Recep Çınar
Tekerlekli Sandalye’ye atılan üç füze ve Şehadet!
Şeyh Ahmet Yasin, İsrail yönetimi tarafından sürekli hedef gösteriliyordu. Fiziksel olarak çok zayıf olmasına rağmen, manevi liderliği direnişin en büyük motivasyon kaynağıydı. Bu motivasyon öyle bir maneviyattan kaynaklanıyordu ki, tekerlekli sandalyesinden ayağa dahi kalkamayacak bir haldeyken bile Siyonizm’in korkulu rüyası olabiliyordu. Takvimler 22 Mart 2004’ü gösterdiğinde, bu korkunun büyüklüğü tüm dünyanın gözleri önüne serildi.
Sabah namazını kıldıktan sonra camiden çıkan 67 yaşındaki engelli bir lider, savunmasız bir halde tekerlekli sandalyesinde evine dönerken, İsrail ordusuna ait helikopterlerden fırlatılan 3 adet füze ile doğrudan hedef alındı.
Türkiye’nin Mücahit Lideri: Necmettin Erbakan!
Aynı dönemde Türkiye’de Siyonizm’in küresel sistemine kaşı akademik bir dehayı siper eden Necmettin Erbakan yükseliyordu. 1926 Sinop doğumlu olan Erbakan, İTÜ mezuniyeti sonrası Almanya’da motor profesörü olmuş ve Türkiye’nin ilk yerli Motor Fabrikası Gümüş Motor’u kurarak ağır sanayi hamlesini başlatmıştır. 1969’da siyasete giren “Mücahit Erbakan”, ömrünü Siyonizm’le mücadeleye adamıştır.
Erbakan, “Siyasetle uğraşmayan Müslüman, Müslüman olmayan siyasetçiler yönedir” diyerek cihadın sadece cephede değil, kalemle, kâğıtla, ilimle ve siyasetle de yapılabileceğini savunmuştur. “Cihat demek insanlığın saadeti ve hakkın hâkimiyeti için hep birlikte insanların saadeti için gereken gayreti göstermek demektir” diyordu.
Hoca ayrıca İslam dünyasını Siyonizm’e karşı eyleme geçmediği için eleştirmiş ve bu eleştirmesini şu sözlerle dile getirmiştir. “8 milyonluk İsrail için 1,5 milyar Müslüman ebabil kuşlarını bekliyorsa, o ebabil kuşları gelip İsrail’i değil, bizi taşlar!”
Coğrafyalar farklı, Hedef ayni!
Bu iki liderin yolları, Siyonizm ile mücadele ortasında tam bir gönül birliği içindeydi. Şeyh Ahmet Yasin, Türkiye hakkında yaptığı bir değerlendirmede; Türklerin tarih boyunca Hilafeti elinde tuttuğunu belirterek Türkiye’deki durumu şöyle özetlemişti; “Türkiye’de hükümeti başarıyla yönettiğini biliyorum. Özellikle yolsuzluğa karşı mücadele etti. Fakat kendisine karşı olan Laikler tarafından durduruldu. Geri kalan kesimlerse O’nun Demokratik üslubunu destekledi.” Erbakan Hoca da Siyonizm’in mutlaka yenileceğine inanarak o meşhur uyarısını yapmıştı. “Bir gün gelecek İsrail’e öyle bir tokat atacağız ki, bütün hayatı gözlerinin önünden GAZZE Şeridi gibi Geçecek!” Bu sözler, iki liderin aynı manevi kaynaktan beslendiğinin en büyük kanıtıydı. “Zafer inananlarındır ve zafer yakındır.”
Bir Liderle kurulan ilişkinin, O’nu anmakla ya da adını tekrar etmekle sınırlığı olduğu düşünülmemelidir. Asıl belirleyici olan, O Liderin çizdiği hattın nasıl kavrandığı ve bu güne nasıl tercüme edildiğidir.
BİR KAYIP HASLET VEFA!
Siyasette vefa, çoğu zaman yüksek sesle dile getirilen bir erdemden ziyade, sessizlikte sınanan bir tutumdur. İktidar ilişkilerinin geçiciliği, çıkarların hızla yer değiştirdiği anlar ve başarı kadar başarısızlığın da hafızayı zorladığı dönemlerde Vefa, ahlaki bir ilke olmaktan çıkarak politik bir tercihe dönüşür. Bu nedenle siyasal alanda Vefa, yalnızca geçmişe sadakati değil, güç karşısında hafızayı koruma cesaretini ve ilişkileri fayda terazisine indirgeme iradesini de içerir. Vefanın yokluğu kadar seçici ve araçsallaştırılmış biçimleri de siyasetin karakterini ele verir; kime, ne zaman ve hangi koşullarda vefalı olduğunu, siyasetin değerlerle mi yoksa hesaplarla mı kurulduğunu açık eder. Bu çerçevede bir DAVA uğruna yola çıkmak, yalnızca bir hedefe yönelmeyi değil, o yolda birlikte yürünülen insanlara karşı kalıcı bir sorumluluğu da üstlenmeyi gerektirir.
Erbakan Hoca, zahiren değil, hakikatte başarıya talip bir insandı. Bu nedenle konjonktürel kazanımların peşinde koşmadan istikamet üzere yaşamayı tercih etti. Bu bilinçle, başarıyı nasip edenin yalnızca Allah olduğu şuurunu merkeze alarak başarının gerçek sahibinin temel ilkeleriyle çatışacak her tutumdan özellikle kaçındı. Vefasızlık ise bu çatışmanın en belirgin ve en yıkcı zeminiydi, bu yüzden ondan bilinçli ve kararlı bir şekilde uzak durarak dünya göçünü topladı.
“ERBAKAN HOCAMIZ” DENİLDİĞİNDE!
