Edirne’de batık krediler 2,5 milyar lira oldu
Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, Ahilik Haftası’nda Edirne’nin ekonomik tablosunu gözler önüne serdi. Kentteki toplam nakdi kredinin 87 milyar TL’yi, batık kredilerin ise 2,5 milyar TL’yi aştığını belirten Meriç, "Halkı borçla terbiye etmeye çalışıyorlar" dedi.
Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, Ahilik Haftası vesilesiyle yaptığı yazılı açıklamada, Edirne’deki ekonomik tabloya ve çiftçilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. İktidarın ekonomi politikalarını eleştiren Meriç, Edirne’deki toplam nakdi kredinin 87 milyar 651 milyon TL'yi, batık kredilerin ise 2 milyar 493 milyon TL'yi aştığını belirtti.
Meriç, açıklamasında şunları kaydetti:
“Uluslararası finansal kuruluşlarda para, kur ve kalkınma ekonomisi üzerine çalışmış bir iktisatçı ve Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı olarak sahadaki rakamlara baktığımızda; karşımızda Ahilik ahlakıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan, halkını borçla terbiye etmeye çalışan vahşi bir borç sarmalı ve çöküş tablosu duruyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) 2026 yılı haziran ayı güncel verileri ve finansal piyasalardan yansıyan acı gerçekler meydandadır: Edirne’de sektörün toplam nakdi kredisi 87 milyar 651 milyon TL’yi (sektör geneli 90 milyar 145 milyon TL) aşmış durumda. Daha da vahimi; takipteki alacaklar (batık krediler) Edirne’de 2 milyar 493 milyon TL’ye dayanmıştır. Bunun 2 milyar 332 milyon TL’si mevduat bankalarında, 824 milyon TL’si ise yerli özel bankalardadır. Türkiye genelinde bireysel kredi kartı ve kredi takip oranının %5.25 ile 2014 yılından bu yana tarihin en yüksek seviyesine tırmandığı bu ekonomik yıkım ikliminde, serhat şehri Edirne nefes alamaz hale getirilmiştir.
‘BU KRİZ BİR "PİYASA AYARI" DEĞİL, TERCİHTİR’
İktidarın seneler boyunca izlediği eksik ve yanlış ekonomi politikaları, ekonomiyi katma değerli üretimden koparıp, üretmeyeni ödüllendiren, tarlayı-çiftçiyi tasfiye eden, kentleri ve ülke ekonomisini betonla ve sıcak parayla şişiren bir rant modeline mahkûm etmiştir.
Bugün ülkemizde mazotun litresinin 100 TL’yi aştığı gerçeği ortadadır. Başta Edirne’deki çiftçimiz olmak üzere üreticiler mazotunu, gübresini, tohumunu alırken döviz bazlı maliyet baskısı altında ezilmekte ve tarlasını banka kredisiyle sürmektedir. Ayrıca birçok çiftçimizin bu sene üretimden vazgeçtiğini de görmekteyiz. Esnafımız dükkanının kirasını, elektriğini ve stopajını ödeyebilmek için kredi kartının asgarisini bile çeviremiyorsa; geniş tanımlı işsizlik %30’lara dayandıysa ve vatandaş temel tüketimini dahi kart borcuyla karşılıyorsa, bu bir "küresel enflasyon kaderi" değildir!
Bu; AKP rejiminin 22 yıldır sürdürdüğü, üretim yerine rantı, fabrika yerine AVM’yi, üreten ve planlı sanayi yerine ithalatı koyan, Türk çiftçisini ve esnafını uluslararası finans lobilerinin kucağına iten bilinçli bir tercihinin sonucudur. Sırf enflasyonu geçici olarak makyajlayabilmek adına yüksek faiz ve düşük kur sarmalıyla çiftçi üretemez, esnaf da işini döndüremez hale getirilmiştir. Üstüne bir de Cumhuriyet tarihinin en büyük demografik felaketi olan milyonluk sığınmacı yükü ve haksız rekabet ile ülke ekonomik olarak uçurumun kenarına sürüklenmiştir.” Haber Merkezi