Edirne’de kiralar 100 bin TL’yi gördü
Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Edirne Temsilcisi Gökhan Balta, kentte yüksek iş yeri kiralarına değinerek meslek odalarını göreve çağırdı. Balta, “Esnaf odalarının görevi yalnızca aidat toplamak, belge düzenlemek ve seçim zamanı esnafı hatırlamak değildir” dedi.
Balta, bazı iş yerlerinde 100 bin lirayı bulan kiraların olduğuna dikkat çekti. Balta, meslek odalarının sadece aidat toplayan yerler değil esnafın her yönden yanında ve yol gösterici olması gerektiğini ifade etti.
“PASTAYI BÜYÜTMEDİ”
Balta, şunları kaydetti:
“Bugün Ali Paşa Kapalı Çarşısı’nı, Çilingirler’i, Saraçlar’ı dolaştım. Saat öğleden sonra üç olmuştu. Bazı dükkânlarda hâlâ siftah yoktu. Esnafın yüzünde aynı yorgunluk, dilinde aynı cümle vardı: ‘Müşteri gelmiyor.’ Fakat artık bu cümlenin arkasına saklanamayız. Çünkü Edirne’nin sorunu yalnızca müşterinin azalması değildir. Sorun; şehrin gerçek nüfusunu, satın alma gücünü, turistin ne kadar harcadığını ve hangi sektöre gerçekten ihtiyaç olduğunu bilmeden sürekli yeni dükkânlar açılmasıdır. Sorun; aynı müşteriye, aynı sokakta, aynı ürünü satmaya çalışan onlarca işletmenin bulunmasıdır. Sorun; alışveriş küçülürken kiraların büyümeye devam etmesidir. Sorun; günübirlik kalabalığın kalıcı refah sanılmasıdır. Bir dönem ulusal basında sürekli aynı haberler yayımlandı: ‘Bulgarlar Edirne’ye akın ediyor.Çarşılar dolup taşıyor. Edirne alışveriş turizmiyle ihya oluyor.’ Biz de sınır kapısındaki araç kuyruğunu müşteri, sokaktaki kalabalığı ticaret, yükselen kiraları gelişmişlik sandık. Oysa sınırdan geçen herkes Edirne merkezinde alışveriş yapmıyordu. Çarşıda yürüyen herkes para harcamıyordu. Bir hafta sonu görülen yoğunluk, yılın 365 günü devam edecek bir ekonomi anlamına gelmiyordu. Fakat geçici talebe güvenerek yeni dükkânlar açıldı. Aynı işler tekrar tekrar kopyalandı. Kiralar yükseldi. Devir bedelleri arttı. Şehir dışından yatırımcılar geldi. Herkes büyüyen bir pazardan pay alacağını düşündü. Ama pazar aynı hızla büyümedi. Aynı pastayı daha fazla dilime bölmek, pastayı büyütmedi. Yalnızca herkesin payını küçülttü.
“100 BİN LİRAYI AŞAN KİRALARDAN SÖZ EDİLİYOR”
Edirne şehir merkezinin yerleşik nüfusu yaklaşık 190 bin kişidir. Bu nüfusun içinde; Emekliler, kamu çalışanları, öğrenciler, işçiler, küçük esnaf, sabit gelirli aileler, işsizler ve dar gelirli vatandaşlar bulunmaktadır. Yani şehirde yaşayan herkes her gün alışveriş yapabilecek güçte değildir. Buna karşılık şehir merkezinde binlerce işletme aynı sınırlı gelirden pay almaya çalışmaktadır. Üniversite öğrencileri vardır ama çoğu fiyatlara karşı son derece hassastır. Turistler vardır ama büyük bölümü şehirde kısa süre kalmaktadır. Bulgar ve Yunan müşteriler vardır ama talepleri döviz kuruna, fiyat farkına ve ekonomik şartlara bağlıdır. İlçelerden gelenler vardır ama her gün gelmezler. Edirne’nin ticari hayatı, 190 bin kişinin omuzlarına yüklenemeyecek kadar büyütülmüştür. Ana ticaret bölgelerinde 100 bin lirayı aşan kiralardan söz ediliyor. Bazı büyük dükkânlar için çok daha yüksek rakamlar telaffuz ediliyor.
“YAN DÜKKÂN NE SATIYORSA AYNISINI SATMAK TİCARET DEĞİLDİR”
Şimdi açıkça sormak gerekiyor: Bir işletme ayda 100 bin lira kira ödüyorsa, personelini, ürün maliyetini, elektriğini, vergisini, kart komisyonunu ve diğer giderlerini karşılayabilmek için ne kadar ciro yapmalıdır? Ayda 250 bin lira kira ödüyorsa kaç müşteri gerekir? 500 bin lira istenen bir yerde her gün kaç kişinin alışveriş yapması gerekir? Saat üçte siftah yapamayan bir dükkânın bu kiraları taşıması mümkün müdür? Yüksek kira, her zaman değer göstergesi değildir. Bazen gerçek ekonomiden kopmuş bir beklentinin göstergesidir. Bir çarşıda esnaf kazanamıyorsa mülk sahibi de uzun vadede kazanamaz. Çünkü ticaret ölürse dükkânın geriye yalnızca duvarları kalır. Boş dükkânın yüksek kirası olmaz. Evet, Türkiye’de ekonomik sıkıntı vardır. İnsanların satın alma gücü düşmüştür. Maliyetler artmıştır. Ancak Edirne’deki tabloyu yalnızca ekonomik krizle açıklamak kolaycılık olur. Esnaf da kendisini sorgulamalıdır. Yan dükkân ne satıyorsa aynısını satmak ticaret değildir.
“YOL GÖSTEREN VE ÇÖZÜM KURAN KURUMLAR OLMALIDIR”
Yalnızca Bulgar müşteri gelsin diye beklemek iş planı değildir. Vitrini yıllarca değiştirmemek, ürününü yenilememek, fiyatını açıkça göstermemek ve internette görünmemek kader değildir. Müşterinin ihtiyacını ölçmeden stok yapmak girişimcilik değildir. Bir ürün komşuda satıyor diye aynı dükkânın benzerini açmak yatırım değildir. Edirne’de herkes aynı kuyudan su çekmeye çalışıyor. Fakat kuyuyu büyüten, yeni su kaynakları bulan, yeni pazarlar açan çok az kişi var. Esnaf odalarının görevi yalnızca aidat toplamak, belge düzenlemek ve seçim zamanı esnafı hatırlamak değildir. Odalar üyelerine şu bilgileri vermelidir: Hangi sektörde kaç işletme var? Hangi sektör doymuş durumda? Son üç yılda kaç işletme açıldı, kaçı kapandı? Hangi çarşıda müşteri trafiği azalıyor? Ortalama kira ve ciro dengesi nedir? Yeni işletme açmak isteyen kişi hangi risklerle karşılaşacak? Esnaf internetten nasıl satış yapacak? Ortak satın alma ve ortak tanıtım nasıl kurulacak? Bir insan bütün birikimini yanlış bir işe yatırırken sessiz kalmak, o insana destek olmak değildir. Esnaf odaları yalnızca sorun anlatan değil, veri üreten, yol gösteren ve çözüm kuran kurumlar olmalıdır.” Haber Merkezi