eşya depolama
romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
bandstanddiaries.com
sakarya escort belek escort adana escort antalya escort ankara escort aydın escort bursa escort gaziantep escort istanbul escort samsun escort balıkesir escort mersin escort konya escort eskişehir escort izmir escort sınav analizi denizli vip transfer kocaeli escort malatya escortmaltepe escort muğla escort manisa escort sivas escort tekirdağ escort tokat escort uşak escort yalova escort yozgat escort trabzon escort afyon escort aksaray escort amasya escort ardahan escort artvin escort bartın escort bayburt escort bolu escort burdur escort çanakkale escort çankırı escort çorum escort edirne escort elazığ escort erzurum escort erzincan escort kırşehir escort van escort zonguldak escort giresun escort gümüşhane escort hakkari escort ığdır escort ısparta escort kahramanmaraş escort karabük escort karaman escort kars escort kastamonu escort kırklareli escort kütahya escort nevşehir escort niğde escort ordu escort osmaniye escort rize escort şanlıurfa escort siirt escort sinop escort şırnak escort tunceli escort yozgat escort tokat escort tekirdağ escort kütahya escort balıkesir escort aydın escort edirne escort sivas escort uşak escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort vergi konseyi görüntülü sohbet urla siyaset haberleri ankara magazin istanbul magazin yalova magazin kütahya magazin elazığ magazin adıyaman magazin tokat magazin sivas magazin batman magazin erzurum magazin afyon magazin malatya magazin ordu magazin trabzon magazin mardin magazin eskişehir magazin denizli magazin muğla magazin van magazin aydın magazin tekirdağ escort balıkesir magazin samsun magazin kayseri magazin manisa magazin hatay magazin diyarbakır magazin mersin magazin kocaeli magazin gaziantep magazin konya magazin sakarya magazin antalya magazin bursa magazin izmir magazin istanbul otomobil fiyatları istanbul ekonomi istanbul eğitim istanbul seyahat istanbul gezi rehberi antalya alışveriş merkezleri antalya ticaret
19 MAYIS 1919 VE ÖNEMİ

19 MAYIS 1919 VE ÖNEMİ

ABONE OL
18 Mayıs 2026 17:11
19 MAYIS 1919 VE ÖNEMİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hani, rahmetli Necmettin Halil Onan’ın “Dur Yolcu!” diye başlayıp “Dur yolcu, bilmeden gelip bastığın/Bu toprak bir devrin battığı yerdir.” şeklinde devam eden meşhur epik şiiri. İşte bu şiir, bence 19 Mayıs 1919 tarihinin de önüne konulmalıdır. Böylece, bu tarihi gören insanlarımız, bu tarihin öncesinde ve sonrasında neler olup bittiğini, kendini toparlayarak, tarihten “ibret alacak” bir biçimde  okuyup anlamalı ve hiçbir zaman unutmayacak bir şekilde de hatırında tutmalıdır.

Büyük Nutuk’un ilk cümlesi, Mustafa Kemal Paşa’nın yazdığı ” 1919 senesi Mayıs’ının on dokuzuncu günü Samsun’a çıktım.” cümlesi ile başlar. İşte bu cümle ile Anadolu’daki mücadelenin ilk adımı  başlamış ve bilindiği gibi 9 Eylül 1922 tarihinde, Türk Ordusu’nun, Türk Milleti’nin büyük bir muzafferiyeti ile son bulmuştu. Bu, 19 Mayıs 1919 ve 9 Eylül 1922 arası dönem anlatılmaya değerdi, çok anlatıldı ve bu millet yeryüzünde olduğu müddetçe de anlatılmaya devam edilecek. Ben de şimdi gerek 19 Mayıs 1919 öncesi ve gerekse sonrasında memleketimizde olan bitenleri unutmamak, unutturmamak için, 19 Mayıs 1919 tarihinden önceki ve sonraki zaman dilimlerinde bazı olan bitenleri tekrar hatırlatarak, Milli Mücadele döneminin sonunda kazanılan “muzafferiyet”in Türk Milleti için ne kadar önem arz ettiğini ortaya koymaya çalışacağım.

