Recep Çınar

Yarın 27 Şubat 2011, Milli Görüş’ün kurucu Lideri ve 54. Hükümet’in Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın vefatının üzerinden 15 yıl geçti.
Bu vesile ile Türkiye genelinde anma programları düzenlendi. Aslında bu programlar O’nu anmaktan ziyade anlamak için yapılıyor! Çünkü O, bir dönemin siyasetçisi değil, bir çağın yönünü değiştiren büyük bir fikrin ve yürüyüşün adıdır.“Önce Ahlak ve Maneviyat”ı kalkınmanın temeline yerleştirerek “Adil Düzen”in kurulmasını hedef yapmıştı.
İşte bunun için Erbakan Hoca’yı anlamak bir diriliş meselesidir!”
Merhum Erbakan Hoca’nın kurduğu Anadolu Gençlik Derneği (AGD), aylık yayınladığı Şubat 2026 sayısında Hocalarını geniş bir şekilde ele almış. İşte, konu ile ilgili bazı özet paragraflar;
* Erbakan Hocamız mükemmel bir devlet adamı, gerçek bir ilim adamı, kendisine düşmanlık edenleri bile affeden kâmil bir zat ve geçek bir mücahitti. Ömrünü, inandığı İslam gerçeğine hizmet yolunda harcadı.
* Merhum Erbakan Hoca, “Müslümanlık inanışının temeli sevgi, şefkat ve merhamettir. Gayesi ise bütün insanların Dünya ve Ahiret saadetlerini temin etmektir” diyordu. Açtığı Milli Görüş siyaset çığırına ve ruhuna, kavramlarına, maddi ve manevi kalkınma hamlelerine, “Bana ne Amerika’dan” diyerek Emperyalizme karşı duruşunu gösteriyordu.
Türkiye’nin yeniden İslam Dünyasının liderliğine soyunmasını engellemek ve laik yapıyı tahkim etmek isteyen askeri vesayet tarafından27 Mayıs 1960 ihtilali yaşanmış ve Başbakan Adnan Menderes ile iki Bakan (Fatin Rüştü Zorluoğlu ve Hasan Polatkan) idam edilmişlerdi.
Bu kırılma noktasında Türkiye’de İslami bilinçlenmenin ve “Milli Görüş” hareketinin lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan sahneye çıktı. Akademik kariyeri ve Motor Mühendisliğindeki yetkinliği ile tanınan Erbakan, aslında uyuyan bir ümmeti uyandıracak siyasi hareketin de başmühendisiydi. Sömürgeci güçlerin Müslümanları mezhep ve etnik köken temelinde ayrıştırarak zayıflattığı, içeriden cehalet ve gafletle, dışarıdan ise emperyalist planlarla kuşatıldığı bir dönemde, o en makul ve barışçıl mücadele yöntemini benimsedi. Merhum Erbakan Hoca, mücadelesinde demirin demirle kesilmesi prensibini şiar edinerek, seküler sistemin enstrümanlarını yine o sisteme karşı meşru bir savunma ve inşa aracı olarak kullanmıştır.
O’nun siyaset fıkhı, Saf Suresi’nde (10-13) Müminleri elem verici azaptan kurtaracak bir ticaret olarak tavsif edilen (niteledirilen) can ve mal ile cihad emrinin modern dünyadaki tezahürüdür. Bu mücadele sadece ahret yurdunu değil, aynı zamanda ayette müjdelenen Allah’tan bir yardım ve yakın bir fetih (fethun karib) ufkunu da kapsamaktadır.
ERBAKAN HOCA’YI NASIL OKUMAK GEREKİR?
Evvela, içerisinde bulunduğumuz şartlarda bilhassa her gencin Erbakan Hoca’yı yakinen tanıması bir zarurettir.
