DOLAR 32,2053 -0.22%
EURO 35,1156 -0.22%
ALTIN 2.498,171,32
BITCOIN 21606120,15%
Edirne
15°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Uzm.Psk Nergis Özdinç

Uzm.Psk Nergis Özdinç

14 Mayıs 2024 Salı

ÇOCUKLARDA KORKU

ÇOCUKLARDA KORKU
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Uzman Psikolog Nergis ÖZDİNÇ

Korku, tıpkı sevinç, mutluluk, üzüntü gibi bir duygudur. Korku duygusu yaşama aittir ve hissedilmesi doğaldır. Yetişkinlikten çocukluğa her yaş gurubunda gözlenen korku duygusu farklı şekillerde kendini gösterebilir.

3-4 yaş gurubunda anne babadan ayrılma korkusu daha yoğun gözlenirken, 4 yaşından itibaren korkular daha somutlaşır. 6 yaş itibari ile hayalet gibi soyut korkular gözlenmeye başlar.

Gelişim dönemine özgü olan korkular, aile tutumlarının desteği ile günlük yaşamı engellemez. Ancak korkular günlük yaşamı etkileyen düzeyde ise, okula gitme, uyuma gibi durumlarda günlük akışı engelliyor ise mutlaka bir uzman desteği almak gereklidir.

Yazıya başlarken değindiğim gibi, korku normal bir duydur. Çocuklardaki korkuyu pekiştirmemek gerekir. Korkuların günlük akışı engellememesi için dikkat etmemiz gereken birkaç öneri sunmak istiyorum.

Öncelikle, çocuğunuz kaç yaşında olursa olsun hissettiği korkuya karşı saygı gösterin. Ona bu konudan dolayı bağırmak, alay etmek veya korkusunu yok saymak korku sürecinin uzamasına sebep olacaktır.

Çocuğun tepkilerini bilinçli bir şekilde değerlendirmek gerekir. Aileler, hangi korkuların normal, hangilerinin yardım alınması gereken boyutta olduğunu iyi gözlemlemelidirler.  

Korkusunun ana kaynağını anlamaya çalışın. Ağlama veya kriz anları geçtikten sonra sakinleştiğinde bu konuyla ilgili sohbet edin ya da ondan duygularını anlatan bir resim yapmasını isteyin.

Çocuğunuzun korkuları hakkında konuşup anlatmasını sağlayın. Gerekirse korkuları hakkında bilgilendirin. Korkuları olan çocuğa sabırlı davranıp, korkularını yenmesi için zaman tanınmalıdır.

Ev içinde korkutucu bir tutum olup olmadığına dikkat edilmelidir. Otoriter, baskıcı bir tutumla yetiştirilen çocuklar yeterli güven duygusunu kazanamadıkları için ve aşırı korunan çocuklar, belirsiz durumlardan çabuk etkilenebildiklerinden dolayı korku tepkilerini kolaylıkla yaşayabilirler.

Korkuların bazı zamanlarda ya da bazı durumlarda artıp artmadığını gözlemleyin. Korkunun belirli bir olaydan sonra mı ve bu olayla bağlantılı olarak mı ortaya çıktığını saptayın.

Çocuklara korkulu masallar anlatılmamalı, korku unsurları içeren film ve çizgi filmler izletilmemelidir. Oyunlarınızda korkutma bir oyun aracı olmamalıdır.

Beraberce deneyimleyebileceğiniz korkuları varsa yanında durarak ona destek olun. Örneğin karanlıktan korkuyorsa el ele tutuşup beraberce karanlıkta durabilir ve ona güvende olduğunu söyleyebilirsiniz.

Çocuğunuzun korkmasının doğal olduğunu ve geçeceğini ona anlatın. Bunun için kendinizden veya başkalarından örnekler verebilirsiniz. “Bu korkuyu hisseden yalnızca sen değilsin, bir sürü çocuk senin yaşında korkar. Ben de senin yaşındayken karanlıktan korkuyordum.” gibi cümleler yalnız olmadığını hissettirecektir.

Tüm bunlara rağmen çocuğunuzdaki korku, günlük akışınızı engelleyecek düzeyde devam ediyorsa uzman desteği almaktan çekinmeyin.