Eskilerin deyimiyle “Büyük Harb”, “Harb-i Umumi” yani I. Dünya Savaşı, Devlet-i Âliyye için 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi, Avusturya-Macaristan, Almanya içinse, 11 Kasım 1918’de imzalanan mütareke ile sona ermişti. Bu tarihten sonra, 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi ile 9 Eylül 1922 tarihleri arasında geçen süre Türk Milleti için, kelimenin tam manasıyla kâbus dolu günler olarak yaşanır.  Nasıl mı, bakın nasıl?

30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi, o zamanki Devlet-i Aliyye sınırları içinde yaşayan insanları adeta şoke etmişti. Zira, bu mütareke şartları memleketin insanlarını hem maddi hem de manevî bakımdan çok ama çok sarsmıştı. İnsanları yılgın, çaresiz, perişan ve her şeyden kötüsü gelecek için karamsar yapmıştı.

Bu mütareke sonrası, ülkemizin insanları, en entellektüelinden en sıradan vatandaşına kadar ne yapacağını bilemez haldedir. Herkes şaşkın şaşkın, içinde bulunulan durumdan kurtulmak için en olmadık çareleri gündeme getirmeye başlar. Zira, çöküş, yıkılış, yok olma, dağılma yani o günlerin diliyle söylersek “izmihlâl” habis bir ur gibi insanlarımızın beynine musallat olmuş durumdadır. Peki, Mondros Mütarekesi ile ortaya çıkan sıkıntılar neydi? Bu sıkıntılara karşı öne sürülen kurtuluş çareleri nelerdi? Bu konulara kısaca bir göz atarak “19 Mayıs 1919” tarihinin milletimiz ve memleketimiz için ne kadar önemli bir dönüm noktası olduğunu görmeye, anlamaya çalışalım.

Mütarekeden sonra, anlaşma gereği terhis edilen ordunun hakimiyetinin ortadan kalkması sonucu ortada “asayiş” diye bir şey kalmamıştı. Bu yüzden pıtrak gibi ortaya çıkan çeteler bulabildikleri insanları soyma gayretindeydiler. Milletimizde meydana gelen tükenmişlik, bitkinlik, çaresizlik, ve hele hele ümitsizlik duygusu bu çetelerle uğraşmayı akla bile getiremiyordu zaten.

Halkı soyan bu çetelerin yanı sıra memleketin parçalanmasından parsa kapmaya çalışan hem Türk-Müslüman hem de azınlıkların kurduğu cemiyetler başa belâdır o günlerde. Teali İslâm Cemiyeti, İngiliz Muhibleri Cemiyeti, Kürdistan Teali Cemiyeti gibi, güya temelini Wilson prensiplerinden alan Türk-Müslüman cemiyetlerinin yanı sıra Yunanistan yanlısı Mavri Mira, Karadeniz’de bir Rum devleti kurma hayali peşinde koşan Pontus Rum Cemiyeti, Ermenileri kışkırtarak oluşturulan Hınçak, Taşnak Cemiyetleri, Yahudiler tarafından kurulup işgalcileri destekleyen Alyans İsraelit Cemiyeti gibi cemiyetler, Devlet-i Aliyye’nin canına okumak için hazır ve nazırdılar.

Yalnız bu zararlı cemiyetlerin varlıkları ve çetelerle sınırlı değildi dertler. Milli Mücadele sırasında, bu mücadeleye karşı, onu yok etmeyi amaçlayan öylesine isyanlar söz konusuydu ki; insanların kanını donduracak cinsten.

Meselâ, Ankara’da kurulan meclisin hakimiyetini yok etmeye çalışan Bolu-Düzce-Adapazarı İsyanları. Meselâ, Çapanoğulları denilen bir grup tarafından çıkarılan Yozgat İsyanı. Meselâ, Balıkesir-Biga taraflarında İngilizlerin kışkırtmasıyla çıkarılan Anzavur İsyanı. Meselâ, Konya’da Delibaş Mehmet denilen bir kişinin peşine takılarak başlatılan Konya İsyanı.  Meselâ, Urfa ve dolaylarında kışkırtılan Milli Aşireti İsyanı.  Meselâ, önceleri Kuvva-yi Milliye’ye çok yardımları dokunan, bazı isyanların bastırılmasını sağlayan ama “düzenli ordu” meselesi ortaya çıkınca, düzenli orduya katılmayı reddedip, başına buyruk hareket etmek isteyen Çerkez Ethem İsyanı. Meselâ, Aydın ve Denizli civarında ortaya çıkan Demirci Mehmet Efe İsyanı. Meselâ, Sivas-Erzincan dolaylarında etnik temel üzerine bina edilmeye çalışılan ve bu amaçla çıkarılan Koçgiri İsyanı. Meselâ, Doğu Karadeniz’de bağımsız bir Rum devleti kurmak için başlatılan Rum-Pontus İsyanı.

