eşya depolama
romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
bandstanddiaries.com
sakarya escort belek escort adana escort antalya escort ankara escort aydın escort bursa escort gaziantep escort istanbul escort samsun escort balıkesir escort mersin escort konya escort eskişehir escort izmir escort sınav analizi denizli vip transfer kocaeli escort malatya escortmaltepe escort muğla escort manisa escort sivas escort tekirdağ escort tokat escort uşak escort yalova escort yozgat escort trabzon escort afyon escort aksaray escort amasya escort ardahan escort artvin escort bartın escort bayburt escort bolu escort burdur escort çanakkale escort çankırı escort çorum escort edirne escort elazığ escort erzurum escort erzincan escort kırşehir escort van escort zonguldak escort giresun escort gümüşhane escort hakkari escort ığdır escort ısparta escort kahramanmaraş escort karabük escort karaman escort kars escort kastamonu escort kırklareli escort kütahya escort nevşehir escort niğde escort ordu escort osmaniye escort rize escort şanlıurfa escort siirt escort sinop escort şırnak escort tunceli escort yozgat escort tokat escort tekirdağ escort kütahya escort balıkesir escort aydın escort edirne escort sivas escort uşak escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort vergi konseyi görüntülü sohbet urla siyaset haberleri ankara magazin istanbul magazin yalova magazin kütahya magazin elazığ magazin adıyaman magazin tokat magazin sivas magazin batman magazin erzurum magazin afyon magazin malatya magazin ordu magazin trabzon magazin mardin magazin eskişehir magazin denizli magazin muğla magazin van magazin aydın magazin tekirdağ escort balıkesir magazin samsun magazin kayseri magazin manisa magazin hatay magazin diyarbakır magazin mersin magazin kocaeli magazin gaziantep magazin konya magazin sakarya magazin antalya magazin bursa magazin izmir magazin istanbul otomobil fiyatları istanbul ekonomi istanbul eğitim istanbul seyahat istanbul gezi rehberi antalya alışveriş merkezleri antalya ticaret
2025-2026 EĞİTİM  ÖĞRETİM YILINI GERİDE BIRAKIRKEN EDİRNE İLİNDE İZ BIRAKAN BAŞARILI BİR LİSE ÖĞRENCİMİZ SELEN ONUR
  • Edirne Yenigün
  • Gündem
  • 2025-2026 EĞİTİM  ÖĞRETİM YILINI GERİDE BIRAKIRKEN EDİRNE İLİNDE İZ BIRAKAN BAŞARILI BİR LİSE ÖĞRENCİMİZ SELEN ONUR

2025-2026 EĞİTİM  ÖĞRETİM YILINI GERİDE BIRAKIRKEN EDİRNE İLİNDE İZ BIRAKAN BAŞARILI BİR LİSE ÖĞRENCİMİZ SELEN ONUR

ABONE OL
14 Temmuz 2026 17:25
2025-2026 EĞİTİM  ÖĞRETİM YILINI GERİDE BIRAKIRKEN EDİRNE İLİNDE İZ BIRAKAN BAŞARILI BİR LİSE ÖĞRENCİMİZ SELEN ONUR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dr. Ülkü Varlık                                                                                                          

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi                                                                                                                  

Öğretim Üyesi  

Eğitim sadece başarı değil,

aynı zamanda iyi olma halidir.

Dr. Ülkü Varlık

Öğretim Üyeliğim süresince öğrencilerime sorumluluğumda olan derslerle ilgili grup çalısmaları ya da bireysel ödevler verdiğimde onların çoğunluğundan aldığım dönüsler, bir çoğunun yaşadıkları koşulların zorluğuna rağmen çoğu  zaman olumlu olmuştur. Hatta bazan onların düşüncelerindeki şaşırtan derinlikleri fark ettiğimde beni mutlu etmiştir.

     Teknoloji bir araçtan çok çok daha fazlası, kodlama veya kendi geliştirdiğimiz yapay zeka uyulamaları teknik birtakım beceriler yanısıra analitik düşünmeyi,* problem çözme ve üretmeyi de beraberinde öğetiyor.