Devamını Oku

MÜKEMMELİYETÇİ ÇOCUKLAR

MÜKEMMELİYETÇİ ÇOCUKLAR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Uzm.Psk. Nergis Özdinç

Mükemmeliyetçilik, sıklıkla yetişkinler için kullanılan bir kavram gibi algılanabilir. Bizlerde görülen, en iyisini yapma, kusursuz olma, başarma istekleri çocuklarda da görülür.

Mükemmeliyetçilik olumlu bir özellik gibi görünse de farkında olmayıp kontrol edilemediğinde başarısızlık kaygısından dolayı kaçınma, olumsuz benlik algısı oluşturma gibi sonuçlar doğurabilir.

Mükemmeliyetçiliği, olumlu ve olumsuz sonuçları ile iki boyutta inceleyebiliriz;

Uyumlu mükemmeliyetçiler, belirledikleri yüksek standartlarına ulaşamayıp başarısız olduklarında bundan ders alırlar ve başarısızlığı, kendilerini geliştirecek bir süreç olarak değerlendirirler. Olası başarısızlık durumlarında baş etme becerileri gelişmiştir. Bu yönü ile mükemmeliyetçilik, liderlik, başarı, olumlu benlik algısı geliştirme gibi sonuçlar doğurabilir.

Uyumsuz mükemmeliyetçiler, başarısızlığı kabul etmede zorlanırlar. Başarısız olma durumu ile baş edemedikleri için çoğunlukla vazgeçme, pes etme davranışları gözlenir. Bu yönü ile mükemmeliyetçilik, depresif ve kaygılı ruh hali gibi olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Çocukların doğuştan getirdikleri mizaç özellikleri burada çok etkili olmakla birlikte, anne baba tutumları gibi çevresel faktörler çocuklardaki mükemmeliyetçi yönü yapılandıracaktır. Özellikle erken çocukluk döneminde, başarı veya başarısızlığa karşı çevreden aldıkları tepkiler çocuklarda mükemmel olma ile ilgili bir algı yaratacaktır.

Örneğin, bir başarısızlık karşısında çocuğunuzun sonucuna değil de çabasına odaklanıp, çabasından dolayı onu takdir ettiğinizde, ona güvendiğinizi belirttiğinizde, çocuk tekrar denemek için teşvik edilecektir.

Aynı şekilde, basit bir hedefe ulaşamama ve başarısızlık durumunda, kendi yaşadığınız benzer deneyimleri çocuğunuzla paylaştığınızda ona yol gösterici olursunuz. Bu sayede çocuk sizden baş etme becerilerine dair bilgiler edinmiş olur.

Çocuklar için en güvenli yer olan ev ortamında hata yapmaya fırsat vererek, hatanın yapılabilir olduğu hatta biz yetişkinlerin de hata yapabileceğini ve bu hatalardan nasıl sonuçlar çıkartabileceğimize ilişkin paylaşımlarda bulunmak çocuklarda pes etmeme, devam etme, yeniden deneme güdülerini pekiştirecektir.

Eğer çocuğunuz, en ufak bir başarısızlıkta, ki bu oynadığı oyunlar için de geçerli olabilir ani tepkiler veriyorsa, başarısız olmamak adına bazı durumlardan kaçıyorsa, yeni şeyleri denemek istemiyorsa, genelde kaygılı ise, başkalarının da kendisi gibi mükemmel olmasını bekliyorsa, kontrol etme dürtüsü fazla ise, yukarıda bahsedilen anne baba tutumlarına dikkat etmenizi öneriyorum. Bu özellikler günlük hayatı etkileyecek düzeyde ise mutlaka bir uzmandan destek alınması gerektiğini hatırlatmak isterim.

Devamını Oku

ÖZGÜVENLİ ÇOCUK YETİŞTİRMEK

ÖZGÜVENLİ ÇOCUK YETİŞTİRMEK
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Uzman Psikolog Nergis ÖZDİNÇ

Özgüvenli çocuk yetiştirmek her anne babanın hedefleri arasındadır. Çocukların özgüvenli olabilmeleri için öncelikle “Kendine güvenen çocuk” olmaları çok kıymetlidir. Kendine güvenen çocuk olmak, gelişimsel, sosyal, akademik başarı gibi pek çok alanı etkileyen önemli bir olgudur.

Özgüvenin temelleri daha anne karnında atılır ve erken çocukluk döneminde pekiştirilmeye devam eder. Daha anne karnındayken, annenin bebeği ile ilgili ilk algılarından yola çıkarak benlik algısının temelleri atılmış olur. Sonrasında doğduğu ailenin tutumları, öğretmen ve akran ilişkileri ile gelişen benlik algısı çocuğun özgüvenini etkileyecektir.

