EDİRNE’NİN SESSİZ SORUNU: SUÇ VE ÇOCUKLAR -4

Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında kurulan ve devam eden araştırma komisyonu çalışmalarında ortaya çıkan bulgular çocukların suça sürüklenmesinin yalnızca bireysel değil, aynı zamanda sosyal, ekonomik ve çevresel birçok etkenin birleşimiyle şekillendiğini açıkça göstermektedir.

Özellikle dezavantajlı bölgelerde hayata geçirilen kültür, sosyal ve sportif projelerin çocuklar üzerindeki olumlu etkileri dikkat çekmektedir. Aidiyet duygusunun güçlenmesi, özgüvenin artması ve eğitimle bağın yeniden kurulması gibi sonuçlar, önleyici politikaların ne kadar kritik olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, suça sürüklenmenin önlenmesinde rehabilite edici ve kapsayıcı yaklaşımların yaygınlaştırılması büyük önem taşımaktadır.

Diğer yandan, çocukların işlediği ağır suçlar karşısında uygulanan ceza politikalarına yönelik tartışmalar da kamuoyunun hassasiyetini yansıtmaktadır. Yaş indirimi ve infaz süreçlerine ilişkin düzenlemelerin, mağdur yakınları açısından adalet duygusunu zedelediğine dair eleştiriler, hukuk sisteminin hem koruyucu hem de caydırıcı yönlerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Bu noktada, çocukların korunması ile toplumsal adalet beklentisi arasında dengeli bir yaklaşım geliştirilmesi, yasa koyucular açısından önemli bir sorumluluk olarak öne çıkmaktadır.

Edirne’de çocuk bulunan hane halkına ilişkin veriler 2023-2024 dönemleri itibarıyla incelendiğinde, 2023 yılında toplam hane sayısının 150.483, çocuk bulunan hane sayısının ise 46.603 olduğu görülmektedir. 2024 yılı verilerine göre toplam hane sayısı bir önceki yıla kıyasla %1 artarak 150.672’ye yükselirken, çocuk bulunan hane sayısı 46.050’ye gerilemiştir.

TÜİK tarafından yayımlanan 2024 verilerine göre, illere göre 0-17 yaş grubunda çocuk bulunma durumuna göre hanelerin dağılımı incelendiğinde, Edirne’nin toplam nüfusu 421.247, çocuk nüfusu ise 73.042’dır. Aynı dönemde, çocuk bulunmayan hane oranı %69,4, en az bir çocuk bulunan hane oranı ise %30,6’dır. 2024 yılında çocuk nüfusunun toplam nüfus içindeki payı %17,3’tür.

2025 yılı verilerine göre ise Edirne’nin toplam nüfusu 422.438’e yükselirken, çocuk nüfusu 71.601’e düşmüştür. Buna bağlı olarak çocuk nüfusun toplam nüfus içindeki oranı %16,9 olarak gerçekleşmiştir. Verdiğimiz verilerde de görüleceği gibi Edirne’de doğum oranlarının düşük olması nedeniyle kentin çocuk nüfusu gerilemektedir. Ancak bu düşüşe rağmen kentin çocuk nüfusunun suçluluk oranında yeterli düşme sağlanamamaktadır.

Bu tablo, çocuk suçluluğunun anlaşılabilmesi için çocukların temel ihtiyaçlarının karşılanma düzeyinin ve kentsel olanaklara erişimlerinin birlikte değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine göre insanın ihtiyaçları doğumdan itibaren aşamalı bir şekilde gelişir. En altta bedensel ihtiyaçlar (yemek, su gibi) yer alır. Bunlar karşılandıktan sonra güvenlik, sevgi ve ait olma, saygı ve benlik gibi psiko-sosyal ihtiyaçlar önem kazanır. Daha üst düzeyde ise bilişsel, estetik ve kendini gerçekleştirme gibi ruhsal ihtiyaçlar bulunur.

İnsan, bu ihtiyaçları sırayla karşılayarak bir üst basamağa geçmeye çalışır. Özellikle ergenlik döneminde kimlik, statü, aidiyet ve saygınlık gibi ihtiyaçlar ön plana çıkar. Birey, toplum içinde değerli ve saygın bir yer edinmek ister ve topluma uyum sağlaması büyük ölçüde bu ihtiyaçların karşılanmasına bağlıdır.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında, çocukların suça sürüklenmesini önlemek için yalnızca cezai düzenlemelere değil; eğitim, kültür, sosyal destek, aile politikaları ve toplumsal farkındalık çalışmalarına dayalı bütüncül bir stratejiye ihtiyaç olduğu açıktır. Komisyonun çalışmaları, bu çok boyutlu sorunun çözümünde atılacak adımlar için önemli bir zemin oluşturmakta olup elde edilen verilerin kalıcı ve etkili politikalara dönüştürülmesi büyük önem taşımaktadır.

Bu noktada Edirne’de çocukların suça sürüklenmesine neden olan toplumsal koşulları daha yakından değerlendirmek gerekmektedir. Çünkü çocuk suçluluğu yalnızca bireysel bir sorun değil; eğitimden aile yapısına, mahalle kültüründen sosyal çevre ve kültürel imkânlara kadar uzanan çok boyutlu bir sürecin sonucudur.

2026 yılı itibariyle salon sporlarına yönelik tesisleşme sadece kent merkezindedir. Eski Kapalı Spor Salonu Kaleiçi semtinde yer alırken diğer iki salon da Ayşekadın semtindedir. Yine kentimizin Karaağaç, Yıldırım, Yeni İmaret ve Kıyık semtlerindeki çocuklar salon sporu yapma imkanı bulamamaktadır. Düzenlenen yarışmalara çocuklar araçlarla alınıp salona getirilmektedir.

