Recep Çınar
Bu yazı dizimde, siz okuyucularımla birlikte “zaman Tüneli”nde bir gezinti yapalım istedim!
Nerede mi? ENDÜLÜS’te!
Peki, ENDÜLÜS neresi?
ENDÜLÜS, İspanya’nın güneyinde ve bir dönem (756-1492 yılları arasında, 736 yıl) Arap Müslümanların idaresi altında kalarak şekillenmiş, sonrasında yeniden Hıristiyanların egemenliğine geçmiş olan bölge. Malaga, Sevilla, Granada, Cordoba… gibi birçok şehirden oluşan ve 1980’den beri özerklik statüsüne sahip bu bölge İspanya’nın en büyük bölgesi, ülkenin yüzde 18’i.
14 asır önce Mekke’de; insanlığın adeta hayvanlardan da aşağı derekeye alçaldığı bir dönemde doğan İslam Güneşi, kısa zamanda Arap yarımadasında inkılâbını gerçekleştirmiş, fevc fevc diğer kıta ve ülkelere yayılmıştı. Allah (cc) tarafından son Peygamber Muhammed (sav) vasıtasıyla bütün insanlığa son Din ve Düzen/Nizam olarak gönderilen İslam, içinde yaşadığımız asra gelinceye kadar çeşitli kıta ve ülkelerde mensubu bulunduğu toplumlara izzet ve şeref kazandırmış; ilim, irfan, adalet ve medeniyette en ileri seviyelere yükselmelerini sağlamıştır. Müslümanların zaman zaman İslam’dan kopmaları veya tefrika ve gaflete dalmaları ise kendilerinin zillete düşmelerine sebep olmuştur.
14 Asırlık İslam Tarihinde; Asr-ı Saadet ki, Müslümanlar için yaşanması bir daha mümkün olmayacak bu saadet devrinden sonra; Hulefa-i Raşidin / Bağdat Abbasi Devleti / Mısır Abbasi Devleti / Endülüs Emevi Devleti / Tavaifi Mülük=Şehir Devletleri: Murabıtlar , Muvahhidler, Benü Ahmar / Karahanlılar / Gazneliler / Selçuklular ve Osmanlılar … gibi pek çok devletler kurulmuş ve fonksiyonlarını yitirdikten sonra da yıkılmışlardır.
Bu yazı serisinde, önce İspanya’da 736 yıl hüküm sürmüş, Avrupa’ya İslam Medeniyetinin temelini atmış olan Endülüs Emevi Devleti’nden söz edecek, müteakiben de Endülüs’ün Hıristiyanların istilasına uğramasından 5 asır sonra bölgede gezip gördüklerimizi özetle anlatmaya çalışacağım.
Endülüs, 711 yılında Şam Emevilerinden Târık bin Ziyâd komutasındaki imanlı askerler ile fethedilen ve 736 yıl hüküm süren bir İslâm medeniyeti. 711-1492 yılları arasında her türlü gelişimi ile çok büyük bir ihtişama sahne olan topraklar: “Endülüs Emevi Devleti”. İlim anlamında zirve olmasının yanı sıra mimarî anlamda da günümüzde dahi kendisine hayran bırakan bir medeniyet, Endülüs!
