Recep Çınar
Yazımın başlığını “ilginç” bulup, merak etmişsinizdir! “İlginç” Vakıflar bir kitap adı! Türkiye Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün bastırdığı, Osmanlı ecdadımız döneminde faal olan Vakıflarla ilgili bilgiler içeren bir kitap.
Vakıf, gerçek ve tüzel kişi veya kişilerin, belirli bir mülk ve hakla belirli ve sürekli bir amaca tahsis edilmesi ile oluşan müessesedir. Geleneksel olarak, bir hizmetin gelecekte de yapılması için belli şartlarla ve resmi bir yolla ayrılarak bir kimse tarafından bırakılan mülk veya paraya “vakfiye” denir.
Kısaca Vakıf; Kişinin mülkiyetinde veya tasarrufunda olan bir menkul ya da gayrimenkulü kamu (Halk) hizmeti yararına, Allah rızası için ebediyen tahsis etmesidir.
Bunun için Okul yaptır, Hastane yaptır, Köprü yaptır, Aş evi yaptır, Öğrenciye burs ver, Muhtaç olan her canlıya yardım et… Bunların hepsi dinimizin emrettiği ve Peygamberimizin (sav) uyguladığı, teşvik ettiği, övdüğü güzel şeylerdir. Bu sebeplerle Ecdadımız memleketin her tarafını vakıf eserleriyle donatmış, bugün Anadolusu ile Trakya’sı ile Türkiye’de veya daha önce Osmanlı’nın hâkim olduğu Balkanlarda, Afrika’da ve Orta doğuda hangi şehre gitsek bizi selamlayan Cami, Çeşme, Han, Hamam, Medrese… gibi hemen her sahada ihtiyacı gideren birçok vakıf eserlerine rastlarız. Bizim medeniyetimiz, dayanağı İslam olan ve sevabı tükenmeyen Vakıf Medeniyetidir.
Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu “İlginç Vakıflar” adlı kitapta Ecdat Osmanlı döneminde çeşitli sahalarda yapılan pek çok Vakıf eseri hakkında bilgi veriliyor, tanıtılıyor.
“Alan el” ile “veren eli” buluşturan vakıf geleneği, Türk-İslam tarihinde Osmanlı döneminde zirve yapmış. Yaşlı insanların bakımından, sokaktaki kuşlara kadar geniş bir hizmet alanına yayılan Osmanlı’daki vakıflar, hayatın her alanındaki ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını gidermeyi amaçlamış
Tabii ki, onca Vakıf Eserleri ile ilgili bilgileri bir köşe yazısına sığdırmak pek mümkün değil. Ben burada, kitapta adı geçen vakıfların ne zaman ve nerede hizmete açıldığını isimleri ile paylaşıyorum.
1910 yılında İzmir’de Mustafa İzzet Efendi Bin Binbaşı Rüstem Vakfı.
1804 yılında İstanbul’da Seyyid Mehmed Cevher Vakfı.
Hatice Turhan Valide Sultan Vakfı.
1808 yılında Sırbistan-Belgrad’da Ahmed Ağa Bin Hasan Vakfı.
1308 yılında Suriye – ŞAM’da Saliha Hatun Binti Selahaddin Pehlivan Vakfı.
1855 yılında İstanbul’da Kavasbaşı Ahmed Ağa Bin Mustafa Vakfı.
1854 yılında İstanbul’da Mehmet Hüsrev Paşa Vakfı.
1682 yılında İstanbul’da Abdurrahman Paşa Vakfı.
1781 yılında Pirlepe-Makedonya’da Mehmed Efendi Vakfı.
1732 Yılında İstanbul’da Çadırcı Ahmed Ağa Bin Abdullah Vakfı.
1830 Yılında Padişah İmamı Mehmed Zeynelabidin Efendi Vakfı.
1803 yılında Valide Sultan Kethudası Yusuf Ağa Vakfı.
1778 yılında Mustafa Bin Mehmed Vakfı.
1716 yılında İstanbul’da İsmihan Kaya Sultan Binti Murad Han-ı SalisVakfı.
1768 yılında Bulgaristan-Tırnova’ da Tosunzade Mehmed Bin Halil Vakfı.
1743 yılında Yunanistan: Mora-Trapolice’de Şeyhü’l – Harem Hacı Ebubekir Paşa Vakfı.