     Sanırım amaç sadece akademik başarılı öğrenciler yetiştirmek değil aynı zamanda düşünebilen bireyler yetiştirmektir. Ancak, bununla birlikte öğrencilerin kendi fikirleriyle ve erişebilecek daha büyük ve geniş bir düşünce alanıda olması gerektiği inancını taşıyorum. Ve bunu birçok öğrencide gözlemliye biliyorum. Tabii bu noktaya ulaşılmasında, ilkokul öğretmenlerimizden başlıyarak liselerdeki öğretmenlerimize kadar bu konuda  kendilerinin son derece başarılı olduklarının bir kanıtıdır. Bu tür öğrecilerimizin sayılarının giderek arttığını görmek çok sevindirici. Bu konuda bilgiyi anlamlı kıldıkları için tüm öğretmenlerimizi gönülden kutluyorum.

     Bu girişten sonra siz değeli okuyucularıma  ‘’Edirne  Hasan Rıza Güzel Sanatlar Lisesi’’ 11nci sınıf öğrencisi Selen Onur’u tanıtmak istiyorum. Ancak,

öncesinde Edirne’mizin bu son derece başarılı ve kuruluşundan günümüze kadar bir çok sanatcının yetişmesine sebep olmuş bu lisemiz adını acaba kimden alıyor?

     Hasan Rıza Türk resminin asker ressamlar kuşağındandır. 1858 yılında İstabul’un Üsküdar semtinde dünyaya geldi. Babası Miralay Şakir Bey, annesi Nefise hanımdır. Resme küçük yaşlarda başladı. Bahriye Mektebi’ni (Deniz Lisesi) tamamladıktan sonra Deniz Harb Okuluna girdi. Tam bu sıralar

‘’93 Harbi’’ çıktı. Savaş sırasında kendisini İtalyan bir ressamn korumalığına verdiler. Bu ressamdan etkilendi ve onun çalışmalarını yakından izedi. Savaş sonrası Bahriye Mektebindeki eğitimine geri döndü. Okulun son sınıfında iken Sultan Abdülhamit’in yatının kamaralarında bulunan resimleri onarmak üzere görevlendirildi. Hasan Rıza bu görevindeki başarılarından dolayı  okulundan mezun olmadan subaylığa terfi ettirildi. Ancak, o ressamlığı tercih etti ve subaylıktan ayrılarak İtalya’ya gitti. On yıl Roma, Floransa gibi İtalya’nın sanat merkezi kentlerinde ressamlığını geliştirdi. Sonraki iki yılda ise, Mısır’a giderek Mısır resim sanatı üzerinde yoğun çalışmalarda bulundu.

     Mısır’daki çalışmaları sonrasında ise, Edirne’de Karaağaçta bir atölye kurup çalışmalarına devam etti. Edirne’de ressamlığının yanısıra değişik alanlarda da çok faydalı işlerde bulundu. Balkan savaşları sırasında 26 Mart 1913 günü atölyesindeki resimleri kurtarmak için merkezdeki evinden Karağaca gittiği sırada yolda şehit edildi. Eserlerinden önemli olanlarının adlarıyla halen bulundukları yerleri ileri bir zaman diliminde ayrıntılı yazmayı düşünüyorum. Hasan Rıza beyin eserlerinin bir bölümünü görmek isteyenler Edirne Belediye binasını ziyaret edebilirler.

. Fatihin Gemilerini Karadan Yürütmesi (1896)

. Havuz Başında Gergef İşleyen Kadınlar (1901)

. Karlı Havada Geyikler (1901)

. Kuzular (1901)

. Osmanlı’ların Rumeliye Geçişi (1903)

. Fırtınalı Havada yelkenli (1903)

     Özetin özeti olarak Hasan Rıza Güzel Sanatlar Lisesini ve o liseye adını veren ünlü ressamımızdan söz ettikten sonra, halen bu Liseye devam eden ve lisenin son derece başarılı öğrencilerinden biri olan Selen Onur’u sizlere tanıtmak istiyorum.  Selen Onur Edirne doğumlu, babası Bülent bey Türkiye’nin saygın bankalarından birinde  çalışıyor. Selen İlkokulu ‘‘75. Yıl  ilkokulu’nda’’ tamamladıktan sonra, Ortaokula ‘’Şehit Üsteğmen  Efkan Yıldırım Ortaokulu’nda’’ devam etti. Bu yıllarda yağlı boy tablolar yapıyordu. Devam ettiği ortaokulun bir yıl sonu etkinliğinde, ERASTA AVM fuaye salonlarında   açılan bir resim sergisinde aralarında Selen’inde elinden çıkmış yağlı boya tabloları hayranlıkla izlediğimi ve sonrasında kendisini tebrik edip öğretmenleriyle birlikte Selen’in çalışmaları konusunda sohbet ettiğimi  hatırlıyorum.

