‘Çocuğumuza da öğretmenimize de sahip çıkalım’
Hürriyetçi Eğitim Sen İl Başkanı Yakup Öz, son dönemde okullarda yaşanan olaylar ve artan disiplin sorunlarına ilişkin kapsamlı bir basın açıklaması yaptı. Sorumluluğun yalnızca devlet kurumlarına veya öğretmenlere yüklenemeyeceğini belirten Öz, ailelerin dijital çağdaki sorumluluklarına ve öğretmenlerin mesleki otoritesinin korunmasına dikkat çekti.
Eğitimin ilk ve en önemli kurumu olan ailenin rolüne dikkat çeken Yakup Öz, günümüzde çocukların odalarının sokaktan daha büyük riskler barındırabileceğine işaret etti. Ebeveynlerin çocuklarına yalnızca maddi imkân sunmasının yeterli olmadığını belirten Öz, şunları kaydetti:
“Son dönemde okullarımızda yaşanan bazı istenmeyen olaylar üzerinden bütün sorumluluğu Valiliğe, Millî Eğitim Müdürlüğüne, okul yöneticilerine, öğretmenlere veya emniyet teşkilatına yüklemek doğru değildir.
Evet; devlet kurumlarının, okul yönetimlerinin ve öğretmenlerimizin elbette görev ve sorumlulukları vardır. Ancak bugün geldiğimiz noktada çok daha önemli bir gerçeği konuşmak zorundayız:
Çocuğun hayatındaki ilk ve en önemli eğitim kurumu ailedir. Dijital çağda çocuklarımızın odaları bazen sokaktan daha büyük riskler taşıyabiliyor. Çocuğumuz odasına çekiliyor. Elinde telefon, karşısında bilgisayar…
Peki biz anne ve babalar olarak gerçekten biliyor muyuz; Çocuğumuz internette ne yapıyor? Kimlerle arkadaşlık ediyor? Kimlerle yazışıyor? Hangi içerikleri izliyor? Nelerden etkileniyor? Kimi kendisine örnek alıyor? Hangi sosyal medya hesaplarını takip ediyor? İnternette kimlerle iletişim kuruyor?
Birçoğumuzun bu sorulara vereceği cevap maalesef “Tam olarak bilmiyorum.”
Peki internet kullanımını denetlemek, gerekli filtreleri oluşturmak, çocuğumuzun dijital dünyadaki faaliyetlerini takip etmek için kaçımız gerçekten çaba gösteriyoruz?
Çocuğumuzun her istediğini yapmak, eline telefonu vermek, bilgisayarı önüne koymak ve sonrasında ortaya çıkan her sorunun çözümünü okuldan, öğretmenden, idareden veya devletten beklemek doğru değildir.
‘ARTIK EBEVEYNLER OLARAK BİZLER DE SORUMLULUK ALMALIYIZ’
Çocuğumuza sadece maddi imkân sunmak ebeveynlik değildir. Çocuğumuzu dinlemek, onunla konuşmak, arkadaşlarını tanımak, dijital dünyasını takip etmek, doğru ile yanlışı anlatmak, gerektiğinde “Hayır” diyebilmek ve yanlış yaptığında onun karşısında durabilmek de ebeveynliğin gereğidir.
Bir başka önemli konu ise öğretmenlerimizin ve okul yöneticilerimizin yalnız bırakılmamasıdır.
Öğretmen, sınıfta öğrencisine sınır koyabilmelidir. Disiplini sağlamak zorundadır. Gerektiğinde öğrencisini uyarmalı, gerektiğinde sert ve kararlı bir şekilde müdahale edebilmelidir.
Elbette hiçbir eğitimcinin öğrencisine karşı hukuka, insan onuruna ve meslek etiğine aykırı davranmasını savunmuyoruz. Ancak meşru sınırlar içerisinde yapılan bir uyarı, sınıf yönetimi veya disiplin uygulaması nedeniyle öğretmenin sürekli şikâyet edilmesi, soruşturma tehdidi altında bırakılması ve yalnızlaştırılması da kabul edilemez.
Bugün öğretmene; “Öğrenciye dokunma, sesini yükseltme, uyarma, disiplin uygulama, veliye karşı dikkatli ol…” denildiğinde, yarın o sınıfta öğretmenin otoritesini nasıl koruyacağız? Öğretmenin otoritesi yok edilirse sınıf yönetimi zayıflar, okul kültürü bozulur ve bundan en büyük zararı yine öğrencilerimiz görür.
Çocuğunun söylediği her şeyi doğru kabul eden, öğretmeni dinlemeden okul yönetiminin karşısına çıkan, en küçük disiplin probleminde öğretmeni suçlayan anlayıştan artık uzaklaşmalıyız. Önce dinlemeliyiz. Önce anlamalıyız. Sonra karar vermeliyiz. Ve özellikle eğitimcilerimizin görevini yapmasını zorlaştıran, onları sürekli şikâyet ve soruşturma baskısı altında bırakan anlayışın da yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.
‘ÖĞRETMEN YALNIZ KALIRSA, EĞİTİM YALNIZ KALIR’
Bir öğretmen, arkasında okul yönetiminin, Millî Eğitim teşkilatının ve gerektiğinde ilgili kurumların olduğunu bilmelidir.
Bir öğretmen, öğrencisinin eğitimi ve güvenliği için görev yaptığında “Acaba yarın hakkımda bir şikâyet gelir mi?” endişesi taşımamalıdır.
Eğitimciyi korumak, yanlış yapan eğitimciyi korumak değildir. Görevini hukuk ve meslek ilkeleri içerisinde yapan öğretmenin arkasında durmak; eğitim sisteminin, okul düzeninin ve öğrencinin geleceğinin arkasında durmaktır.
Bugün öğretmenlerimizin en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de güven, destek ve mesleki otoritedir.
Biz Hürriyetçi Eğitim Sen olarak öğretmenimizin yanında olmaya devam edeceğiz.
Ancak şunu da açıkça söylüyoruz: Çocuklarımızın geleceğini yalnızca öğretmenden bekleyemeyiz. Aile, okul, öğretmen, idare, Millî Eğitim, emniyet ve toplum birlikte hareket etmelidir. Anne ve babalar çocuklarının elinden tutacak. Öğretmen sınıfına sahip çıkacak. Okul yöneticisi öğretmeninin yanında duracak. Kurumlar görevini yapacak. Ve devlet, görevini yapan eğitimcisini yalnız bırakmayacak.
Çünkü mesele sadece bugün yaşanan bir olay değildir. Mesele çocuklarımızın nasıl bir toplumda, nasıl bir eğitim ortamında ve hangi değerlerle yetişeceğidir.
Artık herkes kendi sorumluluğunu yerine getirmelidir.
Çocuğumuza sahip çıkalım. Öğretmenimize sahip çıkalım. Okulumuza sahip çıkalım. Eğitime sahip çıkalım. Çünkü öğretmeni yalnız bırakırsanız, bir süre sonra sınıfı da yalnız bırakırsınız.” Haber Merkezi