1699 yılında İstanbul’da Şeyhülislam Feyzullah Efendi Vakfı.
1871 yılında İstanbul’da Şeyhülislam Ömer Hüsameddin Efendi Vakfı.
1815 yılında İstanbul’da Şerife Fatma Binti Mustafa Vakfı.
1884 yılında İstanbul’da Mehmed Reşid Efendi Bin Osman Vakfı.
1586 yılında İstanbul’da Süleyman Subaşı Vakfı.
1782 yılında İstanbul’da Selim Ağa Bin Abdülmennan Vakfı.
1846 yılında İstanbul’da Mehmed Murad Efendi Vakfı:
1700 yılında İstanbul’da Hasan Efendi Bin Hüseyin Vakfı.
1910 yılında Bosna-Hersek Saraybosna’da Hindezade Ahmet Ağa Vakfı.
1669 yılında İstanbul’da Abbas Ağa Bin Abdurrezzak Vakfı.
1323 yılında Tokat’ta Niksarlı Hacı Mehmed (Ahi Pehlivan) Vakfı.
1813 yılında Kudüs’te İslam Fevzi Efendi Bin Hasan Vakfı.
1596 İstanbul/Beykoz’da Hacı Ahmed Efendi Vakfı.
1893 yılında İzmir’de Ahmed Efendi Vakfı.
1911 yılında İstanbul’da Yahya Efendi Türbedarı Şeyh Hasan Hayri Efendi Vakfı.
1896 yılında İstanbul’da Mehmed Asım Efendi Vakfı.
1814 yılında Karaman’da Mataracızade Hacı Hüseyin Ağa Vakfı.
1893 yılında İstanbul’da Hatice Hanım Binti Abdullah Vakfı.
1565 yılında İstanbul’da Hamid Çelebi Vakfı.
1860 yılında İstanbul’da Şerife Hatice Hanım Vakfı.
1882 yılında İstanbul’da Hamid Çelebi Vakfı.
1649 yılında İstanbul’da.
1743 yılında Yunanistan – Mora/Trapoliçe Şeyh’ül Harem Hacı Ebubekir Paşa.
1632 yılında Bursa’da Ashab-ı Hayrat Vakfı.
1682 yılında İstanbul Serkanbaşı Mustafa Ağa Vakfı.
1611 yılında İstanbul’da Kapıcı Mustafa Dede Vakfı.
1764 yılında Emetullah Hanım Vakfı.
1602 yılında İstanbul’da Halime Hatun Binti Abdurrahman Vakfı.
1908 yılında İstanbul’da İsmail Hakkı Efendi Vakfı.
1805 yılında Erzincan’da Sipahi Mahmud Bin Bekir Vakfı.
1640 yılında İstanbul, Şam ve Kıbrıs’ta Mahpeyker (Çinili Köşem) Valide Vakfı.
1730 yılında İstanbul Adalarda Matbah-ı Amire Emini Halil Ağa Vakfı.
1812 yılında İstanbul da Reşide Hatice Hanım Vakfı.
1525 yılında Edirne/İstanbul/Rumeli Defterdar Abdüsselam Çelebi Vakfı.
1795 yılında İstanbul’da Silahdar Ağası Abdullah Ağa Bin Abdülkerim Vakfı.
1766 yılında Gümüşhane’de Dergâh-ı Ali Gediklilerinden Ali Ağa Vakfı.
1846 yılında İstanbul’da Rukiye Hatun Binti Ömer Vakfı.
1654 yılında Gerede – Bolu Katib Mahmud Vakfı.
1574 yılında Lüleburgaz – Edirne Sokullu Mehmet Paşa Vakfı.
1640 yılında İstanbul’da Mahpeyker (Çinili kösem) Valide Sultan Vakfı.
1793 yılında İstanbul’da Ahmed Efendi Bin Mustafa Vakfı.
1708 yılında İstanbul’da İbrahim Paşa Bin Selim Vakfı.
1848 yılında İstanbul’da Ahmed Ağa Bin Hüseyin Vakfı.
1732 yılında İstanbul’da Çadırcı Ahmed Ağa Bin Abdullah Vakfı.
1574 yılında Antalya’da Murat Paşa Vakfı.
1753 İzmit’te Dayızade Hacı Mustafa Ağa Bin Hacı Ali Vakfı.
1633 yılında İstanbul’da Ayni Hatun Vakfı.
