RESİMDEKİ GÖZYAŞLARI

Sene 1968… Subay olan babamın tayini Erzurum’dan Edirne’ye çıkmış, biz de bu vesileyle Edirne’ye gelmiştik.

Henüz altı yaşındaydım ama o günü bugün gibi hatırlıyorum. Gece vakti trenden indikten sonra, rahmetli babamın, önceden gelip Saruca Paşa Mahallesi’nde kiraladığı eve faytonla gitmiştik. İlk defa bir faytona binmenin unutulmaz heyecanını ve keyfini yaşamıştım.

Yeni evimiz sobayla ısınıyordu ama ev sahiplerimiz Tahir (Erdoğan) Amca, Fatma Teyze, Ahmet Abi, Fatmanur Abla ve Ergun kardeşimiz öylesine sıcak insanlardı ki, o bize yetiverdi.  Evimizin bahçeye açılan balkonundan bir merdivenle inilen meyve ağacı dolu bahçe, etrafında durmadan dolanan kümes hayvanları ve bu bahçede tüm komşularla birlikte geçen neşe dolu günler.   

Henüz yedi yaşıma bile girmeden, bugün yıkılan Orduevinin yerinde olan tarihi bir yapı olan Kurtuluş İlkokulu’nda başlamıştım okula (Resim.1). Bir yarıyıl sonra okul binası yıkılınca da eğitimimize bugünkü yerine taşınan yeni binada (Resim.2) devam ettik öğretime.

O yıllarda ailem sayesinde Edirne’de çok güzel dostluk köprüleri kuruldu. Bunlardan biri, bir dönem dükkânında çıraklık yaptığım, Edirne’nin ilk (ŞAR) şarküteri (Resim.6) sahibi ve