Neden mi? Zor zamanlarda dava adamı olmanın yolu büyük bir dava adamını tanımaktan ve ona benzemeye çalışmaktan geçer. Bu çağda Erbakan Hoca’yı tanımak modernitenin tüm putlarına meydan okumak anlamına gelir. Erbakan Hoca, seçim sonuçlarıyla, hükümet ortaklıklarıyla yeterince tanınamaz. O’nun mücadelesi sayılan tüm unsurlardan ötedir. Çünkü bu unsurların tamamı bir araçtır. O’nun en temel amacı, Cenab-ı Allah’ın rızasını kazanmaktı. Katlandığı tüm eziyetler, çektiği tüm çileler bunun içindi. Erbakan Hoca, sadece Türkler ya da Müslümanlar için değil tüm insanlık için çaba harcıyordu. Bunun yolu da yeryüzünde beşer üstü nizamın idame etmesinden geçiyordu. İşte, Adil Düzen denilen şey de buydu. Tüm insanlığın saadet ve selameti için yeryüzünün İlahi kanunlarla yönetilmesi… Adil Düzen, yalnızca ekonomik bir olgu değildi. Bir medeniyet tasarımı olan Adil Düzen, hakikatin hayata geçirilmesiydi.
İslam Birliği en büyük gayelerinden biriydi!
Erbakan Hoca’nın ufku sadece Türkiye ile sınırlı değildi. Çünkü O’nun nazarında Müslümanların sorunu tek tek ülkelerden müteşekkil değil, bir medeniyet kuşatmasıydı. D-8 hamlesi de bu nedenle çok önemliydi. Çünkü D-8 sadece bir ekonomik iş birliği değil, Müslümanların yeniden “küresel özne” olma iradesiydi.
ERBAKAN HOCA, SİYONİZM’E BAŞKALDIRAN BİR KAHRAMANDI!
Erbakan Hoca, Türkiye, İslam âlemi ve bütün dünyanın selameti için uğraşan, imanlı nesiller yetiştirmek için çabalayan, en önemlisi izzetli ve şerefli Müslümanların Siyonizm’i bertaraf edebileceği inancını kitlesine aşılayan, mukaddes davanın cesur komutanı, mukaddes mebruk lideriydi. O, Müslümanların üç asırdır içine düştüğü “mağlubiyet psikolojisinden” kurtarmak için mücadele etti.
Tüm Okulları Birincilikle Bitirir!
Ağır Ceza Reisi olan babasının birçok yerde görev yapmış olması dolayısıyla çocukluğunu muhtelif şehirlerde geçiren Erbakan Hoca, İlkokula Kayseri’de başlar. Babası Trabzon’a tayin olunca burada tamamlar ve okul birincisi olur. Ayni yıl İstanbul Erkek Lisesi’nde orta tahsiline başlar ve Erkek Lisesini de burada birincilikle bitirir. Üniversite’ye sınavsız girme hakkını kazanır ve Üniversite öğrenimine ikinci sınıftan devam eder!
1948 yaz döneminde İTÜ Makine Fakültesi’nden hala kırılmayan rekor bir diploma notuyla mezun olan Erbakan, Ayni yıl 1 Temmuz’da Makine Fakültesi Motorlar Kürsüsünde asistan olarak göreve başlar. Daha sonra doktora yeterlilik tezini hazırlar ve 1951 yılında Aachen Teknik Üniversitesi’nde ilmi araştırmalar yapmak üzere Almanya’ya gider. Erbakan, Alman ordusu için araştırma yapan DVL araştırma merkezinde Prof. Schimit ile birlikte çok başarılı çalışmalara imza atar.
Dizel Motorlarında yakıtın nasıl tutuştuğunu matematiksel olarak izah eder!
Achen Tektik Üniversitesinde 1,5 yıl süre içerisinde bir tanesi doktora tezi olmak üzere 3 tez hazırlayan Erbakan Hoca, Alman Üniversitelerinde geçerli olan “Doktor” unvanını alır. Alman Ekonomi Bakanlığı için motorların daha az yakıt yakmaları konusunda araştırmalar yaparak rapor veren ve bu arada da doçentlik tezini hazırlayan Erbakan’ın. “Dizel motorlarda püskürtülen yakıtın nasıl tutuştuğunu” matematiksel olarak izah eden bu tezi, Avrupa ve Alman ilim çevrelerinde büyük yankı uyandırır. O tarihte Almanya’nın en büyük Motor Fabrikası olan Deutz Motor Fabrikalarının Genel Müdürü Prof. Dr. Flats tarafından Leopar tanklarının motorları ile ilgili araştırmalar yapmak üzere bu fabrikaya davet edilir.