     İşte Selen’in bu ilgi, yetenek, başarı, sorumluluk duygusu ve bence en önemliside yeterince kendisini keşfetmesi o’na doğru bir yol haritası cizmiş oldu. Şimdi mutlu olduğu okulunda öğretmenlerininde özellikle; Okulun başarılı Müdürü Sn.Ekrem Uygur beyefendinin, kıymetli Bölüm öğretmeni Sn Özge Çınarkök ve Edebiyat öğretmeni Sn.Cevriye Dönmez hanımefendilerin teşvik ve destekleriyle geçmiş egitim ve öğretim yılında gerçekleştirilen  ‘’Lise Birlik Öyküleri’’ yazı dalında once Edirne Birinciliğini kazandı, sonrasında iller arasında  yapılan değerlendirmede ise, Bölge Birincisi oldu. Selen’in’’Deli mi Veli mi’’ başlıklı  yazısını EDİRNE YENİGÜN gazetemizin 5. Sayfasında okuyabilirsiniz.

Selen’e bundan sonraki yıllarında da kendisinde var olan yetenek ve becerilerini geliştireceği inancı ile başarılar diliyorum. 

Kaynaklar:

Ünver Süheyl ‘’Şehit Ressam Hasan Rıza ve Resimleri’

Hürriyet Gazetesi, Edirne’ye şehit ressam Hasan Rıza Heykeli.,22 Mart 2017

Büyük Larusse Ansiklopedisi C.10

Dr. Ülkü Varlık arşivi

Açıklamalar:

*Analitik düsünme: Karmaşık problemleri daha küçük, yönetilebilir parçalara ayırma ve verilere dayalı mantıksal çözümler üretme yeteneğidir.

**93 Harbi: 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşıdır. Rumi takvime gore 1293 yıılına denk geldiği için bu ismi almıştır. Savaş, Tuna (Balkan) ve Kafkas cephelerinde yapılmış. Osmanlı Devletinin ağır yenilgisi ve büyük toprak kayıplarıyla sonuçlanmıştır.

DELİ Mİ VELİ Mİ

“Deli Ahmet ölmüş.” dedi halası telefonda. “Törende başarılar diliyorum. Eve geç kalma sakın.” diye ekledi. Meriç, babasının şehit olduğunu öğrendiğinde  yine böyle yüreğinin bir yandan acıdığını bir yandan sıkıştığını hatırladı.  Cebinden bir kağıt çıkardı.  Lisesinde düzenlenen 15 Temmuz töreninde öğrenciler adına yapacağı konuşma metniydi bu, gözünden yaşlar süzülerek kağıdı yırttı. Vatan sevgisi, kahramanlık bu kadar kuru, bu kadar sıradan sözlerle ifade edilemezdi. Törende öğretmenlerine ve arkadaşlarına “Deli Ahmet’i anlatacaktı.

     Yıl 2017 yazı…Sıcak, güneşli bir gün. İstanbul’da sur içinde bir mahalle arasında çocuklar  oyun oynuyorlar, kadınlar da kendi aralarında sohbet ederek onları izliyor, mahallenin gençleri köşe başında toplanmış şakalaşıyordu. Deli Ahmet de her zaman olduğu gibi bodrum kattaki evinin penceresinden bakıyordu. Mahallede herkesin bildiği ama kimsenin tanımadığı biriydi o. Herkes ona mahallenin delisi derdi. Uzun boylu, cılız, ak sakallı ve yaşlıca bir adamcağızdı kendisi.

      Mahallelinin acımayla karışık sevdiği Meriç de arkadaşlarıyla oyun oynuyordu sokakta. Yedi yaşındaydı. İlkokula yeni başlamış. Akıllıydı, öğrenmeye meraklıydı. Annesini hiç tanımamıştı, babası da o daha çok küçükken şehit olmuştu. Halasıyla yaşıyordu. Babasının vatanı korumak için uzaklara gittiğini söylüyordu halası. Minicik kalbi gururla kabarsa da “Vatan benden daha mı önemliydi babam için?” diye sorguluyordu halasından gizli yorganının altında ağlarken.