“Erbakan Hocamız denildiğinde”, aklımıza İman, Aşk, Azim, Kararlılık ve Heyecan gelir! Hakikaten ömrünü adadığı “İslam Davası”nı yeryüzünde hâkim kılmak için mücadele etmiş; Asrın idrakine sunduğu esaslar bugün hala tüm dünyada takip edilir hale gelmiştir. Bugün insanlığın ya da Ekonominin herhangi bir sorunuyla karşı karşıya kaldığımızda, ister istemez şu soruyu soruyoruz; “Erbakan Hoca olsaydı ne yapardı?”
Erbakan Hocamız, 7’den 70’e herkese mevcut düzenin yerine “Yeni Bir Dünya’yı nasıl kurabileceğimizi anlattı. Bunun teorisini ortaya koymakla kalmadı, D-8 ile bu dünyanın temellerini fiilen attı. İslam kardeşliğinin, Siyonist planlara alet olmadan nasıl tesis edilebileceğini gösterdi. Yerli iş birlikçilerin yalanlarına ve iftiralarına aldırmadan yoluna devam ette. Yerli ve Milli olmayı öretti. “İnanç, tekeden bile süt çıkarır” diyerek, toplu iğnenin dahi üretilmediği bir ülkede Ağır Sanayi Hamlesini başlattı. Kimsenin ikna edemediği insanları ikna etti,
Onları ayni hedefe yönlendirdi. Teşkilatlarına motivasyonla çalışmayı öğretti. Büyük hedefler gösterdi. “Hedefiniz 2. Yalta Toplantısıdır” diyerek sömürü düzeniyle kurulan dünyaya karşı “Adil ve yeni bir Dünya”yı inşa etme sorumluluğunu Milli Görüşçülere yükledi!
Şunu öğretti; “Bir milletin asıl gücü tankı, topu, tüfeği değil, imanlı ve inançlı evlatlarıdır.” İmanlı ve şuurlu bir gençlik yetiştirmeyi en temel vazife olarak gösterdi. Tarihteki büyük şahsiyetleri ve zaferleri hatırlatarak ufkumuzu genişletti. “MGV” de (Milli Gençlik Vakfı) ve “AGD” de (Anadolu Gençlik Derneği) dört fakülte bitirmişi gibidir” diyerek her yaşta Allah için çalışmanın önemini vurguladı.
Bir işin sadece yapılmasını değil, zamanında ve doğru şekilde yapılmasını öğretti.
“Sonra ne olacak?”, “Eee?” diyerek işin sonunu düşünerek, Allah’ı görüyormuşçasına ve yalnızca O’nun rızası için yapmamızı istedi. Böylece ahreti hiç unutturmadı!
Bu davanın makam ve mevki davası değil, Rabb’e kulluk davası olduğunu söyledi. Nefis terbiyesini esas aldı. “ Gündüz “Mücahit”, gece Zahid” olmamızı istedi. İyi insan olmanın şekilcilikle değil, insanlığa faydalı olmak için çalışmakla mümkün olduğunu öğretti. Haritada yerini bilmediğimiz ülkelere dahi yardım elini uzattı. Olayların medyada gösterilenden ibaret olmadığını, perde arkasını görmemiz gerektiğini anlattı.
İslam Dinarı, faizci kapitalist düzen, ekonomik bağımsızlık… gibi kavramları O’ndan öğrendik. Teknolojiyi Allah’ın bir nimeti olarak gördü. Emperyalistlerden daha üstün teknolijiyi nasıl üreteceğimizi anlattı ve bunu hayata geçirdi. Mescid-i Aksa ve Kudüs davasını, Ümmet bilincini, Mezhep ve meşrep ayrılıklarının ötesinde Ümmet olmayı bize öğretti. Tabiri caizse dün yayı avucunun içine almış, “Dünyanın neresine nasıl yardım edebilirim?” diye gece gündüz çalışan bir dava adamıydı. Edebi, takvayı ve kula kul olmamayı yaşayarak öğretti.
Yılmadan, son nefesine kadar hakkı tebliğ etti. Hastane koridorunda dahi ümmet için mücadeleyi sürdürdü. Hasta yatağında toplantılara devam etti ve; “Mücahit at sırtında (görevde) iyi olur” dedi.
O, İslami fert, cemaat ve toplum olarak yaşamamızı istedi. Çünkü O’nun dediği, canıyla ve malıyla cihat eden mümin olabilmekti. Kendi ifadesiyle “hedefe kilitlenmiş bir füze gibi”, hiçbir şeye aldırmadan, muhsince, muhlişce ve mücahitçe bir ömür yaşadı. 27 Şubat 2011’de bedenen aramızdan ayrıldı. Ama hedefe kilitlediği insanlar, fikirler ve davalar yaşamaya devam ediyor.
Evet, merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı, ömrünü davasına harcamış bir lider olarak tanımanın ötesinde anlamak lazım!
Allah (cc) rahmet eylesin. Rabbim Cennetinde hepimizi cem eylesin. Amin.
NOT: (Bu yazımı, Milli Görüş Lideri ve 54. Hükümetin Başbakanı merhum Prof.Dr. Erbakan Hoca’nın vefatının 15. Yıldönümü münasebetiyle AGD (Anadolu Gençlik Derneği)’nin yayınladığı Şubat 2026 Özel sayısından alıntı yaparak düzenledim. Dergiyi merak edenler AGD Edirne Şubesinden tedarik edebilirler).
Dostça kalın…
GÜNDEM
09 Mart 2026GÜNDEM
09 Mart 2026GÜNDEM
09 Mart 2026GÜNDEM
09 Mart 2026GÜNDEM
09 Mart 2026GÜNDEM
09 Mart 2026GÜNDEM
09 Mart 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.