Bitmeyen güreşin 665 yıldan beri devam eden efsanesi, Türk güreşinin en büyük organizasyonu kabul edilen tarihi Kırkpınar güreşlerini geride bıraktık. Ancak 103 yıldan beri yağlı güreşlerin yapıldığı Saray içi er meydanının, Edirne sarayı ihya projesi kapsamında güreş alanının yıkılacağı ve çok yakın bir alana taşınacağı açıklamaları peş peşe gelmeye başladı.
Konunun özüne girmeden önce yapılan açıklamalara bir bakalım; Güreşlerin bitiminin hemen ardından İktidar partisi Milletvekili Sayın Fatma AKSAL” Yağlı güreşlerin Saray içinde bu yıl son kez yapıldığını, Gelecek yıl yeni yapılacak stadyumda gerçekleştirileceğini, Tarihi alanın(Er Meydanının) aslına döndürüleceğini, Yeni güreş alanının Saray has bahçesinden kaldırılarak çok yakına Modern ve Fonksiyonel bir stadyum kazandıracaklarını, Yeni tesislerin 365 gün sportif faaliyetlere, Kültürel ve Sosyal faaliyetlere ev sahipliği yapacağını dile getirdi”.
Milli Saraylar İdaresi Başkanı Sayın Yasin YILDIZ “ Mart ayında yaptığı açıklamada; Mevcut Saray içindeki er meydanının bulunduğu alanın Kırkpınar’ın orijinal lokasyonu olmadığını, Edirne Yeni Sarayının ihyası kapsamında saray alanının bütüncül şekilde ele alındığını, Kırkpınar er meydanının da bu çalışmalar doğrultusunda yakın bir noktaya taşınacağını, 61 bin m2 lik bir alanda ve 18 bin seyirci kapasitesinde olacağını, Müzenin, Sergi salonlarının, Festival ve panayır alanının, İdari Ofislerin, Vip salonu, Federasyon ofisleri, toplantı salonları, otoparkların, Namazgah, Revir, Ambulans alanı, Fizik tedavi alanlarının da olacağını” ifade etmişti.
Edirne Valimiz Sayın Yunus SEZER de zaman zaman yaptığı açıklamalarında; “Saray içi er meydanının taşınmasına yönelik kamulaştırma ve proje çalışmalarının sürdürüldüğünü belirterek Yeni güreş alanının Saray içi sınırları içinde kalacağını, Saraçhane spor sahasının karşısında yani seddenin gerisinde, taşkın sahasının da dışında,12 ay boyunca etkinliklere ev sahipliği yapacağını, Müzesi bulunan çok yönlü bir spor kompleksi olacağını, 61.000 m2 lik bir alanda konumlanacağını, Projenin aynı zamanda Balkan savaşlarında şehit düşen Askerlerin hatırasına uygun şekilde şehitlikle bütünleşeceğini, Yeni Er meydanının Kırkpınar geleneğinin Saray içi ile kurduğu güçlü bağ koparılmadan taşınacağını, Bu projeyle birlikte müthiş bir Turizm aksı yapılmasını da öngördüklerini” ifade etmiştir.
Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu Başkanı Sayın İbrahim Türkiş de Kırkpınar haftası etkinlikleri sırasında benzer açıklamalarda bulundu.
Görüldüğü üzere açıklamalar hep İktidar kanadından, Siyasetçilerden, Merkezi idare yetkililerinden yapıldı. Burada bir eksiklik yok mu? Elbette var. Yerel yönetimden yani yıllardır organizasyonu üstlenmiş, başarı ile gerçekleştirmiş, Kırkpınar’ı yaşatmış ve günümüze kadar taşımış, Edirne Belediyeden söz ediyorum. 102 yıldan beri Edirne Kırkpınar ile özdeşleşmiştir. Edirne denince akla gelen Selimiye ve Kırkpınar’dır.
UNESCO tarafından 2010 yılında “insanlığın somut olmayan kültür mirası listesinde “yer alan Kırkpınar yaşayan tarihtir. Hem spordur, hem gelenektir, hem kültürdür. Dipdiri dündür. Umut dolu ve bizi geçmişle bütün kılan yepyeni ve aydınlık bir gelecektir.
Türklerin Anadolu’dan Rumeli’ye geçtikleri tarihten beri yapılagelen bir güreş türü Kırkpınar’ın 665. Yılını yaşadığımız bu günlere gelmesinde başta Edirne Belediye Başkanlığı olmak üzere, Güreş severlerin, Pehlivanların ve Kırkpınar ağalarının büyük payı vardır. Emek veren herkesi minnet ve saygı ile anıyorum.
