Fe Eyne Tezhebun? (Bu Gidiş Nereye?)

Recep Çınar

"Bu gidiş nereye?" ifadesi, Kur'an-ı Kerim'de Tekvin Suresi'nin 26. ayetinde geçen "Fe eyne tezhebun?" ifadesinin Türkçe karşılığıdır. Bu ayet, Allah'ın insanlığa sorduğu bir soruyu ifade eder: "Nereye gidiyorsunuz?".  Ayet adeta bugün nazil olmuş. İslâm ümmetinin gerek bireysel ve ailevî olarak ve gerekse toplumsal bazdaki gidişatı pek hayra alamet değil. Ümmet olarak olağanüstü bir değerler erozyonuyla ve bir savrulma ile karşı karşıyayız. Bireysel ilişkilerde erdemin (ahlaki olarak doğru olan şeyi yapıp yanlış olanı yapmamak) yerini benmerkezcilik (her şeyi kendine dayandırmak) almış. Aile yapılarındaki ahlâki savrulma gözle görülür bir şekilde nüksetmiş vaziyette. Âdeta yeni bir cahiliye dönemi yaşanmakta!

Sevgili Peygamberimizin (s.a.s) Medine’de ikame ettiği ahlâkî ve hukukî değerler bugün ümmet genelinde âdeta unutulmaya yüz tutmuş,  cahili örf ve geleneklere doğru bir evrimle (bir biçimden başka biçime dönmek) söz konusu. Bu durum karşısında insanın, “Bu gidiş nereye?” diyesi geliyor. Özellikle son yüz yıl içerisinde İslâm ümmetinin ulus devletlere bölünmesiyle ve yönetim biçimi ve yaşam tarzı olarak Kapitalist Batı’ya entegre (birleştirilmiş) sürecinin başlatılmasıyla zaman ve süreç içerisinde Müslüman ailelerde ve toplumda İslâmî değerlere karşı kayıtsızlık baş göstermiş oldu. Buna son otuz yıldır iletişim aygıtlarının etkisi de eklenince savrulmanın hangi boyutlara ulaştığı daha net görülür.

Toplumun bozulması yönetimlerdeki yanlışlık ve eksiklerdendir. Biz, bin yıllık medeniyetimizden son iki asırdan beri kopa kopa geldik! Bizim medeniyetimiz İSLAM medeniyetidir. DİN’in anlamı “DÜZEN” demektir. Ama nasıl bir düzen? İnsan hayatını her sahada tanzim eden, kurallarını kâinatın yaratıcısının koyduğu bir sistem, ADİL DÜZEN!

Müslümanlar olarak biz bu düzene bağlı yaşadığımız sürece sadece kendimiz için değil dünya insanlığı için barış, huzur ve refah getirdik.  Osmanlı toprakları 24 milyon kilometrekareye ulaşmıştı! Bu günkü topraklarımızın 30 misli! Bu noktaya kırıp dökmekle, vurup öldürmekle değil, Adil Düzen ile Adalet ile ulaşılmıştır.

Biz, medeniyet değerlerimizden uzaklaşa uzaklaşa bugünkü hale geldik/getirildik. Kuran-ı Kerime göre, toplumların ve medeniyetlerin yıkılmalarına, Allah (c.c.) koyduğu  emir ve yasaklara, kısacası ahlaki kurallara uyulmamasının neden olduğu bildirilmiştir.

Meşhurdur ki, “fisk ile olmaz cihan harap, Eyler ânı müdahane-i âliman harap” demiş, (İzzet Molla)

Ulema (Alimler) ilmiyle doğruları söylerse, Ümera (idareci)  Ulemanın gösterdiği yolda adaletle ülkeyi yönetirse, o devlet ebed (sonsuz) müddet payidar olur, maddî ve manevî terakki ile tekâmül eder (gelişir).Ulemanın vazifesi “Emr-i maruf ve nehy-i ani’l-münker”dir (iyilikle emretmek, kötülüklerden alıkoymak.) Bu da en çok Ümeraya (yöneticilere) lâzımdır. 

Bu konuda Zenbilli Ali Efendi’nin Yavuz Sultan Selim gibi heybetli idareci ile olan ilişkisi örnek alınabilir. Ali Efendi, Yavuz’un birçok kararını reddetmiş ve icrasını engellemiştir. “Bu devlet işidir. Devlet işine karışma!” diyen Yavuz’a “Mutlaka ölecek Rabbine hesap vereceksin. Benim vazifem sana ahiretini hatırlatmaktır. Hesabını yapmazsan Cehenneme gidersin; saltanatın ve devletin seni azaptan koruyamaz” demiş ve Yavuz’a geri adım attırmıştır.

Ülkemiz bugün gelinen noktada; Ahlak her geçen gün çöküyor, İşsizlik rekor kırıyor, Üniversite bitiren bazı gençler bile asgari ücretle de olsa iş bulamıyor, Her taraf Üniversite dolduruldu. Ama üretim ve istihdama yönelik ne yapıldı? Yaptıkları otoyollar, köprüler, hava limanları … “özelleştirme” adı altında satıldılar! Hatta daha önce yapılanların da çoğu satıldı (özelleştirildi). İthalatımız gittikçe artıyor, ihracatımız ise azalıyor. AKP iktidarı öncesi Tarım ve Hayvancılıkta Dünya’da kendine yeten 7 ülkeden biri iken bugün Ayçiçeği ithalatında bile Dünya birincisi olduk!  Borçlar devamlı artıyor (Devletin de, Milletin de), Yaşlılık artıyor, Doğumlar azalıyor, Evlilikler azalıyor/zorlaşıyor. Nüfus yaşlanıyor, İşlenen suçlar artıyor,  Dolandırıcılık, Hırsızlık artıyor, İçki-Fuhuş-Kumar artıyor… Daha ne olsun ki? Böyle bir ülke nasıl ayakta durabilir?

Rabbimiz (cc) Kur’an-ı Kerim’de “Fe Eyne Tezhebun?” “nereye gidiyorsunuz?” diye boşuna mı soruyor!

Evet, vahyin diline kulak vermeliyiz. Yüce Rabbimiz şöyle müjde vermektedir: “Ey iman edenler, eğer siz Allah'a (Allah adına İslam’a ve Müslümanlara) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır” diyor,(Muhammed Suresi:7). Ayetten çok açık ve bariz bir şekilde anlaşılan o ki, eğer Müslümanlar topyekûn Allah’ın dinine/düzenine yönelirse, Allah’ın evrensel hükümlerine sarılırsa hiç kuşkusuz hayırlı sonuçlara ulaşılacaklardır. Huzurun, istikrar ve gücün adresi İslâm’dır. İslâm’a ihlâsla, samimiyetle sarılmamız hâlinde iyi sonuç muhakkaktır.

“Şüphesiz iyi akıbet (güzel sonuç) takva sahiplerinindir. (Allah’a karşı kulluk görevlerimizi yerine getirenlerindir.)  (Hûd Suresi:49).

Dostça kalın...