Recep Çınar
Bahar dönemi, yılın kış mevsiminden sonra gelen ilk aylarını ifade eder. Eğitim ve öğretimde ise bahar dönemi, ikinci yarıyılı ifade eder. Üniversitelerde bahar dönemi ise genellikle şubat ayında başlar ve haziran ayında sona erer. Ancak bu tarihler, üniversiteden üniversiteye değişebilir.
Peki, İlkbahar nedir ve ne zaman başlar?
İlkbahar ya da ilkyaz, doğa döngüsünde kış ile yaz arasında yer alan bir mevsimdir. Mevsimler şöyle belirlenir; KIŞ: Aralık, Ocak, Şubat. İLKBAHAR: Mart, Nisan, Mayıs. YAZ: Haziran, Temmuz, Ağustos. SONBAHAR: Eylül, Ekim, Kasım.
Konumuz olan İlkbahar ile ilgili bazı özellikler:
* Bu mevsimde ağaçlar doğa uyanır, çiçek açar ve hava sıcaklığı artmaya başlar.
* Karların erimesi ve yağışların artması sonucu göller, dereler, barajlar ve göletler su ile dolar.
* İlkbahar, canlılık faaliyetlerinin başladığı mevsim olarak da bilinir; doğma ve üreme olaylarının gerçekleştiği bir dönemdir.
* İnsanlar üzerinde de sağlık açısından etkileri olabilir. Mesela; yorgunluk ve bitkinlik gibi durumlar görülebilir.
İlkbahar, birçok şair ve yazar için ilham kaynağı olmuş, yenilenme, umut ve tazelenme temalarıyla şiirlerde ve edebi eserlerde yer almıştır.
Cenabı Allah’ın nimetleri saymakla bitmez. İşte bahar da O’nun nimetlerinden biri. Şair, her ne kadar “Bahar’a ermedi mevsim, Hazan olup gidiyor” dese de, biz bir Bahar’a daha eriştik ve yaşıyoruz! Rabbimize şükürler olsun.
Rabbimiz (cc) Kur’an-ı Kerimde; “O, Kendisinden isteyebileceğiniz her şeyi size verdi. Allah’ın nimetini saymak isterseniz sayamazsınız! Doğrusu insan çok zalim, çok nankördür” diyor. (İbrahim Suresi:34)
Bir gün Mevlânâ Hazretlerinin hizmetçilerinden biri, malının ve parasının azlığından şikâyet etti.
Hz. Mevlânâ:“–Eğer sana bin altın verip kulağını, burnunu ve diğer bir uzvunu kesseler razı olur musun?” diye sordu. Hizmetçi: “–Hayır” dedi.
Mevlânâ:“–O hâlde niçin yoksulluk iddiasında bulunuyorsun. Mademki bunlara sahipsin, o hâlde fakir değil, zenginsin. Sende bu kadar kıymetli şeyler olduğu halde niçin onların kıymetini bilmiyor, şükretmiyor ve fakirlerin sabrını sermaye yapmıyorsun?” dedi. (Ahmet Eflâkî, Âriflerin Menkıbeleri, I, 419).
İnsan ömrü de mevsimlere benzemiyor mu, mevsimler gibi değil mi? insan (aşağı yukarı) 20 yaşına kadar ilkbaharını, 40 yaşına kadar yazını, 60 yaşına kadar son baharını, 80 yaşına kadar da ihtiyarlığını yaşıyor.
Karacaoğlan bir dörtlüğünde; “Bülbül ne yatarsın bahar erişti / Ulu sular göl olduğu zamandır / Kat kat oldu gül yaprağa karıştı / Gene bülbül kul olduğu zamandır” diyor, baharla ilgili.
Kul olmak elbette sadece “gül’e” değil, tüm yaratıklara mahsus. Yaratan’a kul olmaktan daha büyük saadet mi olur!
Bahar, Kupkuru dallara suyun yürüme mucizesidir. Canlanma ve dirilme zamanıdır bahar. Baharla birlikte tüm tabiat, ölümden sonra tekrar canlanıyor. Aynen insanların ölümden sonra canlanacakları gibi! Yüce Kitabımız Kur’an, bu konuda bakın ne buyuruyor; RUM Suresi 19. Ayet; “Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çıkarıyor; yeryüzünü ölümünün ardından O canlandırıyor. İşte siz de (kabirlerinizden) böyle çıkarılacaksınız.”
(Ayette, öldükten sonra dirilmenin hiç de öyle akıl almaz bir şey olmadığı, yeryüzündeki sürekli yenilenme olaylarına işaretle özlü bir şekilde anlatılmış olmaktadır. Gerçekten, kupkuru topraktan ve ağaçlardan, yemyeşil bitkiler ve yapraklar, rengârenk çiçekler ve meyveler çıkaran ilahi kudret için, yoktan var ettiği insanı tekrar diriltmesinin zor olacağı düşünülemez. Sayısız “ba’s ba’de’l-mevt” (öldükten sonra dirilme) olayına sahne olan yeryüzüne bir kez ibret gözüyle bakıvermek bile, Allah’ın kudretini kavramak için yetecektir.)
20. Ayette; “Sizi topraktan yaratması, O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Sonra bir de gördünüz ki siz beşer olmuş (çoğalıp) yayılıyorsunuz.” 21. Ayette ise; “Kaynaşmanız için size kendi (cinsi )nizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peyda etmesi de O’nun (varlığının) delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır.”
HUCURAT Suresi 13. Ayette; “Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.”
RUM suresi 22. Ayette; “Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır.”
23. ayette; “Geceleyin uyumanız ve gündüzün O’nun lütfundan istemeniz de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır.”
24. ayette de; “Korku ve ümit kaynağı olarak şimşeği size göstermesi, gökten yağmur indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi, O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için elbette ibretler vardır.”
Evet. Sonunda da ölüm var, ahret var ve de hesap var! Hesabın kolay verilmesi ise “akıl” nimetini iyi kullanıp Rabbimize gerçek manada “kul” olmamıza bağlı.
Akıl, insanları diğer yaratıklardan ayıran en önemli özelliklerden biri. Ancak akıl, “vahyin” emrine verilmez, her şeyi aklımızla halletmeye çalışırsak nefsimizin esiri olur, yanlışlıklara düşer sınırları ihlal etmiş oluruz!
Allah (cc), yardımcımız olsun, BAHAR’ımız da tüm ÖMRÜMÜZ de hayırlı ve bereketli olsun.
Dostça kalın…
GÜNDEM
09 Nisan 2026GÜNDEM
09 Nisan 2026GÜNDEM
09 Nisan 2026GÜNDEM
09 Nisan 2026GÜNDEM
09 Nisan 2026GÜNDEM
09 Nisan 2026GÜNDEM
09 Nisan 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.