1845 yılında İstanbul’da İbrahim Ağa Bin Ahmed Vakfı.
Ülkemiz genelinde binlerce vakıf bulunuyordu. Bunlar sadece bazı örnekler!
Osmanlı döneminde şehirler, ibadet mekânı olan Camilerin yanına kurulurdu. İbadet mekânlarının yanına, Eğitim tesisleri, Hastane, Aşevi, Çarşılar yapılır orası şenlendirilir, şehir de bu yapıların etrafında gelişirdi. Osmanlı döneminde şehirler, sokaklar oldukça düzenli bir şekilde yapılmaktaydı. Ayrıca Vakıf eserlerinin yanına hayvanların beslenmesi ve yaşaması için mekânlar da yapılırdı. Kaldırımlar genel olarak taşla döşenir, Cami, Okul, İmaret gibi yerlerin avluları ve etrafları ise mermerlerle döşenirdi. Ayrıca bunların etrafı sürekli temiz tutulurdu. Zira İslam dininde “temizlik imandandır” düsturu esas alınmaktadır. Bir de bugün, caddelerimizin, çarşılarımızın temizliğine bakalım! Müslüman bir ülkede bu utanç verici hal hiç de yakışmıyor!
Bir Vakıf Medeniyeti kuran Osmanlı Ecdadımız, insan hayatının her noktasında yardımcı olmuştur.
Söz konusu eserde bu 66 Vakıf yer alıyor. Bunlar sadece birer örnek. Bunların dışında yüzlerce vakıf örnekleri mevcut. Peygamberimiz (sav) bir hadislerinde; “İnsanların faydalanacağı bir eser bırakan kimsenin amel defteri hiç kapanmaz” buyurur!
Adeta tarihi eser müzesi olan Edirne’mizde yaklaşık bir asırdır Ecdat Osmanlı’dan kalan tarihi eserlere gereği gibi sahip çıkılmadı. Ancak, iki yıldır Edirne’mizde görevde olan Sayın Valimiz Yunus Sezer, Meskeninden Dükkânına, Camiiden Hamamına birçoğunu restore ettirdi, ayağa kaldırdı ve kaldırmaya da devam ediyor. Geçen bir asırlık zaman zarfında Edirne’de Merkezi yönetimde olsun, Yerel yönetimde olsun görev yapanlar Sayın Valimizin yaptıklarının dörtte biri kadar bile olsa bir şeyler yapmış olsalardı, bugün Edirne yeniden “Şehirler Sultanı” unvanını kazanırdı! Ama görüyoruz ki, Sayın Valimiz bu konuda kararlı ve azimli! İnşallah olacak. Allah (cc) yar ve yardımcıları olsun.
Ben, söz konusu kitapta geçen Vakıf isimlerini ve ilginç özelliklerini, kuruldukları şehir ve tarihleri ile hangi sahada hizmet verdiklerini özetle belirttim. Vakıflar iyilik, merhamet ve hayırseverlik uygulamalarının ötesinde medeniyetimizin ruh ve şekil vererek toplumun refahı için ortaya koyduğu yüce bir nizamın da adıdır.
Vakıfların hayır yapma gibi işlevi olduğu gibi imar, inşa ve ihya gibi kavramlar da Vakıf uygulamalarında karşılık bulmaktadır.
Vakıf, yaşanılacak Belde ve Şehirler imar ederek, insanların hayat seviyelerini yükseltme amaç ve gayretidir.
Vakıf, her türlü sıkıntı veya ihtiyacında toplumun yanında olur.
Keşke, Ecdadın kurdukları Vakıfları yaşatsaydık da günümüzde de bu tür hizmetlere sahip olabilseydik! Günümüzde de bazı vakıflar mevcut. Ama Osmanlı Ecdadımızın yanında “devede kulak” bile değil!
Toplum olarak Ecdadımız Osmanlıyı acaba ne kadar tanıyoruz? Bunun için gerçekleri yazan tarih kitaplarını okumamız lazım! Ne yazık ki, toplum olarak her şeyimizle o medeniyetten uzaklaştırıldık!
Dostça kalın…
GÜNDEM
13 Ocak 2026GÜNDEM
13 Ocak 2026GÜNDEM
13 Ocak 2026GÜNDEM
13 Ocak 2026GÜNDEM
13 Ocak 2026GÜNDEM
13 Ocak 2026GÜNDEM
13 Ocak 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.