Özgüvenli çocukların özelliklerine bakıldığında, bu çocuklar genellikle kendilerini yeterli bulurlar. Problemlere karşı daha çözüm odaklıdırlar. Arkadaş ve sosyal ilişkilerine karşı daha olumlu duyguları vardır. Kendileri ile barışıktırlar.

Özgüvenin temelleri ailede atılıyor ise, özgüvenli çocuk yetiştirmek için anne babalar nelere dikkat etmeli?

Koşulsuz sevgi, çocuğun varlığının tek başına çok değerli olduğunu gösterir. Bu sayede çocuğun kendisi ile ilgili olumlu benlik algısı oluşturması desteklenecektir. Hata yapsa bile kendisini seven ve güvenmeye devam eden ebeveynlerle büyüyen çocuklar özgüvenli çocuk olma potansiyeli taşırlar.

Demokratik aile tutumları ile büyüyen çocuklar daha özgüvenli olabilirler. Bu aile tutumunda çocukların da fikri alınır ve ne hissettikleri değerlidir. Değer görülen bir ailede yetişen çocuk kendisini değerli bir birey gibi görecek ve bu algı özgüvenine katkı sağlayacaktır.

Sorumluluk vermek, yaşına uygun görevleri tamamlamasına fırsat tanımak, kendine güvenen çocuklar yetiştirmede oldukça önemlidir. Çocuğunuzun yerine sizin yaptığınız her eylem, onun özgüvenine olumsuz bir katkı sağlayacaktır.

Kıyaslamalar yapmak, özgüven gelişimini olumsuz etkileyen bir durumdur. Çocuğunuzu başkaları ile kıyaslamak, kendisini yetersiz hissettirecek ve özgüvenine zarar verecektir. Kıyaslamak yerine çabasını takdir etmeyi deneyebilirsiniz.

Rol model olmak, çocuk yetiştirme sürecinde en önemsediğim durumlardan biridir. Kendine güvenen bir anne babayı gözlemlemek, çocuk için en önemli öğrenme aracıdır.

İlgi ve yeteneklerini keşfetmek ve buna fırsat tanımak, çocuğun kendisini başarılı hissedeceği alanlar yaratmasına olanak tanıyacaktır. Bu alanlar çocuğun özgüven kazanmasına fırsat verecektir.

Sınırlar önemlidir. Sınır demek çocuklara daha güvenli bir ortam yaratmak demektir. Sınırlar için kurallar ve disiplin gereklidir. Kuralların net olduğu bir ortamda, ne yapması veya yapmaması gerektiğini bilmek çocukta öz disiplin gelişmesine katkı sağlar. Bu sayede çocuklar, aile, okul gibi sosyal ortamlarda beklenen ve beklenmeyen hareketleri bilecek ve gerektiğinde davranışlarının sonuçlarına katlanarak sınırları öğrenecektir. Sınırların olmadığı bir ortamda özgüvenli çocuk yetiştirmek oldukça zordur.

Çocuk yetiştirmede, tüm ailelere destekleyici bir süreç diliyorum.

Devamını Oku

ÇOCUKLARDA DİKKAT VE ODAKLANMA

ÇOCUKLARDA DİKKAT VE ODAKLANMA
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Uzman Psikolog Nergis ÖZDİNÇ

Dikkat, çevredeki birçok uyarandan sadece o anki ihtiyaçlar ve amaçlar doğrultusundakilerle ilgilenmeyi sağlayan bir filtreleme sistemidir.

Çocuklarda dikkat süresi yaş grubuna göre farklılık göstermekle birlikte yaşına uygun olacak düzeyde dikkat becerisini geliştirmek mümkündür.

Özellikle çocukların ilk yılları dikkat ve odaklanma becerisini geliştirmek için çok değerli yıllardır. Bunun için dikkat edilecek unsurları şu şekilde sıralayabiliriz;

Uyaran yoğunluğunu azaltma: Sürekli var olan uyaran, çabuk sıkılan, aşırı uyarılmış çocuklara neden olabilir. Dikkat ve odaklanma becerisi için mümkünse az ama nitelikli oyuncak ve uyaranlar tercih edilmeli.

