KÜSMEK Mİ SINIR KOYMAK MI?
Küsme ve sınır koyma, ilişkilerde en sık karşılaşılan duygusal davranışlardandır. Hatta o kadar sık karşılaşırız ki bir davranışın küsmek mi yoksa sınır koymak mı olduğunu anlamamız zaman alabilir. Çünkü “hayır küsmedim sadece mesafe koydum” dediğimiz şeyler aslında küsme olur ve bu iletişim engeli yaratır. Oysa sınır koyma, kendini koruyacak bir alan bırakarak iletişimi sürdürebilmeyi sağlar.
“Küsme” davranışı çoğu zaman basit bir kırgınlık gibi görünse de aslında bir iletişim engelidir. Konuşmak yerine geri çekilmek, sessizleşmek, yok saymak ve karşı tarafın anlamasını beklemek üzerine kurulur.
Çocukluk döneminde bu davranış oldukça doğaldır. Çünkü çocuk henüz duygusunu düzenlemeyi, kırıldığını ifade etmeyi, çatışmayı yönetmeyi, ihtiyaçlarını açıkça söylemeyi tam olarak öğrenememiştir. Bu yüzden “canım yandı ama bunu nasıl anlatacağımı bilemiyorum.” demek yerine küsebilir.
Yetişkinlikte ise durumun farklı olmasını bekleriz. Çünkü yetişkin ilişkilerde beklenen, duyguyu fark etmek, ifade edebilmek, konuşarak çözüm aramak ve ilişkiyi onarmaya yönelik eylemlerde bulunmaktır.
İlişkilerde uzun süreli ve sık tekrar eden küsme davranışı olduğunda şunları düşünebiliriz: Duygusal olgunlukta eksiklik, pasif agresif iletişim, reddedilme korkusu, değersizlik hissi, ben anlatmadan beni anla beklentisi, çocuklukta öğrenilmiş ilişki kalıplarını devam ettirme.
Bazı insanlar konuşursa anlaşılmayacağını düşündüğü için küser. Bazıları ise küsmeyi bir cezalandırma yöntemi olarak kullanır. Ama sorun şu ki sessizlik her zaman çözüm üretmez. Sadece iki insan arasındaki mesafenin büyümesini sağlar.
Yetişkin ilişkilerde kırılmak elbette normaldir. Ancak kırgınlığı yönetme biçimi ilişkinin veya ilişkideki kişilerin psikolojik olgunluğunu gösterir. Çünkü olgunluktan beklentimiz “Bu davranışın beni incitti.” cümlesini kurabilmek olmalıdır. Bu cümleyi kurduktan sonra karşınızdaki kişinin sizi anlamak yerine manipülatif tepkiler verebilir olmasına odaklanmaktansa, kendi duygunuzu ifade edebilmeye odaklanılmasını öneririm.
Sonuç olarak küsmek ve sınır koymak aynı şeyler değildir. Küsme davranışında iletişim tamamen kapanır. İletişim kurmak istediğiniz kişi yok olur. Sınır koymada ise iletişimin şartları yeniden düzenlenir. Bu yüzden her geri çekilme küsme değildir. Bazen öfkeyi düzenlemek, yaşanan şey hakkında düşünmek, empati kurmak için biraz zamana ihtiyaç hissedilir. Ama bu zaman diliminde iletişimi tamamen kesmek sağlıklı değildir.
Asıl fark şu soruda gizli olabilir. Mesafe, ilişki daha fazla zarar görmesin diye mi korunuyor, yoksa karşı tarafı cezalandırmak için mi? Birinde düzenleme var, diğerinde ise sessiz savaş. Küsmek ile sınır koyma arasındaki fark, sessizliğin niyetinde saklı olabilir mi?