“Trakya Havzası’nda ekolojik tahribat derinleşiyor”

Trakya Platformu Edirne İl Yürütmesi’nden yapılan açıklamada, “Trakya Havzası’nda ekolojik tahribat derinleşiyor” denildi.

Trakya Platformu Edirne İl Yürütmesi, yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, Acele Kamulaştırılma kararına tepki gösterildi. Bu kararın, ulusal gıda güvenliği ve ekosistem bütünlüğü açısından ciddi riskler barındırdığı ifade edildi.

“MÜSİLAJ KRİZLERİNİN TEKRARLANMASI İÇİN UYGUN KOŞULLARI BESLEMEKTEDİR”

Açıklamanın devamında, şunlara yer verildi:

“Bölge, uzun yıllardır farklı endüstriyel ve enerji yatırımlarının yarattığı kümülatif baskılarla mücadele ederken; 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11738 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yeni ve ağır bir hukuki ekolojik eşik aşılmıştır. Yayımlanan karar ile; ‘Trakya Petrol ve Doğal Gaz Arama ve Üretim Projesi Kapsamında Petrol ve Doğal Gaz Arama ve Üretim Faaliyetlerini Gerçekleştirmek Amacıyla Ruhsat Alanlarında; Lokasyon Alanı ve Yolu, Petrol ve Doğalgaz Boru Hattı, Enerji Nakil Hattı, Üretim Kampları, İdari Kampüs Alanları ve Depolama Tesisleri Yapımı İçin İhtiyaç Duyulan Bazı Taşınmazların Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Tarafından Acele Kamulaştırılması’ resmen kararlaştırılmıştır. Bu karar, ulusal gıda güvenliği ve ekosistem bütünlüğü açısından ciddi riskler barındırmaktadır. Ülkemizin buğday üretiminin yüzde 11’ini, ayçiçeğinin yüzde 45’ini ve çeltiğinin yüzde 47’sini karşılayan bu stratejik havzanın fosil yakıt çözme, çözülme ve ayırmaya açılması, bilimsel ve rasyonel planlama ilkeleriyle taban tabana zıttır.Trakya Havzası’ndaki ekolojik bozulma, münferit olaylardan ziyade birbirini tetikleyen kronik sorunlar zinciri halini almıştır: İğneada Nükleer Santral Projesi: Istranca orman ekosisteminin ve İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı’nın ekolojik koruma kuşağında yer alan Poliçe Plajı- Kumçakıl Sahili hattı, nükleer enerji ve sismik araştırma faaliyetleriyle tehdit edilmektedir. Bu girişim, bölgenin endemik biyolojik çeşitliliğini ve yeraltı su havzalarını doğrudan riske atmaktadır. Ergene ve Meriç Nehirlerindeki Hidrolojik Bozulma: Denetimsiz endüstriyel deşarjlar nedeniyle kıta içi su kalitesi en düşük sınıfa gerileyen Ergene ve Meriç nehirleri, tarımsal sulamada ağır metal birikimine ve toprak verimliliğinin düşmesine yol açmaktadır. Marmara Denizi’nde azot ve fosfor gibi besin maddelerinin aşırı derecede artışı: Ergene havzası endüstriyel atıklarının ‘derin deniz deşarjı’ yöntemiyle Marmara’ya aktarılması, deniz ekosisteminin çözünmüş oksijen seviyelerini düşürmekte; geçmişte yaşanan müsilaj krizlerinin tekrarlanması için uygun koşulları beslemektedir.

“HUKUKSAL ZEMİNLERDE MÜCADELEMİZİ KARARLILIKLA SÜRDÜRECEĞİZ”

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre son 10 yılda bölgede 645 enerji ve madencilik projesine onay verilmiştir. Bu veriler, bölge genelinde havza bazlı kümülatif etki değerlendirmesi yapılmaksızın sektörel bir yığılma yaratıldığı görülmektedir. 5 Eylül tarihli 11738 sayılı karar doğrultusunda hayata geçirilecek sondaj konumları, boru hatları ve idari kampüs tesisleri, bölgenin iklim krizine direnç kapasitesini tamamen tüketmektedir. Kararının uygulanması sürecine dair kamuoyu ile paylaşılmayan teknik detaylar ve riskler şunlardır: Arazi Tahribatı: Sondaj konum, yer, ulaşım ağları ve boru hatlarının 1. ve 2. sınıf tarım topraklarını ne ölçüde tahrip edeceği belirsizdir. Su Stresi ve bulaşma Riski: Şiddetli kuraklık ve su stresi yaşayan Trakya’da, olası hidrolik çatlatma ve sondaj faaliyetlerinde kullanılacak yüksek hacimli suların temini ile geri dönen kimyasal atık suların akiferleri zehirleme riski bilimsel olarak ele alınmalıdır. Mülkiyet ve Sosyal Haklar: Acele kamulaştırma ve irtifak uygulamaları, yerel üreticilerin mülkiyet haklarını kısıtlamakta, kırsal kalkınmayı ve gıda üretim zincirini sekteye uğratmaktadır. Trakya Havzası’nın ekolojik dengesi, toprak yapısı ve su kaynakları; kısa vadeli fosil yakıt çıkarlarından çok daha yüksek, kalıcı ve stratejik bir kamu yararı niteliğindedir. Bilimsel veriler ışığında, bölgenin yaşam kaynaklarını savunmak, ekosistemini korumak ve hukuki haklarımızı etkin şekilde kullanmak üzere tüm ilgili paydaşlarla birlikte bilimsel ve hukuksal zeminlerde mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.” Haber Merkezi