I. Abdurrahman’ın İspanya’ya geçişi ve Endülüs Emevi Devleti’nin kuruluşu;
Bağdat Abbasi katliamından kurtulmayı başaran Şam Emevi ailesinden 10. Halife Hişam’ın torunu Abdurrahman, önce Kufe’ye, oradan da Filistin’e geçmiş, daha sonra da Mısır’a ve oradan da Fas’a geçerek küçük emirlikler ile bazı Berberi kabilelerin misafiri olmuştur. Ancak Abdurrahman, buralarda da gizlenmek zorunda kalmıştı. Çünkü Kuzey Afrika Valisi Abdurrahman b. Habib el-Fıhri, onu yakalamak için peşine düşmüştü. 5 yıl kadar sürekli isim ve kıyafet değiştirerek Abbasi casuslarından kaçmayı başaran Abdurrahman, nihayet, 755 yılında Cebel-iTarık’ın karşı sahilindeki ‘Septe’ye geçti. Abdurrahman, burada hemen ortaya çıkmadı. Uygun bir ortam oluşur oluşmaz azadlısı ‘Edr’ ile bölgenin ileri gelenlerinden bir heyeti İspanya’ya bir ön yoklama için gönderdi. Bu heyet vaktiyle İspanya’ya göç etmiş olan bazı Arap kabileleri ile görüştü. İnce ve nazik bir siyasetle Abdurrahman, onlara gayesini anlattı. Abdurrahman’ın, müstakil siyasi bir birlik meydana getirme isteği Arap ülkelerinden gelen göçmenler arasında memnuniyet uyandırdı. Böylece Adurrahman, henüz İspanya içlerine girmeden pek çok taraftar kazanmıştı.
1. Abdurrahman, Endülüs’e geldiğinde Mudariler’den Yusuf b. Adurrahman el-Fıhri iş başında idi. İşte, 1. Abdurrahman buna karşı Muhalifleri desteğine alarak Endülüs şehirlerini birer birer zaptetti. Nihayet Kurtuba önlerinde Abbasi yanlısı olan Yusuf bin Abdurrahman el-Fıhri ile yaptığı muharebede galip geldi ve Kurtuba’yı merkez edinerek Mayıs 756 yılında devletini kurdu.
İdam Sehpasından Devlet Başkanlığına!
1. Abdurrahman, yeni kurulmuş bir Devletin Başkanı olmasına rağmen, tasavvurun üzerinde bir sabır ve tahammül göstererek iç ve dış baskılara cesaretle karşı durmayı başarmış ve idam sehpasından Devlet Başkanlığına uzanan macerasıyla tarihte ender rastlanan şahsiyetler arasında yer almıştır.
Soğuk kanlılığı, sabırlı oluşu ve cesareti ile gayreti sayesinde iç ve dış düşmanlarıyla başa çıkmayı başarmıştır. İleri gelen âlimlerle sohbet eder, onların nasihatlerini dinlerdi. İsteyen kendisine kolayca ulaşabilirdi. Yemeği dostlarıyla yemekten hoşlanırdı. Muhtaç talebeleri yedirir ve giydirirdi. Kurtuba’yı başşehir yapıp yeni baştan imar eden 1. Abdurrahman, adına hutbe okutmuş, para bastırmıştı. O güne kadar İspanya’da pek rastlanmayan Şeftali, Nar ve Hurma diktirdi. Diktirdiği Hurma fidanlarından biriyle bir gün şöyle dertleştiği söylenir; “Ey güzel Hurma ağacı! Sen de benim gibi bu yerlerin garibi ve yabancısısın. Ancak, Batı rüzgârları senin dallarını nazlı nazlı okşuyor, köklerin bereketli topraktan gıdalanıyor, başın saf ve temiz bir hava içinde yükseliyor. Ah! Bendeki kederler sende olsa, kim bilir ne acı gözyaşları dökerdin! Tarihin uğursuzluluğundan hiçbir endişen olmasın! Ben ise devamlı olarak tarihin korkunç saldırılarına uğramış bulunuyorum. Kötü talihin, Abbasilerin sönmez kini, sevgili vatanımdan beni ayırdığı zaman Fırat nehrinin kenarını süsleyen hurma ağaçlarını gözyaşlarımla suladım. Hurma ağaçları da, Fırat nehri de hiç biri, benim bu acı günlerimin hatırasını saklayamadı. Sen hey güzel hurma ağacı! Sakın yurdundan uzaklaştığına üzülme, vatanından ayrıldığın için gam çekme!”
GÜNDEM
25 gün önceGÜNDEM
04 Nisan 2025GÜNDEM
04 Nisan 2025GÜNDEM
04 Nisan 2025GÜNDEM
04 Nisan 2025GÜNDEM
04 Nisan 2025GÜNDEM
04 Nisan 2025