İlişkilerle ilgili güven teması konuşulduğunda akla ilk gelen şey sadakat olur. Aldatma yoksa güven vardır diye düşünülür. Oysa birçok insan sadakatin olduğu ilişkide kendini güvende hissetmeyebilir. Çünkü güven eşittir sadakat değildir. Güven duygusunu sadece fiziksel sadakate indirgemek duygusal örüntüleri yok sayan bir algı yaratır.
İlişkiler fiziksel ihtiyaçlardan ziyade duygusal dinamikler aracılığı ile güçlenir. Birinin fiziksel olarak orada olması duygusal anlamda orada olabildiği anlamını taşımaz. Fiziksel ihtiyaçlar görünür iken duygusal ihtiyaçlar görünür değildir. Bu yüzden duyguları anlamak, anlamlandırmak ve dile getirmek zordur.
Duygusal güven, bir ilişkide kişinin kendini yargılanmadan, küçümsenmeden ve reddedilme korkusu yaşamadan ifade edebilir olabilmesidir. Başka bir deyişle, duygularını rahatça söyleyebilmek, zayıf yanlarını saklamak zorunda kalmamak, hata yaptığında kabul edilir olabilmek, tartışmalarda ve genelde değersiz hissetmemek. Kısacası görülme, değerli olma, ilişkide var olma gibi duygusal ihtiyaçların karşılanıyor olması, bizi duygusal olarak güvende hissettirecektir.
Hayallerimizin görülmesi, beklentilerimizin karşılanması, umutlarımızın gerçekleştirilmesi sürecinde desteklenmek, duygusal güveni güçlendirirken, aksine kurulan hayallerin yarım bırakılması, verilen sözlerin tutulmaması, beklentilerimizin yok sayılması, tek taraflı hayallerin gerçekleştirilmesi gibi süreçlerde fiziksel olarak sadakat olsa da duygusal olarak güvensizlik oluşabilir. Bu şekilde bir ilişkide kendimizi güvensiz hissetmek gayet normaldir.
Hayal kırıklıkları, yok sayılma, kandırılma, önemsenmeme gibi durumlarda geleceğe karşı bir güvensizlik oluşabilir. “Verilen sözler tutulmadı, ya gelecektekiler ne olacak?”, “Benim hayallerim yok sayıldı, peki sonraki hayallerime ne olacak?”, “Duygularımın yok sayıldığı bu yerde ben nasıl var olabileceğim?” soruları sorulmaya başlandığında duygusal olarak güvensizlik başlamış görünür.
Duygusal güven olmadığında kendimizi korumaya alırız veya savunmaya geçebiliriz. Hayaller, beklentiler, duygular gibi konularda daha az paylaşım yapılabilir. Gerçek duygular saklanabilir çünkü zaten şu ana kadar anlaşılmamıştır. Bundan sonrası için gizlenme tercih edilebilir. Böylece yavaş yavaş ilişkide geri çekilmeler gözlenebilir.
Fiziksel ihtiyaçlar kadar duygusal ihtiyaçların da karşılandığı bir ilişki daha sağlam ve sağlıklı bir ilişki olacaktır. İlişkilerin yönünü belirleyen, ilişkileri güçlü yapan şey duygusal ihtiyaçlardır. İlişkilerde sürdürülebilirlik için bu anlamda bir dengeye ihtiyaç hissedilir.
Güven konusuna bu açıdan bakabildiğimizde, ilişkimizde adını koyamadığımız o güvensizlik duygusunun kaynağını daha net görebilmek mümkün olacaktır.
GÜNDEM
10 Mart 2026GÜNDEM
10 Mart 2026GÜNDEM
10 Mart 2026GÜNDEM
10 Mart 2026GÜNDEM
10 Mart 2026GÜNDEM
10 Mart 2026GÜNDEM
10 Mart 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.