Bu isyanların hepsi, Anadolu’da başlatılan Milli Mücadele’nin başarıya ulaşmaması, Türk Milleti’nin yeniden ihya olup, bir devlet kurarak ortaya çıkmaması için, başta İngilizler olmak üzere diğer müstevli devletler tarafından da kışkırtılmış, desteklenmiş ve başarıya ulaşmaları için gereken her şey yapılmıştı.

Bitmedi. Milli Mücadele ya da İstiklâl Harbi diye andığımız bu harbi yaparken, yani bu harp esnasında, bütün bu yukarıda dile getirmeye çalıştığım sıkıntılardan, Yunan kuvvetleri ile vuruşmaktan öte bir derdimiz daha vardı: Asker kaçakları. Bizim, Trablusgarp Harbi diye andığımız 1911-1912 Türk-İtalyan Harbi ile başlayan, 1912-1913 arasında yaşanan Balkan Harpleri, ardından 1914’te patlayan I.Dünya Harbi sonrası ortaya çıkan tablo insanımızı bezdirmişti. Dolayısıyla da, üzülerek söylemek gerekirse, maalesef bazı insanlarımız da kendilerine kurtuluş çaresi olarak askerden kaçmayı görür olmuşlardı. Değişik kaynaklarda farklı sayılarla anlatılan bu meselede, maalesef binlerce kişinin asker kaçağı konumuna düştüğü de bir gerçektir. İşte, bütün bu hengâmenin içinde düzenli bir ordu kurup da düşmanla çarpışmaya çalışan bu milletin güzel insanları, epeyce bir mesaisini de bu asker kaçakları konusunda harcamıştır.

Şimdi efendim. Milli Mücadele öncesi, memleketin kurtuluşu için düşünülen hal çareleri arasında yer alan İngilizlerin himayesine girmek, Amerikan mandası olmak, -daha önceleri İngilizperestliğin yanında Almanperestlik de var tabii- ve bölgeler halinde kurtuluşu tamam etmek gibi düşünceler var; insanların akıl ve fikirlerinde.

Yorgunluk, tükenmişlik, bezginlik…Ve bunlardan daha korkuncu, bu duyguların getirdiği umutsuzluk…Maalesef, I.Cihan Harbi’nin sonunda, insanlarımızda karşılaştığımız tablo bu. Aydın tabakasının bazıları tutturuyorlar ille de Amerikan mandası diye. Sanatçılarımızdan bazıları ta 1900-1901’li yıllardan başlayan başka ülkelere göç etme düşleri içinde. Üst  mertebedeki askerlerden bazıları da “Artık her şey bitti. Bizler de Anadolu’ya geçip çiftçilikle, toprakla uğraşalım. Artık bize “paşa” değil de “bey” desinler.” düşüncesindeler. İşte bu yıkılışı, çöküşü hem topluca hem de şahsi olarak dile getiren yazılardan örnekler:

“Analar, babalar çökmüştür. Sandıklar, kilerler boşalmıştır. Kızlar, kardeşler, hayatın silleleri altında bunalarak tanınmayacak hallere gelmişlerdir. İşgal ise kocaman bir haysiyet yarası gibi bütün İstanbul’u, gittikçe irinleşen pıhtılarıyla sarmaktadır. Dullar, harp sakatları, sokaklarda aç dolaşan terhis edilmiş askerler, hâlâ siperlerdeki lime lime elbiseleriyle, işsiz güçsüz dolaşan yedeksubaylar, işsiz, vazifesiz ne yapacağını, nereye gönderileceğini bilmeyen, birlikleri lağvolmuş muvazzaf zabitler, Müslüman İstanbul’u tıklım tıklım doldururlar. Müslüman İstanbul’un havasında esen, sadece hayal kırıklığı, ümitsizlik, kin ve iniltidir.”