27 Yaşında Türkiye’nin en genç Doçenti!
Almanya’daki çalışmalarından sonra 1953 yılında Doçentlik imtihanı için Türkiye’ye dönen Erbakan, 27 yaşında Türkiye’nin en genç Doçenti olma başarısını gösterir. Daha sonra tekrar Almanya’ya dönen Erbakan Hoca, Deutz fabrikalarında 6 ay sureyle motor araştırmaları başmühendisi olarak, Alman ordusu için yapılan araştırma çalışmalarına katılır. Daha sonra Almanların ısrarlarına rağmen ülkesine hizmet etmeyi tercih eden Erbakan Hoca, 1953 Kasım ayında İstanbul Teknik Üniversitesine döner.
Türkiye’nin ilk Motor Fabrikasını kurar!
Askerlik görevinden sonra tekrar Üniversiteye dönen Erbakan Hoca, 1956 yılında Türkiye’de ilk yerli motoru imal edecek olan, 200 ortaklı Gümüş Motor A.Ş.’yı kurar.
BİR ÇİÇEKLE GELEN BAHAR!
Davası büyük olan liderlerin hedefleri de büyük olur. Sanayiye gerekli ilginin gösterilmemesi ve engellenmelerin üzerine siyasete atılmaya karar veren Erbakan Hoca, 1969 seçimlerinde Konya’dan bağımsız olarak adaylığını koyar ve seçilerek Meclise girer. 24 Ocak 1970 yılında Milli Görüş’ün ilk partisi olan Milli Nizam Partisi’ni (MNP) kurar. 1971 Nisanında bu parti antidemokratik bir biçimde kapatılır.
Siyasi yasaklı yıllar başlar!
Daha sonra 11 Ekim 1972 tarihinde kurulan Milli Selamet Partisi (MSP) Erbakan liderliğinde girdiği 1973 seçimlerinde yüzde 12 oyla 48 Milletvekilliği ve 3 Senatörlük kazanarak 51 Parlamenterle Meclise girer. 1974 yılı başında kurulan MSP-CHP koalisyonunun bozdurulmasından sonra kurulan dörtlü koalisyonda da yer alan MSP’nin Genel Başkanı olarak Erbakan Hoca yine Başbakan Yardımcılığı ve Ekonomik Kurul Başkanlığı görevlerini üstlenir.
5 Haziran 1977 seçimlerinden sonra kurulan 3’lü koalisyonda da bu görevini devam ettiren Erbakan Hoca, liderliğindeki MSP, böylece toplam 4 yıl süreyle hükümet ortağı olur.
1978 Yılı başında 12 Eylül 1980’e kadar muhalefette kalan MSP’nin Genel Başkanlığını yürüten Necmettin Erbakan, 12 Eylül ihtilalının getirdiği antidemokratik uygulama ve yasaklarla Eylül 1987 yılına kadar politikadan resmen uzak tutulur.
90’ların umudu Refah Partisi (RP)!
Eylül 1987’deki referandumla yeniden siyasi haklarını elde eden Erbakan Hoca, 19 Temmuz 1983 tarihinde kurulmuş olan Refah Partisi’nin, 11 Ekim 1987 tarihinde yapılan kongresinde oy birliği ile Genel Başkanlığına seçilir.
20 Ekim1991 seçimlerinde Erbakan Hoca Konya’dan yeniden Milletvekili seçilir. 1995 Seçimlerinde Refah Partisi yüzde 21,7 ile birinci parti olurken Erbakan Hoca tekrardan Konya Milletvekili seçilir.
GÜNDEM
26 Şubat 2026GÜNDEM
26 Şubat 2026GÜNDEM
26 Şubat 2026GÜNDEM
26 Şubat 2026GÜNDEM
26 Şubat 2026GÜNDEM
26 Şubat 2026GÜNDEM
26 Şubat 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.