‘Duru, Gülden, Gizem yaşamalıydı’

Edirne Çocuk Hakları Derneği Başkanı Av. Nebahat Çavuş, Edirne’de Duru, Gülden ve Gizem’in yaşıtları erkek arkadaşları tarafından öldürülmesinin ciddi bir toplumsal alarm olduğunu belirtti. Çavuş, “Çocukların silahlara bu kadar kolay erişebilmesi, devletin ve ailelerin bu konuda yeterli hassasiyet ve denetimi sağlayamadığını göstermektedir. Bireysel silahlanmanın kolaylaşması Çocuklarında silaha erişimini kolaylaştırmaktadır” dedi.

Edirne Çocuk Hakları Derneği Başkanı Av. Nebahat Çavuş, Edirne’de bir süre önce üç kız çocuğunun yaşıtları tarafından öldürülmesine tepki göstererek, bunun bireysel suç olarak değerlendirilemeyeceğini, toplumsal bir alarm olduğunu belirtti.

 Çavuş, yaptığı yazılı açıklamasında şunları kaydetti:

“Çocukların duygusal gelişimi, toplumsal cinsiyet algısı, şiddetin normalleşmesi, silaha erişim, dijital kültür, aile içi iletişim eksikliği ve çocuk koruma mekanizmalarındaki boşlukların birlikte ele alınmasını gerektiren ciddi bir toplumsal sorundur.

Hepimizin gördüğü, duyduğu gibi özellikle ergenlik dönemindeki ilişkilerde; reddedilmeyi kabul edememe, kontrol etmeyi sevgi sanma, kıskançlığı normalleştirme ve öfkeyi güç göstergesi olarak görme gibi yanlış öğrenilmiş davranışlar şiddete dönüşebilmektedir. Çocukların kesici, delici ve ateşli silahlara kolay ulaşabilmesi ise bu şiddeti ölümcül hale getirmektedir.

Toplum çoğu zaman kız çocuklarına “dikkatli ol” demeyi yeterli görürken, oğlan çocuklara sınır, rıza, saygılı ilişki kurma ve karşı tarafın “hayır” deme hakkını kabul etme yeterince öğretilmemektedir.

Ayrıca sosyal medya, diziler, oyunlar ve bazı dijital içerikler; öfkeyi kahramanlık, kıskançlığı aşk, saldırganlığı güç, silahı ise prestij gibi gösterebiliyor. Ergenlik çağındaki çocuklar bu davranışları model alabilmektedir.

Kadınların ve kız çocuklarının güçlenmesi için önemli çalışmalar yapılırken; oğlan çocuklara yönelik duygusal gelişim, öfke kontrolü, sağlıklı ilişki kurma ve şiddetsiz iletişim alanlarında yeterli çalışma yapılmaması sorunların çözümünü zorlaştırmaktadır.

Bir an önce oğlan çocuklara; öfkenin yönetilebilir olduğu, sevginin kontrol etmek olmadığı, “hayır” cevabının kabul edilmesi gerektiği anlatılmalıdır. Spor kulüpleri, gençlik merkezleri, okullar ve mahalle çalışmaları kapsamında oğlan çocuklarla düzenli sosyal-duygusal programlar yürütülmelidir. Çünkü şiddet çoğu zaman öğrenilmiş bir davranıştır ve değiştirilebilir.

‘ÇOCUKLARA RIZA VE SAYGI KONULARINDA DA EĞİTİM VERİLMELİDİR’

Kız çocuklarına ise güvenli ilişkiyi ayırt etme, psikolojik baskıyı tanıma, tehdit karşısında destek isteme ve dijital şiddeti fark etme konularında destek verilmelidir. Ancak bu yaklaşım, “kendini koru yoksa suç senin olur” anlayışıyla değil; çocuk hakları perspektifiyle ele alınmalıdır.

Birçok çocuk duygularını anlatacak alan bulamıyor, reddedilmeyi konuşamıyor ve öfkesini paylaşamıyor. Ailelerin yalnızca başarıyı değil; duyguları, ilişkileri, hayal kırıklıklarını ve kırgınlıkları da konuşabildiği güvenli ortamlar oluşturması gerekmektedir.

Okullarda çocuklara yalnızca akademik bilgi değil; duygularını ifade etme, öfke kontrolü, çatışma çözme, dijital ilişkiler, sınır koyma, rıza ve saygı konularında da eğitim verilmelidir. Bu çalışmalar rehber öğretmenler, psikologlar ve yaş grubuna uygun atölyelerle düzenli şekilde yürütülmelidir.

Okul, aile ve rehberlik sistemi bu davranışları “ergenlik normalidir” diyerek geçiştirmemeli, ciddiyetle ele almalıdır.

Çocukların silahlara bu kadar kolay erişebilmesi, devletin ve ailelerin bu konuda yeterli hassasiyet ve denetimi sağlayamadığını göstermektedir. Bireysel silahlanmanın kolaylaşması Çocuklarında silaha erişimini kolaylaştırmaktadır. Silahlanmanın yaygınlaşması için yasal düzenlemeler kadar aileler bilinçlendirilmesi ve okul çevrelerinde denetimlerin arttırılması zorunludur. Çocukların korunması için olaylar yaşanmadan önce önlem alan bir sistem kurulmalıdır. Çocuklar birbirini öldürerek büyümemelidir.” Haber Merkezi

Bir kız çocuğunun “hayır” deme hakkı yaşam hakkıdır.

Edirne Çocuk Hakları Derneği olarak tüm kamu kurumlarını, yerel yönetimleri ve sivil toplum kuruluşlarını çocukların korunmasına yönelik ortak kız ve oğlan çocukları kapsayan çalışmalar yürütmeye davet ediyoruz.

Unutmayalım; çocuklar hepimizin sorumluluğu ve geleceğidir.” Haber Merkezi