     Mahallede her şey normalken birden hava bozdu, karardı çok geçmeden yağmur bulutları kendini gösterdi birden çok yağmur başladı. Kadınlar çocuklar herkes evlerine koştu. Meriç yağmuru severdi, eve gitmek istemiyordu canı ayrıca halası da işteydi zaten. Saçakların  altında yağmurun erişemediği yere oturdu ve yağmuru izlemeye başladı. Bir süre sonra cama tıklama sesi duydu arkasını döndü ve mahallenin delisi olan o amcayı gördü. Meriç adamı sayılı görmüştü adını bile çıkartamıyordu Ahmet’ti sanırım diye düşündü. “Camı açabilir miyim” gibi sorarcasına hareketler yapıyordu. Meriç’i zamanında mahalleli de halası da muhatap olmaması için uyarmıştı. Fakat o an dinleyesi gelmemişti. Ahmet amcadan korkmuyordu ki, iyi biriydi belki de. Kafasını  salladı ve Ahmet amcanın camı açışını izledi.

   -Bu yağmurda niye dışarıdasın, Meriç kızım? dedi.

   -Yağmuru izlemek hoşuma gidiyor amca, senin gitmez miydi? diye sordu.

   -Benim de gider, gider de üşümüyor musun?

   -Çok değil, halamın gelmesine daha var. Eve gidesim de yok.

   Biraz sohbet ettiler havadan sudan. Meriç’in okulu hakkında konuştular. O sırada yağmur şiddetlendikçe şiddetlendi.

    -Eve nasıl gideceğim ben şimdi ya? diye sızlandı Meriç.

    -Burada biraz bekle kızım geliyorum, dedi ve gitti.

    Birkaç dakika sonra Ahmet amca elinde şemsiyeyle geldi.

    -Al bunu kızım eve bununla git, çok da üşütme, dikkat et kendine, dedi ve şemsiyeyi uzattı. Meriç başta tereddüt etse de şemsiyeyi aldı.

  -Teşekkür ederim yarın getireceğim, dedi eve koştu.    

     Meriç eve geçtikten bir süre sonra halası da geldi, yemek hazırladı. Meriç de o sırada ödevini bitirdi. Yemeklerini yedikleri sırada halası kapının girişinde kendilerine ait olmayan şemsiyeyi fark etti.

     -Meriç, kapının yanındaki şemsiye nedir halacığım? diye sordu.

     -Aaa! Doğru sana söylemeyi unuttum hala, bugün yağmur bastırmıştı ya birden, ben de oturuyordum sonra Ahmet amcayla konuştum yağmur hızlanınca o verdi.

     -Deli Ahmet mi?

     -Evet, uyarmıştın beni ama iyi birine benziyordu, ben de azıcık konuştum.

    -Meriç sana kaç kez söyledim, mahalleli onun aklının yerinde olmadığını söylüyor. Yarın şemsiyeyi vermeye seninle gelirdim ama işte olacağım sen git bu sefer kapıdan eşine ya da kızına teslim et gel olur mu canım? Bir daha da konuşma.

    -Olur hala, peki.

   Yemekleri bittikten sonra Meriç televizyonda “Ulu Çınarın Kuşları”adlı çizgi filmi izliyordu. Bölümde kuşlar birlik olup kendilerinden çok daha güçlü olan düşmanı yenip çınarlarını kurtarıyorlardı.

   -Hala, düşman onlardan çok daha güçlüydü buna ama bizim kuşlar kazandı bu nasıl olabilir?

   -Birlik ve beraberlikle tabii ki canım, kuşların hepsi aynı amaç uğruna düşmana karşı çıktılar. Birlik ve beraberliğin önüne hiçbir engel geçemez. Bizim milletimiz de birlik ve beraberlik denince tüm dünyayı kendine hayran bırakır tatlım. Türk milleti tek yumruk olup kenetlendi mi hiçbir güç önünde duramaz.

    -Geçen sene olduğu gibi mi yani?

    -Evet canım.

    Ertesi gün Meriç sokağa şemsiyeyi alıp indi ve Ahmet amcanın apartmanına gitti, kapıyı tıklattı. Bir iki dakika sonra Ahmet amca açtı kapıyı.

    -Sözünün arkasında ne kadar da iyi duruyorsun sen öyle, dedi. Meriç gülümsemekle yetindi.

    -Şemsiyenizi getirdim, dedi.

    Ahmet amca şemsiyeyi aldı ardından bir sessizlik oldu, bir süre kimseden çıt çıkmadı. Ardından Meriç sessizliği bozdu.

   -Halam seninle konuştuğumu öğrenince biraz kızdı, niye bütün mahalle senden uzak duruyor?

   Ahmet amca bir an sustu. Gözleri uzak bir yere, belki de yıllar öncesine kaydı.

