EDİRNE TİCARET VE SANAYİ ODASI

Kentlerin geçmişten günümüze uzanan gelişim serüvenleri ve ekonomik güçleri ile geleceğe yönelik hedefleri, kentin ticaret ve sanayi hayatına yön veren kurumlarıyla şekillenmektedir.

Dolayısıyla ticaret ve üretimin örgütlenmesi, tarih boyunca farklı kurumlar aracılığıyla yürütülmüştür. Ahilik teşkilatı ve lonca sistemiyle şekillenen bu gelenek, Osmanlı döneminde ticaret odalarının kuruluşuna, Cumhuriyet döneminde ise bugünkü anlamda Ticaret ve Sanayi Odalarının gelişimine uzanmıştır.

Cumhuriyet Türkiye’sinde de Ticaret ve Sanayi Odaları, yalnızca iş dünyasının temsil edildiği meslek kuruluşları değil, aynı zamanda bulundukları kentlerin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimine tanıklık eden, bu gelişime yön veren önemli kurumlardır.

Edirne Ticaret ve Sanayi Odası da 1885 yılına uzanan geçmişiyle kentin ticaret ve sanayi hayatının önemli kurumlarından biridir. Kurulduğu günden bugüne farklı dönemlerden, farklı yönetimlerden ve farklı ekonomik koşullardan geçen Oda, yalnızca ticaret erbabı ve sanayicinin temsil edildiği bir meslek kuruluşu olarak değil, aynı zamanda Edirne'nin gelişiminde söz sahibi olması beklenen önemli bir kent kurumu olarak da değerlendirilmelidir.

Edirne Ticaret ve Sanayi Odası'nın 100. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla 1985 yılında Özlem Ağırgan, Oral Onur ve Ender Bilar tarafından hazırlanan “Yüzüncü Yıl Anısına 1885-1985:Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Rehberi” adlı kitabın yazarları arasında yer almam, kurumun tarihsel gelişimini ve kent yaşamındaki yerini yakından inceleme fırsatı vermişti. Bu çalışma, Oda'nın geçmişine ilişkin birikimin yanı sıra, bugünkü rolünü ve gelecekte nasıl bir kent kurumu olması gerektiğini sorgulamanın önemini ortaya koymaktadır. .

Bugün yeni bir seçim sürecine girilirken, bu sorgulama daha da anlam kazanıyor. Mesele yalnızca kimin başkan olacağı, hangi listenin kazanacağı ya da yönetimin kimlerden oluşacağı değildir. Asıl mesele, Oda'nın Edirne'nin ekonomik ve toplumsal gelişimine bugüne kadar ne kattığı ve bundan sonra nasıl bir sorumluluk üstleneceğidir.

Eğitimden kültüre, sosyal yaşamdan kentin geleceğine uzanan geniş bir çerçevede, nasıl bir iz bıraktığı ve nasıl bir gelecek hedeflediği üzerinde durulmalıdır.

Çünkü bir kurumun geçmişi, bugünkü yönetimini anlamak, bugünkü çalışmaları ise gelecekteki beklentileri değerlendirmek açışından önemlidir.

Bu bağlamda başkanlık görevini üstlenenlerin de, ticari yaşamlarındaki etik değerleri ve güvenilirlikleriyle birlikte temsil ettikleri kurumun kimliğini ve temsil yetkisini nasıl kullandıkları, hangi projelerle kentin ticaret hayatı başta olmak üzere iş dünyasını geleceğe taşıyacak insan sermayesinin gelişmesine ve bu sermayeyi besleyen kültür birikimine ne ölçüde katkı sundukları iyi ölçülmelidir.

Nitekim Edirne Ticaret ve Sanayi Odası'nın (ETSO) Hamzabeyli Sınır Kapısı'nda gerçekleştirdiği TIR Parkı yatırımı kapsamında, eski başkan R.Z. döneminde TOBB iştiraki Gümrük ve Turizm İşletmeleri A.Ş. (GTİ) ile kurulan yüzde 50 ortaklık, sonraki dönemde kurumsal ve hukuki bir uyuşmazlığa dönüşmüştür. Lütfü Karakaş'ın “Ham-1 ve Ham-2” başlıklı yazılarında aktardığı üzere, 2018 yılında imzalanan sözleşmenin bir ortaklık değil, kâra dayalı kira sözleşmesi olduğu, 2020 yılında ETSO Meclisinin onayı alınmaksızın sözleşmenin değiştirildiği ve bu değişikliğin ortaklık hakları ile mali yükümlülükler bakımından ETSO aleyhine sonuçlar doğurduğu belirtilmektedir. Ayrıca GTİ tarafından TIR Parkı'nın genişletilmesi amacıyla yapılan yatırımların maliyetlerinin ETSO'ya yansıtılması ve bu ödemelerin gerçekleştirilmemesi hâlinde ortaklık payının etkilenebileceği iddiaları tartışmanın temel unsurlarını oluşturmaktadır.

