YÜKSEL BEŞTEPE’NİN ARDINDAN

Edirne Kıyık semti bir rivayete göre; Edirne'nin kuşatıldığı sırada, seher vakti sabâ ( tan yerinin ağarmasından hemen önceki zaman dilimi)  makamında okuduğu etkileyici ve güzel sabah ezanıyla hem askerleri hem de padişah Sultan I. Murad'ı büyülemiştir. Padişah ezandan çok etkilenip kendisine "Baba, çok kıyak (güzel) bir ezan okudun" demesi üzerine Şakir Baba, halk arasında Kıyak Baba olarak anılmaya başlanmıştır. “Kıyak Baba” lakabı zamanla semtin adını kıyık’a dönüştürmüştür.  

Kıyık semti, çok eskilerde çok kültürlü bir semtti. Balkan göçleri ile değişen demografik yapı Müslüman halk kadar, Hristiyan toplumlarının demografik yapısını değiştirmiştir. Kıyık semti daha çok köylü sınıfından oluşmaktaydı. Semt Sınıfsal olarak çiftçilik, hayvancılık, esnaflık ve işçi sınıfını barındırmaktaydı. Bir anlamda diğer yerleşim alanları gibi yoksulluğunu aşmaya çalışan bir semtti. 1970’li yıllarda göç alan Edirne, çok sayıda Anadolu insanını bağrına basmıştır. Çoktan bağrına bastıkları arasında Çanakkale-Lapsekili Yüksel Beştepe’de vardı. Kıyık Caddesi üzerinde küçük bir bakkal dükkânında küçük bir sermeye ile bakkallığa başladı. Evi de bakkala on metre mesafedeydi. Üç erkek çocuğu vardı.

1970’li yıllarda mahallemizde birkaç bakkal dükkânı olmasına rağmen genellikle rafları boş, 15-16 çeşit ürünün satıldığı yerlerdi. Alışveriş seçeneği genelde Kıyık Caddesi üzerinde bulunan bakkal dükkânları tercih edilirdi. Yüksel Beştepe’nin ticari mantığı,  para kazanmaktan daha ziyade müşterilerinin sevgisini kazanmaktı.  Bakkal dükkânı diğer bakkallara benzemiyordu, içinde ticari nezaket ve insan hoş görüsü kokardı. Alışveriş yaptığım günlerde paramın yetmediği günleri hiç unutamam, eksik parama karşı aldığım ürünlerden hiç birini geri almazdı, ‘daha sonra verirsin’  derdi. Nitekim de eksik parayı mutlaka öderdim. Bazen de eksik paraya “benden olsun” deyip bir de, “aç ağzını bakayım” diyerek akide şekeri verirdi. Bu davranışı genel olarak sevdiği diğer çocuklara da yapardı.

Ortaokula başladığım günün birinde beni kravatlı olarak gördüğünde, “aferin çocuğum okuyun, adam olun” diyen ilk kişi olduğunu hiç unutamam. Yıllar yılı kovaladı, Kıyık Caddesi 1990’yılların başlarında cadde genişletme çalışmaları başladı. Yüksel Beştepe’nin bulunduğu bakkal kısmı cadde boyunca istimlak edildi. Bakkallık sona erse bile Allah herkesin temiz kalbine göre rızık verir misali,  yeni aldıkları kamyonla çocuklarıyla birlikte gıda toptancılığına başlarlar. Daha sonraları üç erkek kardeş Yılmaz, Yavuz ve Necip kendilerine ait farklı ticaret alanlarına yöneldiler. Necip Beştepe EGE GIDA isimli bir limitet Şirket kurdu. Necip Beştepe’yi iş yerinde ziyaretlerimde karşılaştığımızda babası Yüksel amcayla sohbetimiz hep Kıyık semti olurdu. Bir heyecan, bir mutluluk anılarından söz ederdik.  

Türk edebi dünyamızda bir söz vardır,  “Baki kalan bu gök kubbede hoş bir sada bırakmak” sözünde olduğu gibi, Yüksel Beştepe, benim yaşamımda hoş bir sada bırakan bir karakter yapısına sahipti. Mütevazi bir kişiliğe sahip 88 yaşındaki Yüksel Beştepe’yi 23 Ağustos günü Kıyık Camisinden uğurladık. Kıyık’a veda etti. Vasiyeti üzerine Lapseki ilçesine defnedildi. Yüksel Beştepe Kıyak Baba’nın ruh güzelliği arasında aramızdan ayrıldı, kabri cennet olsun.