“Gerçi askerlik hayatında, hepsi de halkın çocukları olan binlerce, on binlerce askere kumanda etmiştir. Ama asker başka, halk gene başkadır. Askere emredilir. Halkı ise inandırarak kazanmak lâzımdır. Kaldı ki 1919 Anadolu’sunda halk bitkindir. Bezgindir. Yıllar yılı arkası kesilmeyen savaşlardan, isyanlardan, karışıklıklardan, eşkıyalıktan bıkmıştır. Yemen’den, Basra’dan, Trablus’a, Arnavutluğa, Kürt içlerine kadar onu, Anadolu ve Rumeli’nin Türk halkını harcamışlardır.

Mustafa Kemal’in Samsun-Havza yolunda bindiği hırpani Mercedes-Benz otomobili kimbilir kaç defa bozulunca, yol kenarındaki tarlasında çift süren bir köylüyle konuşması, bu bakımdan ne manalıdır:

“Hemşeri! Düşman Samsun’a asker çıkaracak. Belki buraların hepsini ele geçirecek. Sen ise rahat toprağı sürüyorsun?..”

“Paşa, Paşa! Sen ne diyorsun? Biz üç kardaştık. İki de oğul vardı. Yemen’de, Kafkas’ta, Çanakkale’de hepsi elden gitti. Bir ben kaldım. Ben de yarım adamım. Evde sekiz öksüz ile yetim, üç dul kalmış kadın var. Hepsi benim sapanımın ucuna bakarlar. Şimdi benim vatanım da, yurdum da, aha şu tarlanın ucu. Düşman ora gelinceye kadar benden hayır bekleme!…”

I.Dünya Harbi’nin sonunda meydana gelen yorgunluk, tükenmişlik, bezginlik ve umutsuzluk duygusunu yok eden, “İtaatçı olmayan bir ruh”a sahip olan, o meşum mütareke günlerinde bile “Türk’ün sesini dünyaya duyurmak”tan bahseden bir adam, Mustafa Kemal Paşa diye bir kişi vardır. İşte, “O”nun nasıl bir kişilik olduğunu ortaya koyan üç muazzam ve güzel hatıra:

“İstiklâl Harbi’nin hazırlık devresinde bütün ümitsizliği ile bu harbe ve Mustafa Kemal Paşa’ya muhalefet eden Refik Halid şöyle yazmış ve sormuştu:

‘Her işimiz, her kuvvetimiz meydanda, halkın gözü önünde bir kafese girmiş oturuyoruz. Dünya vaziyete âgâh, hülyanın, blöfün sırası mı? İstedikleri kadar kafama vursunlar, hangi teşkilat, hangi kuvvet, hangi kahraman?..Hülyanın bu derecesine, uydurmasyonun bu şekline artık ben de dayanamayacağım; bâri Kavuklu gibi ben de sorayım:

——Kuzum Mustafa, sen deli misin?

Refik Halid’in bu ümitsizliğinin mantıklı temelleri vardı ve o günlerdeki taraftarları hiç de az değildi. Ancak bu yazısından kırk üç ve “Deli misin?” diye sorduğu Mustafa Kemal Paşa’nın hayattan ayrılışından yirmi dört sene sonra en veciz teşhisi de yine kendisi koymuştu: “Yapılamayacak şeyleri yaptı. Avrupa’nın aczini tek gören adam O’dur.”

“Bu hükmü ölümünden altı ay önce açıkça ifade eden başka bir kıymetli şahit ise yine İstiklâl Harbi’ne ilk anda ve şüphesiz, tereddütsüz katılan Hüseyin Rauf Orbay (İstanbul, 27 Temmuz 1881- 16 Temmuz 1964) olmuştu. 1964 Şubat ayında Askeri Tıbbıye talebeleri ile bir tarih sohbeti yapan Rauf Orbay, aynı akşam kendisini Ankara Orduevi’nde ziyaret eden bazıları ile sohbete devam ederken gençlerin merakının Atatürk ile arasındaki anlaşmazlık üzerinde karar kıldığını anladığı için sözü bu mesele üzerinde toplar ve şöyle devam eder:

“Sevgili gençler, biliyorsunuz benim Atatürk ile bazı siyasi ihtilaflarım olmuştur. Hatta aramızda sizin bilmediğiniz bazı askeri ihtilaflar da olmuş olabilir. Ama şimdi bunların hiçbir anlamı yoktur. Tarihe tanıklık eden bir büyüğünüz olarak benim size Atatürk hakkında söylemem gereken ve sizlerin de bir Türk evlâdı ve müstakbel bir Türk subayı olarak Atatürk hakkında bilmeniz gereken şudur: Eğer o günlerde Mustafa Kemal olmasaydı, bildiğiniz o kadrodan hiçbirimiz, onun yaptıklarını yapmayı göze alamazdık. Ama Mustafa Kemal kurtuluş ve yeniden doğuş konusunda öyle kuvvetli bir inanca, öyle derin bir imana ve öyle güçlü bir iradeye sahipti ki, hiçbirimiz olmasaydık bile o, Samanpazarı’ndaki ameleleri toplayarak bu savaşı onlarla yapardı ve başarırdı.”

“Bu manzara içinde kararlı ve tereddütsüz vatanperverler ise hiç de az değildi ama sadece peşinden gidilecek kararlı ve ümit bahşeden bir önder bekleniyordu. Fakat meydanda bulunan yüksek mevkideki kişiler arasında böyle bir şerefe, şahsiyeti ve mâzideki askerlik hayatı ile ancak ve sadece Mustafa Kemal Paşa lâyık görülmüştü. Sivas’ta iken (15 Eylül 1919) kendisine “Dört sene döğüştünüz. Nihayet bugünkü vaziyete düştünüz. Silahınız yok, cephaneniz yok. Dört millet beraberken ve başınızda bir Almanya varken yapamadığınızı tek başına yapacağınıza ve bütün bir muzaffer âleme meydan okuyabileceğinize nasıl kâni olabilirsiniz. İnsanların ferd halinde intiharı göze aldıkları görülüyor. Demek ki, şimdi de bir milletin intiharına şahit olacağız.”diyen General Harbord’a verdiği; “Bize düşman olanların avucu içine düşmüş bir kuş gibi, boynumuz sıkılarak, tedricî bir tazyik içinde zelilâne ölmekten ise, medeniyetlerini ve şecaatlerini o kadar takdir ettiğimiz cedlerimizin evladı olarak vuruşa vuruşa ölmeyi tercih ediyoruz.” şeklindeki cevabı ne derece kararlı olduğunu gösteriyordu ve böyle bir cümleyi bir müstevliye söyleyebilen ikinci bir kumandan olmamıştı.”

19 Mayıs 1919, bir milletin küllerinin içinden yeniden doğmaya başladığı gündür. 19 Mayıs 1919, daha küçük yaşlarında, arkadaşları ile birdirbir oynarken, eğilme sırası kendine geldiğinde ve kendisine “Eğil!” dendiğinde “Ben eğilmem. Eğer becerebiliyorsanız başımın üzerinden atlayın!” diyen bir iradenin “dikbaşı” ile dünyaya meydan okuyan, dünyaya gelmiş eşsiz kişilerden birinin sahneye çıkış günüdür. 19 Mayıs 1919, Mustafa Kemal Paşa ve ona inanan bir avuç insanın yeniden şahlanış günüdür.

İstiklâl Madalyası’nı gururla taşıdığımız bir İstiklâl Harbi gazisi torunu olarak ben de, bu milletimizin yeniden doğuş günü olan 19 Mayıs 1919 Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor; aziz milletimize sonsuza kadar sağlık ve huzur dolu güzel günler diliyorum.

KAYNAKÇA:

Prof. Dr. Ali Birinci,İSTİKLÂL YOLUNDA, Süleyman Necati ve Hatıraları.

Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam, Mustafa Kemal, I. ve II. Ciltler.

                        İhsan KÖSE

Pendik, 8 Mayıs 2026,Cuma

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
beylikdüzü escort esenyurt escort avcılar escort avcılar escort avcılar escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort esenyurt escort şirinevler escort avrupa escort
Marsbahis
deneme bonusu veren siteler