Kırkpınar’ı 665 yıldır günümüze taşıyan kendine has öğeleri ve ona ruh veren incelikli ritüelleri vardır. Asırlar geçti Kırkpınar kültürünün özü hep yaşatıldı. Ancak Kırkpınar ile ilgili birçok gelenek son 20-30 yılda değişti veya terk edildi. Örneğin Hakem ve cazgır kıyafetleri, Kıspetler, Zembiller, Maniler, Peşrev, Kırkpınar uygulamaları ve Güreşin şekli değişti. Puanlama dediler, Lig dediler, Kota koydular. Puanı yeterli değil diye hayatlarını güreşe adamış iki genç Baş Pehlivanı geçen yıl Er meydanından men ettiler, Güreşteki ilgiyi, merakı, seyir zevkini ve heyecanı bitirdiler, Kırkpınar’ın özüne dokunmaya çalışanlara gıkınız çıkmadı!
Otuz yıldan beri zaman zaman gündeme geldi tartışıldı. Kırkpınar’ı Edirne’den almak isteyen kendini bilmezlere top yekün bir tepki dahi verilemedi. Şimdi Güreş alanı yerinin değiştirilmesi gerekliliği veya zorunluluğu gündeme gelince mangalda kül bırakmayanlar ortaya çıktı. Merak etmesinler ne kültür bağında bir kopukluk olur, ne mekansal hafıza yok olur, ne de Er meydanı olmaktan çıkar!
Kırkpınar çayırında yıllarca görev yapmış, Kırkpınar hazırlıklarının içinde yer almış, araştıran, yazan, Edirne ve Kırkpınar’ı çok seven bir kentli olarak kalın çizgilerle şunu ifade etmek isterim.” 665 yıllık tarihi geçmişe sahip Ata sporumuz Kırkpınar yağlı güreşleri 102 yıldan beri Edirne Saray içi bölgesinde yapılıyor. Kesilen ağaç dalları gölgesinde derme çatma tribünlerde izlenen güreşler bugün dönemin koşullarına göre hazırlanan alanlarda izleniyor. Ancak güreş sahası, ihya çalışmaları devam eden Edirne Sarayının Has bahçesinde bulunuyor. Burası Sit alanı. Korunması gerekiyor. Yeniden inşa da söz konusu olamayacağına göre ve Sarayın da tüm unsurları ile düzenlemesi, kent kültürüne ve Turizmine kazandırılması gereği ortada iken, Edirne’ye katkısı daha büyük olacak ise, Kırkpınar kavramsal bir oluştur. Onu fiziksel alan üzerinden tanımlayamayız. Pehlivanlık kavramının korunması esastır. Uygun bir alana taşınması UNESCO açısından da sorun teşkil etmeyeceğinin altını çizmek isterim.
Konuyu daha da somutlaştırayım. Bakınız, Kırkpınar 2010 yılında Edirne Belediyesinin sistemli çalışmaları ve talebi üzerine UNESCO Dünya Miras listesine alındı. Yani Edirne’ye tescil edildi. Kırkpınar’ı Edirne’den asla koparamazlar. Unesco kriterleri ve Kırkpınar’ın tescil şartlarının detayları şöyledir;
1)Mekana Bağlılık: Kırkpınar ritüellerinin ruhu, Edirne Saray içi er meydanı ile bütünleşiktir. Etkinliğin başka bir şehirde yapılması, yerel ve kültürel bağın kopmasına yol açacağından listeleme kriterlerine aykırıdır.
2)Kültürel Bütünlük; Kırkpınar sadece güreş müsabakalarından ibaret değildir. Davul-Zurna ekibi eşliğinde yapılan peşrevler, dualar, cazgırın manileri, Kırkpınar Ağası geleneği ve er meydanı adabı bir bütün olarak değerlendirilir ve korunması zorunlu ritüellerdir.
3) Yaşayan Gelenek; UNESCO Somut olmayan Kültürel Miras şartları, yerel halk ve ustaların aktif katılımını, bu bilginin kuşaktan kuşağa aktarılmasını gerektirir. KIRKPINAR GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE YAŞAYAN EN ESKİ KESİNTİSİZ GÜREŞ ORGANİZASYONU OLMA ÖZELLİĞİNİ TAŞIYARAK BU ŞARTLARI DOĞRUDAN SAĞLAR. Denildiğine göre Kırkpınar Unesco’dan çıkarılır düşüncesinde olanlar yeniden bir değerlendirme yapmak durumundadırlar. Çünkü konu çok net ve ortadadır.
Madem ki Güreş alanı bağlamından koparılmadan bir başka alana taşınacak, yeri belirlenmiş. Bu yer’e; Bölgesel tarih ve Yerel ağız kaynaklarında, Edirne’deki Saray içi bölgesinin hemen güneyinde kalan ve Tunca nehrinin kıvrımları arasında uzanan o geniş düzlüğe SARAY OVASI dendiğini de hatırlatırım. Önümüzdeki yıllarda Saray içi yerine, bu ifadeyi de sık sık kullanabiliriz. Projelendirilme, istimlak çalışmaları sürdürülüyor ise yukarıda başlık açtığım eksikliği biraz daha açmak isterim.
