Minel Dinmez başarıya doymuyor
Edirne’de Öğretmenler Günü yarışmasında, kompozisyon dalında il birincisi olan Edirne Sosyal Bilimler Lisesi öğrencisi Minel Dinmez’in kompozisyonu dikkat çekiyor.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Oku-Yorum, Yazı-Yorum” projesinde öykü dalında da Türkiye birincisi olan Minel Dinmez, başarıdan başarıya koşuyor.
Öğretmenler Günü’nde Halk Eğitim Merkezi'ndeki programda Edirne Valisi Yunus Sezer’den birincilik ödülünü alan Minel Dinmez’in yazdığı kompozisyon beğeni topluyor. Dinmez’in birincilik alan kompozisyonu ise şu şekilde:
“Görünmeyeni Taşıyanlar
Sınıfta bir boşluk var.
Kimse fark etmiyor.
Ama bir şey değişiyor.
Havanın içinde bir sessizlik, kelimelerin arasında ince bir sızı...
Belki kimse anlamıyor, ama bir kalp hissediyor.
Bir öğrenci yanlış bir cümle kuruyor.
Kelimeler birbirine dolaşmış, ses titrek.
Kimse fark etmiyor.
Oysa öğretmen gördü.
Sadece baktı.
Ama o bakış... bir satırı yerinden oynattı.
İçinde bir şey kıpırdadı çocuğun.
Belki o an değil, belki yıllar sonra… ama o bakış, bir yönü değiştirdi.
Bir hayata dokundu, sessizce.
Öğretmen konuşmaz bazen.
Ama her sessizlik, bir harf taşır.
Bir kelime, bir nefes gibi düşer yüreğe.
Bir deftere yazılmaz o;
bir not kâğıdında durmaz.
Görünmezdir ama taşır:
umudu taşır, cesareti taşır, kendine inanmayı taşır.
Bazen sadece bir tebessüm kadar güçlüdür.
Bazen bir “dene” sözü kadar sade ama sonsuzdur.
Bir çocuğun kalbi kırılmış olabilir.
Bir başkası kaybolmuş hissedebilir.
Öğretmen, elleriyle tamir etmez o kalbi.
Sadece küçük bir hareket… sessiz bir işaret…
Ve çocuk kendi yolunu bulur.
Fark etmez belki, ama öğretmen onun yolunu açmıştır.
Bazen öğretmen, görünmeyeni taşır ve gider.
Ne bir iz bırakır ne bir kelime.
Ama ardında değişmiş hayatlar kalır.
Bir soru, bir bakış, bir bekleyiş…
Ve bir çocuk büyür, kendi sınavını geçer, bir köprüyü aşar.
Kimse bilmez, ama o köprüyü kuran, çoktan gitmiş bir öğretmendir.
İşte öğretmenin gücü budur:
O, sadece kelimeleriyle değil, sessizliğiyle de öğretir.
Görünmeyeni taşır, görünmeyeni büyütür.
Her öğrencide bıraktığı iz, bir yıldız gibi parlar:
görünmez ama yön gösterir.
Ve en güzel ışık, sessizce parlayan ışıktır.
Ama öğretmen sadece bir sınıfta değil,
Bir ülkenin yüreğinde yankılanır.
Bir çocuğun merakıyla başlayan o kıvılcım,
zamanla bir toplumun ışığına dönüşür.
Öğretmen, bir milletin hafızasında sessiz bir nehir gibidir
yavaş akar, derinden besler, ama her hayatı bir damla kadar değiştirir.
Bir ülkenin geleceği ne kadar parlaksa,
bil ki o ülkenin öğretmenleri o kadar yorulmuştur.
Çünkü onlar, bilgiyle değil inançla çalışırlar.
Bir tohum ekerler toprağa: “İnan kendine.”
Sonra çekilirler, sessizce izlerler büyüyüşünü.
O tohum bir gün bir düşünceye, bir keşfe, bir vicdana dönüşür.
Ve toplumun kalbinde bir yerlerde,
öğretmenin sesi hâlâ yankılanır: “Sorgula. Düşün. Umut et.”
Bir ülke, öğretmenlerinin omzunda yükselir.
Her yeni nesil, bir öncekinin ellerinden taşar.
Tahtada yazılan bir kelime,
yıllar sonra bir bilimin temelini oluşturur.
Bir öğrencinin gözündeki parıltı,
bir ulusun geleceğindeki ışığa dönüşür.
Ve biz o ışığın nereden geldiğini sormayız çoğu zaman
ama biliriz: bir öğretmenin sabrından, bir yüreğin emeğinden doğmuştur.
Bir zamanlar sınıfta bir boşluk vardı.
Ama şimdi… o boşluk dolu.
Bir kalp inandı, bir yol bulundu.
Ve her dolan boşlukta bir öğretmenin izi vardır.
Sessiz. Ama kalıcı.
Ve sen, öğretmenim…
Sen, görünmeyeni taşıyansın.
Kelimelerin değil, hayatların mimarısın.
Bir ülkenin vicdanını, bir toplumun yönünü çizen en temel güçsün.
Ve ben, senin ışığında büyüyen bir cümleyim öğretmenim.” Haber Figen Eryonar