini alarak temelimiz dinamitlendi!
Tarihe baktığımızda ilmin, Müslüman âlimlerin büyük gayretleri neticesinde çok ileri derecelere yükseldiğini görürüz. Batılılar ise İlmi, çoğunlukla Müslümanlardan aldılar!
Yeniden o eski halimize dönebilir miyiz? Elbette döneriz! “Önce ahlak ve maneviyat” la birlikte “Eğitim, Eğitim, yine de Eğitim”! Ama hangi eğitim? Gerçek Milli ve Manevi eğitim! Bunlar olmadan her okula onlarca koruma görevlisi yerleştirseniz sorun çözülemez!
Bunun için her sahada bin yıllık medeniyet değerlerimize sahip çıkılmalı ve uygulamaya çalışmalıyız. Yoksa haçlı emperyalistlerin baskı ve sultası altında ömrümüz sömürülmekle ve de sürünmekle devam eder.
Peygamber Efendimiz (sav) her konuda olduğu gibi bu konuda da bize yol gösteriyor ve “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” hadisi ile misyon ve görevini çok açık ve öz bir şekilde ifade ederek, İslam ahlakının temelini gösteriyor. Ama günümüz gençliği, (hatta toplu diyebiliriz) birçoğu bundan habersiz ! Mevcut sistem ile Ahlaksızlık teşvik edildi. Sosyal medya, ahlak yoksunu TV dizileri evlenme çağına gelmiş genç kızlar göbekleri meydanda şortla çarşı Pazar dolaşıyor! Gayri Müslim ülkelerde bile bu derece ahlaksızlık pek görülmez.
Onun için, her şeyden önce, toplum olarak bin yıllık kendi medeniyet değerlerimize ve önce “ahlakımıza” göre yaşamımızı düzenlememiz gerekir. Aksi halde dünyamız da ahretimiz de berbat olur, Allah (cc) korusun!
Dostça kalın…