Gazeteci-Yazar Lütfü Karakaş'ın yaklaşık bir yıl önce ayrıntılarıyla aktardığı bu süreç, ETSO'nun kurumsal hafızasında ve bugün yaşanan gelişmelerde karşılığını bulmaktadır. Dönemin yönetim anlayışıyla şekillenen bu ortaklık modelinin sonuçları, bugün kurumun haklarının ve malvarlığının korunması bakımından da önem taşımaktadır.

Sezai Irmak başkanlığındaki ETSO yönetiminin söz konusu işlemleri ve mali ilişkileri inceleyerek konuyu yargıya taşıması, geçmiş dönemde oluşturulan ortaklık modelinin yeniden sorgulanmasına neden olmuştur. Bu uyuşmazlık, yalnızca iki yönetim arasındaki bir görüş ayrılığı değil, oda mal varlığının korunması, kurumsal karar alma yetkisi, sözleşmelerin uygulanması ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında hesap verebilirlik açısından da önem taşımaktadır.

Öte yandan, ETSO’nun son dönemdeki mali büyüklüğü de yönetim performansının değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken göstergelerden biridir. 2022 yılında 8,65 milyon lira düzeyinde olan oda bütçesinin 115 milyon liraya yükselmesi, bütçe büyüklüğünde yaklaşık 13,3 katlık bir artışa işaret etmektedir. Bu artış, ETSO’nun mali kapasitesindeki değişimi ortaya koyarken, kaynakların hangi hizmetlere ve yatırımlara dönüştürüldüğü de ayrıca değerlendirilmelidir.

Bütün bu gelişmeler, ETSO’nun mali kaynaklarının büyüklüğü kadar, bu kaynakların ve kurumun sahip olduğu hakların nasıl korunup yönetildiğinin de önemli olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla bugün hem mevcut ETSO yönetimi hem de seçimlerin ardından görevi devralacak yeni yönetim, kurumun haklarını, malvarlığını ve varsa uğradığı zararları koruma ve takip etme sorumluluğunun bilinciyle hareket etmelidir.

Dolayısıyla bir kurumun sorumluluğu, yalnızca mevcut haklarını ve birikimlerini korumakla sınırlı değildir. Aynı zamanda kentin geleceğini şekillendirecek ekonomik, sosyal ve kültürel gelişime katkı sunacak insan kaynağının yetişmesine de öncülük etmelidir. Bu noktada, seçilecek başkanın yalnızca ticari birikimi ve temsil yeteneği değil, insan yönetme sanatı, ekip oluşturma, kurumsal iletişim ve toplam kalite yönetimi gibi çağdaş yönetim anlayışlarına ilişkin bilgi, tecrübe ve becerileri de önem taşımaktadır. Çünkü bir kurumu geleceğe taşıyan, yalnızca alınan kararlar değil, bu kararları hayata geçirecek insanları ortak hedefler doğrultusunda yönetebilme ve geliştirebilme kapasitesidir.

Yaşadığımız küreselleşme sürecinde, bilgi toplumunun en önemli varlığının “Bilgi İnsanı” olduğu gerçeği unutulmamalıdır.

Geçmiş dönemlerde ETSO başkanlarının kentin kültür ve sanat yaşamına katkılarının sınırlı kaldığı düşünüldüğünde, Sezai Irmak’ın ticari yaşamındaki tecrübelerinin yanında 23 yıllık kültür, sanat ve eğitim birikimi, başkanlık dönemine farklı bir boyut kazandırmıştır. Çocukların ve gençlerin eğitimine katkı sunmak amacıyla iki eğitim kuruluşunu Edirne’ye kazandırması da bu birikimin somut örneklerindendir.

Bu deneyimin ETSO’nun ekonomik vizyonuyla buluşması, kültür, sanat ve eğitimin kent ekonomisinden ayrı düşünülemeyeceğini göstermektedir. Çünkü bir kentin geleceği yalnızca ticaret ve sanayiyle değil, kültürel birikimi, eğitim olanakları ve yetişmiş insan gücüyle de şekillenmektedir.

Başkanlık döneminde kentin gastronomi kültürünün gelişmesi amacıyla hayata geçirilen “Gastro Akademi ve Gelecek Mutfakta” ile EU Climate Ideathon - İklim Çözümleri Projesi (2026), Edirne Üretim Ekosisteminde Yeşil ve Dijital Dönüşüm Kapasitesinin Artırılması Projesi (2025–2026) ve  EuProjectLab – AB Gençlik Projeleri Atölyesi gibi projeler kentin kültürel ve sosyal yaşamına katkı sağlamıştır.  

Bu bağlamda Sayın Irmak’ın bu alanlardaki çalışmalarının Edirne ve iş dünyasına katkısını değerlendirmek nihayetinde ETSO üyelerinin takdirindedir. Bu takdir de bu hafta sonu gerçekleşecek olan seçimlerde ortaya çıkacaktır.

Edirne’nin kazanması dileğiyle, Kırmızı, Mavi ve Beyaz renklerle seçimlere katılan tüm adaylara başarılar diliyorum.