İlk iki yıl ekran kullanımı: İlk yıllarda ekrana maruz kalan çocukların gelişimsel gecikmeler yaşadıklarını ve özellikle dikkat sürelerinin, odaklanma becerilerinin gerilediğini gözlemleyebiliyoruz. Ekranlarda aşırı hareket, değişim ve parlak renkler vardır. Ancak gerçek hayattaki hiçbir alanda uyaranlar bu kadar sık ve değişken değildir.

Güvenli oyun alanı: Çocuğunuzun uzun süre meşgul olabileceği tehlikelerden arınmış güvenli bir alana ihtiyaç duyar. Çok geniş ve çocuğun keşfetmesinin uygun olmayan nesnelerin olduğu bir ortam çocuğun dikkatinin uyarılar ile bölünmesine neden olacaktır.

Sade, yapılandırılmamış oyuncak ve nesneler: Çocukların dikkat ve öğrenme becerisini arttırabilecek kutu oyunları, yapbozlar, tahta bloklar, el kuklaları, büyük legolar gibi oyuncak seçimleri, çocukların dikkat sürelerini olumlu yönde etkileyecektir.  

Seçim fırsatı: Çocuklar kendi seçtikleri etkinliğe daha iyi odaklanırlar bu nedenle çocuğunuza oyun alanında oynayabileceği 2-3 oyun seçeneği sunabilirsiniz.

Dikkatsizliği desteklememek: Yemek sırasında çocuğunuzun bir lokmayı ağzına atması için veya altını değiştirme sırasında fazla hareket etmemesi için bir çizgi film veya oyuncak ile dikkatini dağıtmaya çalışabilirsiniz. Ancak bu durum çocuğunuzu dikkat etmemesi için eğitmeniz demektir. Çocuğunuzla o an neyi yapıyorsanız, her ikinizin de ona odaklanması ilerideki dikkat aralığı ve odaklanma becerisi için destekleyici olacaktır.

Hareketli faaliyetleri her zaman önemsemek: Hareket etmek, çocuk olmanın en keyifli uğraşlarından biridir. Bir çocuğun hareket etmesi için çoğu zaman belirli bir amacın olması bile gerekmez. Çocukların hareket etmesi dikkatlerinin dağılmasını değil, toplanmasını kolaylaştırır. Sportif aktiviteler bu yönden çok kıymetlidir.

Denge oyunları oynamak: Çocuklarla yapılacak, denge ve koordinasyon çalışmaları, dikkat geliştirmek için en ideal uygulamalardan biridir. Bu aktiviteler çocuğun kendi bedenini algılaması, fark etmesi ve yönetmesi gibi birçok beyin fonksiyonunu aktif hale getirir. Bu da özellikle görsel, dokunsal ve kinestetik dikkat açısından harika sonuçlar verir.

Nefes ve gevşeme egzersizleri öğretmek: Nefes ve gevşeme egzersizleri, dikkat geliştirmede son derece önemli çalışmalardan biridir. Bu egzersizler, bedensel ve ruhsal enerjiyi dinginleştirerek dikkatin kısa sürede toplanmasını ve devamlılığını sağlayacaktır.

Erteleme pratikleri yapmak: Çocukların en tipik özelliklerinden biri, isteklerini erteleyememektir. Bir şey istediğinde anında yerine gelmesini istemek bir yere kadar doğaldır. Bu noktada, çocuklara erteleme egzersizleri yaptırılarak dikkati sürdürme becerisi geliştirilebilir. Çocuk bir şey istediğinde, o isteği daha sonraki bir zaman diliminde yapmak ve çocuğun bu süreyi beklemesini sağlamak zaman içinde sabır duygusunu geliştirecektir.

Söylenilenleri tekrarlamak: Çocuğa yaşına uygun olacak şekilde çeşitli yönergeler vererek, aynı yönergeleri tekrarlamasını istemek de işitsel dikkat açısından etkili bir uygulamadır. Oyunlaştırarak ve eğlencesini ön plana çıkararak, ikili, üçlü, dörtlü yönergeler verilebilir ve çocuktan bu yönergeleri tekrarlaması istenebilir.

Zihinde görselleştirme: Çocuğa bir kitaptaki resimleri gösterin ve bir süre bakmasını isteyin. Süre tamamlandıktan sonra gözlerini kapatarak resimde gördüklerini anlatmasını isteyin. Bu uygulama da görsel dikkat açısından çok etkilidir.