  -Evladım ben yaşadığım süre zarfında çok şey gördüm, duydum ve yaşadım. O yüzden bazen sert konuşurum. Mahalleli de belli ki zamanla bundan hoşlanmadı, doğru söz ağır gelir bazılarına, ben de susmayı öğrendim. İnsanların istediklerini düşünmelerine izin veriyorum ama ben neler gördüğümü asla unutamıyorum, dedi ve Meriç daha bir şey diyemeden arkasından eşi geldi.

   -Ah Ahmet gene neler anlatıyorsun kızcağıza? Ne diye konuşuyorsun saçma sapan, bak rahatsız olacak. Geç hadi içeri. Kızım kusura bakma, halana selam söyle, dedi ve hemen kapıyı kapattı.  Cümleler içeride kaldı.

    Akşamüstü eve geldi. Halasının günü vardı, mahalleden bir çok kadın gelmiş, sohbet şamata eğleniyorlardı.

     -Meriç’çiğim hoş geldin canım. Hadi elini yüzü yıka da gel.

     Meriç banyodayken o sırada salonda geçen konuşmalara kulak kabarttı.

     -Bilmiyorum, dün gitmiş mahallenin delisinin yanına, o da yağmurda şemsiye vermiş. Ne yapsam bilemedim, uyardım ama.

     Diğer kadınlar şaşırmış ve yargılayıcı sesler çıkardı. Hepsi bir ağızdan  konuşmaya başladılar.  “Geçen yaz her gece evden kaçıyormuş” diye bir cümle çalındı kulağına. Aralarından biri sesini yükselterek hepsini susturdu.

    -Ayıp ama, sizin deli dediğiniz adam Kıbrıs gazisi, düşman ile savaştı o kadar zamanında. Uçakları düşmüş, o yüzden arada garip konuşuyor zavallıcık.

   -Nasıl yani ciddi misin? Nasıl öğrenemedik biz bunu bu zamana kadar?

   -Ne eşiyle ne de kızıyla da konuştunuz mu  ki, anlatamadılar dertlerini bir türlü.

   Herkes yeterince şaşırmış görünüyordu.

   “Kıbrıs gazisi…”  Meriç’in zihninde defalarca yankılandı.

    Meriç ,”Acaba o da babam gibi mi?” diye merak etti. Sormaya karar verdi.

    Sonraki gün en uygun fırsatta yine Ahmet amcanın yanına gitti. Cama tıklattı, oturma odasında oturan Ahmet amca hemen geldi camı açtı.

   -Ne oldu Meriç kızım? dedi.

   Meriç hiç uzatmadan “Sen deli misin, gazi misin ya da babam gibi misin?” diye sordu.

   -Ben deli değilim, dedi sakince. Kıbrıs gazisiyim ben. 1974’te Kıbrıs’ta gençler yan yana durdu. Biz birlik olduğumuz için ayakta kaldık.  İnsan bazen birlik kelimesini büyük sanır oysaki birlik, iki kişinin yan yana duruşuyla başlar. Aynı 15 Temmuz da olduğu gibi. Nereden geldiği, nasıl geldiği fark etmeksizin dimdik durup tek bir yürekten kalp atışını hissedebilmek. Tarihte ve Kıbrıs Savaşı’nda gördüğüm birlik ve beraberliği en son ve en etkili şekilde 15 Temmuz’da gördüm, duydum. İnsanlar korkmadı, birbirine yaslandı. Bizim mücadelemiz hep aynıydı: bağımsızlık ve vatan.

   -Sana bir sır vereyim mi Meriç kızım. Hani “Deli Ahmet geceleri evden kaçıyordu” diyorlar ya, ben geçen yaz her gece meydanlardaydım, insanlarıma destek olmak için.

     Meriç o an babasını düşündü. “Babana da kızma tamam mı seni bırakıp gittiği için. Zaten zamanla onu anlayacaksın çünkü onun kanını taşıyorsun.” demişti Ahmet amca.

    Belki kahramanlar sadece hikâyelerde yaşamıyordu. Belki bazen bir apartman dairesinde, yanlış anlaşılmış bir adamın sessizliğinde saklanıyordu. O günden sonra yıllarca Meriç, mahallede biri “Deli Ahmet” dediğinde içinden adını fısıldadı: “Ahmet amca.”

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
beylikdüzü escort esenyurt escort avcılar escort avcılar escort avcılar escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort esenyurt escort şirinevler escort avrupa escort
Marsbahis
deneme bonusu veren siteler