Uzunköprü’de bulunduğum 15 günlük tatil sürecinde yaptığım ziyaretlerde güzel ve verimli diyaloglardan bazılarını sizinle paylaşmak istiyorum. Güzel örneklerin paylaşılmasını önemsiyorum. Çünkü toplumsal gelişim ve kurumsal inovasyon için böyle örneklere ihtiyacımız var.
Büyük şirketlerin, sektördeki talebi daha iyi kavrayıp, ona göre üretim modellemesi ve pazarlama stratejisi geliştirmesi önemlidir. O nedenle sanayiciler, şirketlerinde ARGE çalışmasına önem verir, kaynak ayırırlar. Büyüyen her şirket aynı zamanda istihdam demektir.
Denilebilir ki; modern teknoloji artık insan unsurunu önemsizleştirmekte, robotik endüstri hızla gelişmektedir. Verimlilik ve bilanço açısından elbette bu tercih sebebi olmaktadır. Hatta 5.0 devriminde yapay zeka yazılımları ile kendini üreten robotlar döneminin kapıları açılmıştır. Buna sevinmeli, ama bu teknolojinin öncüleri risk analizlerini de önümüze koymalıdır. Stephen Hawking, “Yapay zeka kendi ırkını yaratır ve insanın kötülüğü için kullanılırsa, bu insanlığın sonunu getirebilir!” diyerek korkularını dile getirmiştir. Nitekim Rus lider Putin de ”Yapay zekayı kimler tekelleştirirse dünyayı onlar yönetecektir.” demektedir.
İnşallah insanın hayrına kullanılır, insanlığın zaferi olur.
Ben teknoloji yazarı değilim. Ama oğlum da Yazılım Mühendisi olunca teknolojiye, bilgisayar yazılım sistemlerine ilgim ve hayranlığım arttı. Eskiden her şeyi bilmeye çalışırdık. Yeni kuşaklar ise sadece kendi mesleğinde uzmanlaşıyor ve sisteme entegre olarak üretim organizasyonunda önemli işler başarabiliyorlar.
Geçen gün Uzunköprü Sanayi Sitesi’nde iki başarılı iş adamını ziyaret ettim. Aslan Mobilya’nın sahibi Nadir Aslan işini de, işyerini de büyütmüş. Bana yeni makinelerini gezdirip fonksiyonlarını anlatırken yaşadığı heyecan beni çok mutlu etti. Nadir, meslek liselerinin popüler olduğu yıllarda Ticaret Lisesi’nden benim öğrencim. İki evladı, Mert ve Tayfun ile mobilya sektöründe Uzunköprü sınırlarını çoktan aşmış, yazılım programlı modern makineleriyle ve takım çalışmasıyla yenilik ve kalitenin öncüsü olmanın gururunu yaşıyor. İletişimdeki başarısını soranlara “ Ben Edb. Öğretmeni Ahmet Acaroğlu’nun öğrencisiyim.” dediğinde siz de benim gibi gururlanmaz ve onun başarısıyla mutlu olmaz mısınız? Allah, zamanın ruhunu yakalayan, teknoloji transferini önemseyen esnaflarımızın sayısını arttırsın derim. Çünkü rekabet yarışın kamçısıdır.
O gün Sanayi Sitesi’nde Özmodern Makine Mühendislik ve San.Tic.Ltd Şirketi’nin sahibi Namık Kemal Oğuz’un da bir çayını içtim. “Her fabrika bir kaledir.” inancıyla fabrika ekipmanları üretiyor N.K. Oğuz. Aslında tam bir hayırsever ve samimi bir Atatürkçü. Sosyal aktiviteleri ve mesleki başarılarıyla takdir ettiğim bir dost. Siyasetçi ve örnek bir CHP’li. Yapılacak bir erken seçimde yine “Ben aday adayıyım” diyerek yaptığı basın açıklamaları üzerine “Hayırlı olsun” demek için gittim ziyaretine. Tam bir Edirne ve Türkiye sevdalısı. Türk Cumhuriyetlerine göndereceği iş makinaları atölyenin önünde dağ gibi duruyordu. Becan, Ariş ve diğer firmaların ihracatları ilçemizin gururudur. Küresel ekonomideki kaygılara rağmen sanayicilerimizin ayakta kalması ve üretime devam etmeleri hayati önemdedir. Dilerim ki adaylaşma sürecinde Namık Kemal Oğuz dostumuzun kıymeti bilinir ve ön sırada kendine yer bulur. Bu temenni ile vedalaştık.
Sanayi Sitesi’nde ve çarşıdaki boş dükkanlar yarınlarımız için hayra alamet değildir ve ruhumun sancısıdır. Tanrım esnaflarımızın yardımcısı olsun. Tezgah çalışıyorsa sadece patronlar değil, evine ekmek götüren işçiler de mutlu demektir. İşte küresel eşkıyaların, doymak bilmez emperyalistlerin ve alınterinin karşılığını vermeyen patronların anlamadığı, ya da görmezden geldiği budur.
Bu arada Yeni Adalet Gazetesi ve Hür Gazete ziyaretlerimi de eklemeliyim. Hür Gazete sahibi Selim Bekar’ın Edirne’deki bir yerel basın derneğine Uzunköprü temsilcisi olarak seçilmesinden dolayı duyduğum memnuniyeti dile getirip tebrik ettim.
Adalet zaten benim yazdığım gazete. Dayım Mehmet Karakaya’nın kurduğu, Adnan Karakaya’nın tutku ile 50 yıldan beri devam ettirdiği kıdemli bir gazetedir. Adnan Karakaya mesleğin duayenlerinden. Beni yazmak için yüreklendiren odur. Onunla sohbette çok şey öğreneceğinizi belirtmeliyim. Daha üniversite yıllarında gazete çıkarmış ve köşe yazısı yazmış biri olarak ben de bir basın mensubu sayılırım. O nedenle yerel basının sorunlarını biliyor, basınımızın bu çilekeş mensuplarını içtenlikle benimsiyor, seviyorum.
Ayaküstü görüştüğüm Gürses Gazetesi‘nin sahibi İsmet Yaraşır’ın iki gün sonra bir rahatsızlık geçirdiğini ve anjiyo yapıldığını öğrendim. Ona da buradan geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. İstanbul’dan selam ve sevgilerimle.
GÜNDEM
31 Ağustos 2025GÜNDEM
31 Ağustos 2025GÜNDEM
31 Ağustos 2025GÜNDEM
31 Ağustos 2025GÜNDEM
31 Ağustos 2025GÜNDEM
31 Ağustos 2025GÜNDEM
31 Ağustos 2025