DOMUZLAR DİKTATORYASI  /  EMPERYALİST HAYDUTLAR

Hayvan Çiftliği, George Orwell'in, Stalinist Sovyetler Birliği'ni ve komünizmin yolsuzlaşmasını hicveden alegorik içerikli romanıdır. Devrim sonrası totaliter yönetimlerin tehlikelerine ve gücün nasıl yozlaşabileceğine dair güçlü bir eleştiri içeren bu roman, özgürlük amaçlı bir devrimin nasıl tek adamlığa evrilebileceğini gözler önüne serer. George Orwell’in alegorisi, bugün özgürlüğün saldırıya uğradığı her durum ve yerde güncelliğini koruyor.

Kapitalist Donalt Trump’ın küresel zorbalığını, ABD’nin emperyalist haydutluğunu veya Siyonist Netanyahu’nun Filistin ve Gazze katliamlarını, Çin’in Doğu Türkistan’da soydaşlarıma çektirdiklerini de bu içerik perspektifinden değerlendirmemiz gerekir. Siz bunlara halkının özgürlüklerini kısıtlayan Molla rejimini de, iktidarını  sürdürebilmek için hukuk dışı uygulamalara başvuran herhangi bir devlet başkanını da ekleyebilirsiniz. Gücü eline geçirenin, en gelişmiş silahlara ve dijital teknolojilere sahip olanın, ne yaparsa yapsın hep haklı olduğu bir dünyanın mahkumları haline geldik. Siz Mehdi’yi bekleye durun, İblis her yerde düzenini inşa ediyor.

Sosyoloji bilimi ile ilgilenen her aydının,  klasik demokrasi tanımlarının artık sadece bir fanteziden ibaret olduğunu tartışmaya başladıklarını düşünüyorum. Batı medeniyeti kendi değerleriyle yeniden hesaplaşma mecburiyetini hissetmelidir. Demokrasi, keşke filozofların algoritmalarıyla hep erdemli gelişse ve hukuk adamlarının sistemleştirdiği insan onuruna en uygun yönetim biçimi olarak gezegenimizin huzur ve barışına katkı sağlasaydı. Ne yazık ki, Hümanizm maskesi  yırtılınca ortaya çıkan, dişlerinden mazlumların kanı süzülen çağdaş tagutların karanlık ve iğrenç yüzleridir.

Barış ne efsunlu bir kelime. Ama ebedi barış tarihte de hiç olmadı ki! Semavi dinlerin insanlığın ilk atası olarak bildirdiği Hz.Adem,  Peygamber olmasına rağmen çocukları Habil ile Kabil’in kavgasını önleyememiş, Kabil kardeşini katletmişti. Koskocaman bir dünyada neyi paylaşamamışlardı? İnsan nasıl doyumsuz bir varlık veya nefs ne dizginlenemez bir puttur! İnsanın doğasında zıtlıklar birlikte yaratılmış. İyi ile kötü, doğru ile yanlış, gece ile gündüz, kavga ve barış, sevgi ve nefret…

C.Orvell’in işaret ettiği gibi, gücü eline geçiren “daha büyük, en büyük, tek büyük” olmak isterken, insanlar da maalesef hep güçlüden yana olmayı yeğliyorlar. Kim bilir belki onun sağlayacağı imkanlardan yararlanmak veya ayakta kalabilmek için kendilerini buna mecbur hissediyorlar. Bir kötünün yedi mahalleye zararı dokunduğu bilinirken, iyiliği ve iyileri seçmek üstün bir ahlakı, zorlu bir sınavı gerektiriyor şüphesiz. O nedenle, güçlü haksız bile olsa zulmüne ortak bulmakta zorlanmıyor. Çünkü etik değerlerden nasipsiz olanlar, çıkarları için fırıldak gibidirler, güç merkezi değiştikçe onlar da o tarafa dönerler. Köpeklerin görevi insafsız avcıya hizmet etmektir.

Şu mübarek günlerde bile katliamlarına devam ediyor Siyonist şeytanlar. ABD ve İsrail’in orantısız güçle devam eden saldırganlığının hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Deli danalar, kırmızı görmüş boğalar gibi akıllarına koydukları her ülkeye saldırıyorlar. Ne hak ne hukuk gözetiyorlar. Merhametsiz, vicdansız, ahlaksız ve acımasız şekilde mazlumların kanını dökmeye devam ediyorlar.

Yalnız Venezuella’da, Filistin, Irak ve Suriye’de yaptıkları hesaplar tutsa da İran bu haydutların planlarını paramparça etmiştir. İran 2500 yıllık kadim bir devlettir.  Pehlevi hanedanına kadar bu toprakların sahibi Türklerdi. İran ne kadar dayanabilir, ekonomik ve askeri  gücü hangi büyüklüktedir bilemem. Ama bildiğim bir şey var ise; ezanların ve şehadetlerin ayağa kaldırdığı, birleştirdiği İran halkı Evangelist Hristiyan ve Siyonist ittifakının kabusu olmaya devam edecektir. 200 çocuğun çığlıkları ve hedef yapılan hastanelerden yükselen feryatlar arzı da arşı da titretmeye yeter, Hakk bir gün tecelli eder diye umut ediyorum.

Şimdi İngiltere, Fransa ve Almanya da ABD’ye yardım için savaş gemilerini yola çıkardılar. Bu bile Batı ittifakı için işlerin iyi gitmediğinin bir göstergesidir. İran üstelik yapayalnız. Müslüman Arap dünyası bile İsrail’in yanında. Yüz sene önce Atatürk ve Kuva-yı Milliye öncülüğünde böyle bir canavar sürüsüne karşı canımızı dişimize takarak savaşmış, kazanmıştık. Anadolu’da gerçekleştirdiğimiz TÜRK MUCİZESİ tüm mazlum milletleri cesaretlendiren canlı bir örnektir. İran inşallah böyle bir sınava hazırlıklıdır.

Devletlerin yönetimleri, komşularımızın yanlış siyasi tercihleri ayrı bir tartışma konusudur. Biz kendi iktidarımızın yanlışlarına da sessiz kalmayız. Ama halklar masumdur, mazlumdur. O nedenle misyonumuz; zalimin zulmüne karşı, mazlumun, hakkın ve adaletin yanında olmaktır. Parolamız: ”YURTTA BARIŞ, CİHANDA BARIŞ” tır. Allah komşumuzun yardımcısı olsun. Zalimlere lanet yağsın!