Devamını Oku

ÇOCUKLARDA HOŞGÖRÜ GELİŞİMİ

ÇOCUKLARDA HOŞGÖRÜ GELİŞİMİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Uzman Psikolog Nergis ÖZDİNÇ

Hoşgörü, bizden farklı düşünen inanç ve davranışlara sahip insanlara saygılı olma, onları kabul etme ve anlayış gösterme halidir.  Bu kavramlara sahip çocuklar yetiştirmek demek, geleceğin saygılı, anlayışlı, farklılıkları kabul eden yetişkinlerin oluşturduğu hoşgörülü bir toplum olabilmek demektir.

Her yazımda belirttiğim gibi, çocuklar bizim söylediklerimizi değil yaptıklarımızı yaparlar. Bu nedenle nasıl çocuklar yetiştirmek istiyorsak öncelikle iyi bir rol model olmalıyız.

Hoşgörü kavramı erken çocukluk dönemi itibariyle kazanılmaya başlanır.  Çocuklar;

1 yaşında farklılıkları fark ederler.

2 yaşında farklılıklar hakkında konuşur ve bunlarla ilgili sorular sorarlar.

3 yaşında ön yargılar oluşturmaya başlarlar.

4 yaşında insanların farklı özelliklerinin nedenlerine ilişkin kendi kuramlarını oluştururlar.

5 yaşında sorularının cevaplarını bulmak isterler. Kendisine ait özelliklerin hangilerinin kalıcı hangilerinin değişebilir olduğunu merak ederler.

6 yaşından itibaren anne babalarının nelere hoşgörü gösterip nelere göstermediğini fark ederler ve bu farkındalık çocuğun tutumlarını büyük ölçüde etkiler.

Her konuda olduğu gibi hoşgörü konusunda da çocuğuna olumlu örnek olmak isteyen ebeveyn kendi bakış açısını fark etmeli, sözleri ve davranışlarıyla tutarlı bir model oluşturmalıdır.

Hoşgörülü Bireyler Yetiştirmek İçin Nelere Dikkat Etmeli?

Çocuklarımızla konuşurken “Yapılır, edilir” gibi genelleyici cümleler yerine, “Ben bunu böyle yapıyorum.” ya da “Bizim evde böyle yapıyoruz, siz belki farklı yapıyorsunuzdur, ikisi de geçerli.” gibi cümleler hoşgörü gelişimi için daha destekleyici olabilir.

Sohbetlerimizde, her farklılıkta insanların benzerliklerini bulan cümlelerle konuşma devam edebilir. “Her insan güler, ağlar, yemek yer, çalışır, oynar, çünkü hepimiz insanız. Ama bunları yapma ve uygulama biçimlerimiz farklıdır. Hepsi insanların ihtiyaçlarını karşılar.” gibi açıklamalar farklılıklara bakış açısını geliştirecektir.  

Çocuklarımıza seçtiğimiz okuma kitaplarının farklılıklara hoşgörülü yaklaşan, önyargıdan uzak kitaplar olmasına dikkat etmek önemli olacaktır. Çocuklarımızı farklı kültürlerin edebiyatı, yemekleri, müziği, sanatı ile tanıştırmaya özen gösterebiliriz. Farklı kültürleri tanıması onun farklılıklara alışmasını ve yaklaşımlarının daha hoşgörülü olmasını sağlayacaktır.

Böylece ön yargıların oluşumu da engellenmiş olacaktır. Sadece kendi aile yapılarına benzeyen, aynı sosyoekonomik düzeydeki insanları gören çocuk kendisine benzemeyen kişi ve gruplara karşı ön yargı oluşturma potansiyeline sahiptir.

Çocukların olayları birden fazla açıdan değerlendirebilmesi için, bir konuyu konuşurken farklı açılardan değerlendirmeler yapmaya çalışabiliriz. Örneğin, kitaplardaki hikayeleri esas karakter yerine başka karakterler gözünden tekrar hayal edip kurgulayabiliriz.  

Hoşgörü gibi kavramların çocuklara kazandırılması anlatım yoluyla tek başına yetersiz kalacaktır. Öğrenmenin özümsenmesi için, yaşayarak, deneyimleyerek, görerek öğrenme gibi farklı modellerin hayatın içinde spontan şekilde kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Böylece çocuklar, biz yetişkinlerin desteği ile hoşgörü kavramını öğrenmiş ve günlük akışta kolayca kullanabilir olacaktır.

Hayatımızın her alanında hoşgörülü bireylerin olması dileği ile.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.