Edirne Belediyesinin kuruluşundan bugüne bir halk veya çocuk kütüphanesi/kültür evi ile kapalı spor tesisini kent halkıyla buluşturamaması kentin önemli eksikliklerinden biri olarak değerlendirilmektedir. 9 Ağustos 2022 tarihinde açılışı yapılan Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde bir kütüphane ve sanat galerisinin bulunmayışı ise dikkat çeken bir diğer eksikliktir. Bugün Atatürk Kültür Merkezi, belediyenin idari birimlerini barındıran bir yapıya dönüşmüştür.

1975 yılından bugüne Türk Kütüphaneciler Derneği Edirne Şubesi’nin kentin kenar mahallelerine kütüphane/kültür evi açma girişimleri başarısız olmuş hatta Yıldırım Semtinde açılan kütüphane çok basit gerekçelerle kısa süre sonra kapatılmıştır.

21. yüzyılın Edirne’sinde de, kentin kenar mahallelerinde kültür evlerinin kurulamamış olması, çocukların erken yaşta kitapla ve sanatla buluşmalarını, sosyal becerilerini geliştirmelerini ve öğrenme süreçlerine aktif katılımlarını engellemiştir. Bu bağlamda, Edirne Kent Kültürü ve Bilincini Geliştirme Merkezi tarafından başlatılan ve destek bekleyen “Her Mahalleye Bir Kültür Evi” projesinin, kentin her mahallesindeki çocukların bilgiye erişimi ile kültür ve sanatla buluşması açısından son derece değerli olduğu açıktır.

1990’lı yıllarda Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde kurulan kulüpler için yetiştirilecek çocuklar, kentin ilçe ve köylerinde yapılan taramalar sonucunda tespit edilerek belirlenmişti. Bu çocuklar, kurulan kulüp ve merkezlerde görevlendirilen antrenörler tarafından eğitilerek milli formayı giyme başarısını göstermişlerdi.

Türkiye Jimnastik Milli Takımı’nın 6’sının Edirnelilerden oluşması, atletizm, okçuluk, judo, yüzme ve diğer branşlardaki başarılar, kentin çocuk ve gençlerini yüreklendirmiş, spora yönelmelerini teşvik etmiştir.

Ancak daha sonraki uygulamalarla özel kulüpleşme sistemine geçilmesi, geçmiş yıllara göre açık spor tesis alanının artış göstermesine rağmen bu başarıların devamı getirilememiştir. Kurulan spor kulüplerinin ticari kaygıları ve yeterli maddi desteği bulamamaları, kentteki genç sporcu gelişiminin gerilemesine neden olmuştur.

Kentte yaşayan çocuk ve gençlere verdiğimiz değere yönelik verileri toparlayacak olursak kentin 6 yaş üzeri nüfusunun %41,92’si ilkokul, okur-yazar ve altı grubu içindedir. Kültür kenti Edirne’nin yeni açılacak olanla birlikte merkezde iki halk kütüphanesi bulunmaktadır. 26 Mahallede halk kütüphanesi veya kültür evi bulunmamaktadır. Çocukların bilgiye erişim ve spor yapma imkanları kısıtlıdır.

Edirne’de çocukların haklarını savunmak ve kötü alışkanlıklardan korumak amacıyla Edirne Çocuk Hakları, Beyaz Ay, Edirne Bağımlılıkla Mücadele, Türkiye Yeşilay Cemiyeti Edirne Şubesi ile Karaağaç Sağlıklı Yaşam Dernekleri amaçları doğrultusunda faaliyetlerini sürdürmektedir. Trakya Üniversitesi de Bağımlılık ve Bağımlılıkla Mücadele Koordinatörlüğü"nü kurmuştur.

 Araştırmalarımız göstermektedir ki, geçmiş yıllarda hayata geçirilen başarılı projelerin dahi günümüzde sürdürülebilirliğinin sağlanamadığı, uygulamaya konulan girişimlerin çoğu zaman kurdele açılışından öteye geçemediğidir. Girişimlerin yalnızca fiziki yatırımlarla değil aynı zamanda sürekliliği güvence altına alınmış, planlı ve kararlı politikalarla desteklenmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak, anayasal düzenlemeler devletin yalnızca hukuki bir otorite değil, aynı zamanda toplumsal adaleti hayata geçirmekle yükümlü bir sosyal yapı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, özellikle kenar mahallelerde yaşayan çocukların yalnızca temel eğitim hizmetlerine değil, aynı zamanda bilgiye eşit düzeyde erişim imkânlarına kavuşmaları büyük önem taşımaktadır. Kütüphane, bilgi merkezi ve kültür evleri ile açık ve kapalı spor alanlarının yapılarak çocukların kültürel ve sanatsal etkinliklere katılabilmeleri, kendi yetenek ve becerilerini keşfedebilmeleri ve sportif faaliyetlere yönlendirilebilmeleri, fırsat eşitliğinin somut bir göstergesidir. Sosyal devlet ilkesi, eşitlik anlayışı ve pozitif ayrımcılık yükümlülüğü birlikte değerlendirildiğinde, bu imkânların sağlanması bir tercih değil, anayasal bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.

Eğer bir toplum çocuklarına eşit imkânlar sunamıyorsa, orada adaletten söz edilemez ve o toplumun geleceği de sağlam temellere dayanamaz.

BİTTİ.


Türkiye İstatistik Kurumu, (2025) İstatistiklerle Çocuk Statistics On Child 2024.-Ankara: Türkiye İstatistik Kurumu Yayınları, s.16 (https://veriportali.tuik.gov.tr)

Çetinkaya, Turan (2010) Sporcu öğrenci kimliği oluşumunda etkili olan faktörler, Ankara: T.C. Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, s.;14.