Kadim kent Edirne’mizi yöneten Belediye teşkilatımız var. Halk iradesiyle seçilmiş Çalışkan, dinamik, Kentsel sorunları çözme ve Belde halkına hizmet verme konusunda yorulmadan çalışan, mücadele eden, Başarılı, Dürüst bir Belediye başkanımız ve onun ekibi var. Bu gerçeği yok sayamayız. Ben yaparım olur, ben karar verdim oldu mantığı ile hareket etmek kamu oyu vicdanını rahatsız eder! Belediyeyi sürecin dışına atarsanız en büyük yanlışı yaparsınız.
Kırkpınar güreş alanının yeni yerine taşınması konusunda bugüne kadar Belediye Başkanımız Sayın Av. Filiz GENCAN’ ın bir açıklamasına ben tanık olmadım. Konuyu merak ettim, İnceledim, araştırdım. Yetkililerle birebir görüştüm. Edirne’yi pek yakından ilgilendiren böylesine önemli bir konuda Belediye neden saf dışı bırakılır? Kentlinin, Konunun uzmanlarının, STK’ ların neden görüş ve düşüncelerine başvurulmaz! Tek adam sisteminin getirdiği sonuç bu mudur? Diye sormadan da edemiyorum.
Kırkpınar alanının taşınması konusunda Yetkilendirilmiş, Görevlendirilmiş Merkezi Kurum ve Yöneticilerimizin Belediye ile henüz resmi bir temasları, Yazışmaları olmadığını esefle öğrenmiş bulunuyorum.. Yani konu Belediyenin önüne gelmiş değil. Yetkili organlarında konu gündeme alınarak görüşülmüş, karar istihsal edilmiş değil. Şaşkınlık verici bir durum. Hal böyle olunca, Diyalog kanalları oluşmamış, Somutlaşmamış bir konuda Belediye Başkanı ne açıklama yapabilir? Takdiri ve değerlendirmeyi sizlere bırakıyorum.
Gelelim seçilen alan ile ilgili değerlendirmelere. Seçilen alanda Belediyenin önceki yıllarda otopark sorunu için satın aldığı, Tapusunun Belediyeye yani Edirne halkına ait olan 40 bin m2 lik bir alan var. Bu ne olacaktır. Kırkpınar alanına nasıl katılacaktır? Söz konusu alanın Zemin etütleri yapılmış mıdır? İmardaki durumu nedir? Altyapı hizmetlerine cevap verecek sistem var mıdır? yeterli midir? Taşkın alanı dışında deniliyor ama bu alanda aylarca su birikintileri olduğu gerçeği dikkate alınmış mıdır? Sportif, Sosyal, Kültürel etkinliklerde büyük sorunlar yaratan şehir trafiği nasıl çözülecektir? Her geçen gün daha da artan bu sorun öncelikler arasında değerlendirilmelidir. Yeni alanın Otoban köprüsüne kadar genişletilerek, Otobandan Güreş alanına ve şehir merkezine bağlantı kurulacak mıdır? Yeni alanda tribünlerin yükselerek yapıldığını düşündüğümüzde, Tribünlerde etkinlik izleyen yerli ve Yabancı turistler Güney yönünde yani Umur Bey Mahallesinde gecekondu görünümlü sağlıksız yapıları izlemekten nasıl bir duyguya kapılacaktır. Bu sağlıksız görüntüler izole edilecek veya sağlıklı bir görünüme nasıl kavuşturulacaktır. Mevcut Kırkpınar alanındaki yeşil dokunun yeni alandaki etkisi, duygusu nasıl sağlanacaktır? Soruları çoğaltmak mümkün.
İşte tüm bu konular bir masa etrafında oturacak, Yetkili, Sorumlu kurum, Kuruluşlar, konunun uzmanları, Tarihçilerden, halk kesimlerinden müteşekkil heyet tarafından konuşulmalı, değerlendirilmeli ve Edirne için en faydalı olanı Halkın desteği de alınarak yapılmalıdır.
Ben yaptım oldu mantığıyla değil, Akıl ile bilim ile, el birliği ile yol almakta fayda vardır.
GÜNDEM
21 Temmuz 2026GÜNDEM
21 Temmuz 2026GÜNDEM
21 Temmuz 2026GÜNDEM
21 Temmuz 2026GÜNDEM
21 Temmuz 2026GÜNDEM
21 Temmuz 2026GÜNDEM
21 Temmuz 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.