ROL MODELİMİZ GÜLER ÇINAR

2010 Yılında başlayan Roman Açılımı ile Roman vatandaşlar toplumda daha görünür bir hale gelmesinin yolu açıldı. Aynı zamanda mantar gibi üreyen niteliksiz Roman Sivil Toplum yapıları oluştu. İçlerinde bazı Roman Dernek başkanları kendince Romanların temsilci rolüne soyundu. Basının ilgisi Romanlar(Çingene)  üzerine yoğunlaştı. İçlerinde  “rol model”  görüntüsüyle epeyce cilâlanan parlatılanlar oldu.  Cilânın İçine epeyce ajitasyon, yoksulluk hikayeleri serpiştirildi.

 “Çocukluğunda atık kâğıt toplayıcılığıyla geçindi” senaryosu ile bayağı ‘Elmas’ gibi parlatılanlar oldu.   Türkiye’ye rol model Roman kadın olarak servis edildi.

“Elmas Arus, hayat hikâyesini Hürriyet’ten Ece Çelik’e anlattı. Amasya’dan İstanbul’a göç ettiklerin 6 yaşında olan ve diğer 4 kardeşi de dâhil tüm ailenin atık toplayıcılığına başladığını anlatan Arus, “Bizde evde yaşayan herhangi birinin çalışmaması gibi bir konu söz konusu değil. Ben de 15 yaşına kadar kâğıt toplayıcılığı yapmaya devam ettim. Babam kültürel olarak kız çocuğunu okula gönderemeyeceğini düşündüğü için ‘Bari kör kalma’ diyerek bana okuma yazmayı öğretti” diyen Arus, “6-7 yaşlarındayken evden kaçarak çok yakındaki okula gittim. Müdürün odasında ‘Ben okumak istiyorum’ diye ağlamaya başladım. Babam da arkamdan koşuyormuş. O da odaya girdi. Müdür, ‘Çocuk okumak istiyor yazdırıver’ dedi. Bizim toplumda o dönemler bir kız çocuğunun okula gitmesi uzaya gitmek gibi bir şey. Bir mucize. Babam beni okula yazdırdı. Ailenin ilkokula giden kız çocuğu oldum” diye anlattı. 13 yaşındayken nişânlandırılmak istediğini ve buna karşı çıktığını; o dönem adının mahallede aykırı Elmas’a çıktığını anlatan Arus, ortaokulu dışarıdan bitirdiğini lise için de babasını “Yollamazsan devlet ceza yazacakmış” diye kandırarak okuyabildiğini söyledi. Anlatıdan iyi bir uydurulmuş/abartılmış Yeşilçam Sinema filmi üretilebilir, “Bir Çingene Kızının Kültürel Değişimi”

Türkiye’de basının ilgisiyle Roman Dernek başkanlarından bazıları rol model görüntüsüyle renklendirilmeye çalışıldı. Renk tamamen elitleştirilmiş, modernize edilmiş bir kimlik olarak karşımıza sergilendi.  Elbette işin gerçek rengi bu değildir. Roman’a verilen yeni bir Roman hikâyesi abartılarak romanlaştırıldı. Benim burada yazacaklarım gerçek bir Çingene/Roman bir kadının hikâyesidir.

Adı Güler Çınar, kendisiyle yıllar önce telefon konuşmasıyla tanışmıştım, telefonla görüştüğümde, Türkiye’de Roman Derneklerinin durumu hakkında ortak kanaatimiz uyuşuyordu. “Hepsi kendi çıkarlarını düşünüyor, Roman sorunları dertleri değil.” Özetle “İndirEgandi” hikâyeleri.  Roman Açılımının ilk yıllarında yapılan resmi bir toplantıya Roman kadınlardan örnek “Rol Model” konuşmacı olarak davet edildi. Üst dereceli bir kamu yöneticisi Roman bir kadının hemşire olmasına şaşırıyordu. Aklının bir köşesinde, “Demek ki okuyan, mücadele eden bir Roman kızı hemşire olabiliyormuş” düşüncesi yer almış. Güler, toplantıda dik duruşuyla, düzgün bir diksiyonla kendini yapmacıksız doğal haliyle anlatmıştı.

Güler, Edirne /Uzunköprü doğumlu. İçimizde toplumsal kabuğunu kırabilmiş ender Roman kadınlardan biri. İçindeki ruh hali, bahar mevsiminin ılık meltem rüzgârının etrafa yaydığı gül kokusundan farksızdır. Kendisinde yaşamanın renkli izlerini bulmak mümkündür.   Babası yıllar önce kendi sosyal kimliğini kırarak bir okula hademe olarak girdi. 657 sayılı devlet memuru olarak çalıştı. Kızını kâğıt toplamaya göndermedi. Kızını imkânları doğrultusunda hemşire olmasını sağladı. Güler’in yakın ailesinden epeyce kamuda çalışan yakın akrabaları var.  Bazıları yönetici kapsamında görev yapıyor. Güler, ne Romanlığından ne de Çingeneliğinden utanmamıştır. Cesaretiyle ‘ben bir Çingene kızıyım” diyebilen cesareti vardır. Mesleğine aşık bir anne. Aile kökeni benim gibi Bulgaristan. Balkanlarda saklı kalan Hıdrellezin etrafa yaydığı bahar kokusunu yüzünde okumak mümkündür.

Çalıştığı hastane de yakın çalışma arkadaşları onun güler yüzlü davranışlarına, doğallığına hayran kalırlar. Çalıştığı hastanenin servisinde hastalara, insanlara sıcak duygularla yaklaşır, yapmacılığa, ajitasyona asla yer vermez. Korona virüs günlerinde çalıştığı hastane de günlerce sandalye de, yerde uyuduğu günler oldu. Diğer çalışma arkadaşları gibi.  

Güler’in başarılı ve ödüllü tekvandocu bir kızı var. Milli sporcu olmanın yolunu çoktan aşmış, annesinin hem gülü hem bülbülü.

Güler’in yaşamındaki pozitif enerji ‘bizim Çingenemiz’ dedirtecek cinsten. Hayata küsmeyecek kadar cesareti ve güzel bir yüreği var.  Doğruları savunan, etik ve ahlaki değerlerden taviz vermeyen bir anlayışa sahiptir En büyük değer insanın içindeki ruh güzelliğidir. Ruh güzelliğinin en güzel örneği Güler’imizdir. Saklı kalmış rol modelimizdir.  Güler’imizin yüzü hep gülsün, içindeki bahar esintisi hiç kaybolmasın, kızınla uzun yıllar mutlu olmayı nasip etsin.