Özdağ: “Emekli kahvede 3 çay içemiyor”
Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, “Ben güney illerimizde, kış aylarında beş yıldızlı otellerde yabancı emeklileri görüyorum. Ama Edirne'de emekli, kendi mahallesindeki kahvede günde üç tane çay içip evine gidebilecek durumda değil. Türk ekonomisi dünyanın 16. büyük ekonomisiydi. Şimdi 23. sıraya geriledi” dedi.
Özdağ, dün bir otelde gerçekleştirdiği “Türk Milleti Toplantısı”nda basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Özdağ, asgari ücrete gelen zam, emeklilerin yaşadığı zorluklar ve yasaklı madde kullanımı ile ilgili konuştu. Özdağ, 2002'de asgari ücretle 8,5 çeyrek altın, 2026'daki asgari ücretle ise 2,8 çeyrek altın alınabildiğini söyledi.
“İnanılır gibi değil”
Özdağ, şunları kaydetti:
“Bir ülkede adalet yoksa, bir ülkede eğitim sistemi bozulmuşsa, o ülkede ekonominin de başarılı olması, düzgün işlemesi, vatandaşlar için refah üretmesi beklenemez. İşte asgari ücret açıklandı. Yüzde 27 artışla 28 bin 75 TL oldu. Bu ücret Kasım 2025'teki açlık sınırı olan 29 bin 878 liranın altında bir rakam. İnanılır gibi değil. Bunu, bu kararı verirken hiç mi vicdanınız sızlamadı? İşçiye, emekçiye reva görülen bu ücret işçinin, emekçinin aç bırakılmasına karar verdik demektir. Çünkü asgari ücret Türkiye'de başlangıç ücreti olmaktan çıkmış, yaklaşık 10-11 milyon işçi için uygulanan genel ve standart ücret haline gelmiştir. Bununla birlikte en düşük emekli aylığında asgari ücretin bile uygulanmaması, 16 milyon emekli, dul ve yetimin inanılmaz bir açlığa terk edildiğini göstermektedir. Gelinen aşamada AKP hükümeti sığınmacı ve kaçaklara ayırdığı bütçeyi artık kendi memuruna, işçisine, emeklisine ayırmama konusunda kararlı olduğunu bir kez daha göstermektedir. 2002'de asgari ücretle 8,5 çeyrek altın alıyordu. 2026'daki asgari ücretle 2,8 çeyrek altın alıyor.
“16 milyon emekli, dul ve yetim var”
Bir millet açlığa mahkûm ediliyor. Bu millet bunu hak etmiyor. Çünkü Türkiye zengin bir ülke. Birilerinin bütün çocukları iş bulurken ve birkaç ayrı yerden maaş alırken, birilerinin hiçbir çocuğunu işe sokamaması, yazılı sınavı geçip mülakatta atılması bu insanları ağır bir öfkeye sürüklüyor. Asgari ücretlilerin durumu ortada. 16 milyon emekli, dul ve yetim var. Ben güney illerimizde, kış aylarında beş yıldızlı otellerde yabancı emeklileri görüyorum. Ama Edirne'de emekli, kendi mahallesindeki kahvede günde üç tane çay içip evine gidebilecek durumda değil arkadaşlar. Türk ekonomisi dünyanın 16. büyük ekonomisiydi. Şimdi 23. sıraya geriledi. Ben yıllarca siyaset bilimi hocalığı yaptım üniversitede. Siyaset bilimine giriş dersinde öğrenciler birinci sınıfta şu soruyu sorarlar. Siyaset nedir? Cevap çok basittir. Siyaset, kaynakların nasıl dağıtılacağına karar vermektir. AK Parti, 23 seneden beri bu kararı zengin sınıfların lehine, fakirlerin aleyhine vermektedir. Sosyal yardım bir politika değildir kardeşim. Sosyal yardım bir halkın fakirleşmesidir. Fakir olmayan sosyal yardıma ihtiyaç duymaz. Bir ülkede ne kadar az kişi sosyal yardıma muhtaçsa, o ülke o kadar zengin, halkı o kadar refah içerisindedir. 23 yıldan beri bu ülkede sosyal yardım alanların sayısı artıyor. Çünkü 23 yıldan beri bu ülke fakirleşiyor.
“Bu operasyonun faydası olmuştur”
Evlatlarınızı zehirleyen baronlar ve sınırlarımızı delen kaçaklar aynı ordunun neferleridir. İngiltere'nin Çin'i uyutmak için 19. yüzyılda gerçekleştirdiği Afyon Savaşı'nın bir benzeri şimdi Türk gençliğine karşı sürdürülüyor. Bu savaşı kazanmak için uyuşturucu kullanımını özendirenler, normalleştirenler ile elbet mücadele edilmeli. İstanbul'da şimdi bir operasyon yürüyor. Onu da dikkatle izliyoruz. Son dönemde ‘sanki şunu kullansan bir şey olmaz bunu her şey kullanıyor’ gibi laflarla uyuşturucunun bazı çevreler tarafından normalleştirilmeye çalışıldığını da biliyoruz. Bu operasyonun bir faydası olmuş mudur? Olmuştur. Bunun normal olmadığını suç olduğunu kim kullanırsa kullansın cezalandırılması gerektiğini göstermiştir. Dileriz siyasi amaçlar için her zaman olduğu gibi yanlış kullanıma doğru gitmez. Ancak bu savaşı sadece meşhur kullanıcılarla mücadele ederek kazanamazsınız. Bu savaş sadece torbacılar toplanarak yapılamaz. Asıl hedef uyuşturucu baronları ve terör elebaşlarıdır. Organize suç, uyuşturucu ve sanal kumar ile gerçek mücadele ancak Zafer Partisi'nin ‘Tertemiz Türkiye’ projesiyle gerçekleştirilebilir. Bu noktada Tertemiz Türkiye Projesini anlatabilmemiz için toplumu anlatabilmemiz için bütün televizyonlara çağrıda bulunuyorum. Zafer Partisi'nin Tertemiz Türkiye Projesi komisyonunda yer alan uyuşturucu sanal kumar ve organize suçla mücadele konusunda uzman olan Genel Başkan Yardımcılarımızı ve Genel İdare Kurulu Üyelerimizi ekranlarınıza davet edin. Onlara Türk halkına uyuşturucu organize suç ve sanal kumarla nasıl mücadele edilir ve edilmeli konusunda anlatmaları için fırsat verin.
“Özel ricada bulundum”
Komisyona oturmadan önce Sayın Özgür Özel ile bir görüşmemiz oldu. Kendisinden CHP'nin komisyona katılmaması için özel ricada bulundum. Komisyona katılmanın komisyona büyük bir meşruluk vereceğini, CHP'nin kurucu parti olarak bu cumhuriyeti milli üniter devlet ekseninden çıkartıp, çok uluslu federal bir yapıya dönüştürme girişimine masaya oturarak dahi ortak olunmaması gerektiğini ifade ettim. Doğrusu kendisi de ilgiyle dinledi, bazı sorular sordu, bazı yorumlar yaptı. Ama daha sonra CHP'nin parti içindeki dengelerinin, benim gibi düşünen birçok milletvekili olduğunu da biliyorum CHP içerisinde, dengelerin zorlamasıyla masaya ne yazık ki oturdu. Bir an önce masadan kalkması gerekir diye düşünüyorum.” Haber Ergin Yıldız