Recep Çınar
Bir “Çifte Bayram”ı daha geride bıraktık. Gelelim günümüze!
Yazımın başlığındaki ibare hangi ırktan olursa olsun her Müslüman için geçerlidir. Peki, bu cümleyi neden yazı konusu yaptım? Bazılarımız dini (İslam) ile övüneceği yerde “Irk”ı ile övünüyor!
Bir araştırma yapsanız, hatası ile eksiği ile toplumumuzun tamamına yakını Müslüman’dır. Müslüman, Allah’ın gönderdiği son din İslam’ın kurallarına, yani Allah’ın emirlerine teslim olmaktır.
Irk olarak toplumumuzun çoğunluğu Türk olmakla beraber; Kürt, Arap, Çerkez, Laz, Roman, Boşnak, Arnavut… aramızda bir çok ırktan insanlar da var. Bunları birleştiren, kardeş yapan dinimiz İslam’dır.
Rabbimiz (cc) Hucurat Suresi 10. Ayette; “Müminler ancak kardeştirler. Onun için kardeşinizin aralarını düzeltin ve Allah’tan korkun ki rahmete şayan olasınız” uyarısında bulunur!
Çeşitli ırklara mensup Müslüman bir toplumda birileri “Ne mutlu Türk’üm diyene” diye haykırırsa, diğerleri de “ne mutlu Kürd’üm – Arap’ım – Roman’ım…” der ve bu da toplumda ırkçılığın ön plana çıkarılmasına yol açar ve Müslümanları birbirlerine düşürür!
Irkçılıkla İlgili Birçok Ayet Ve Hadisler Var.
Irkçılığın yegâne freni, İslâm’dır. İslam asabiyetçiliği (ırkçılığı) kesin olarak yasaklamıştır.
Mesela; “Ey insanlar! Sizi bir erkekle bir kadından yarattık. Hem de sizi şubeler ve kabilelere ayırdık ki, birbirinizi tanıyasınız. Şüphesiz ki, Allah katında en şerefliniz, takvaca en ileride olanınızdır.” (Hucurât Sûresi, 13).
Peygamberimiz (sav.) “Ey insanlar! Şunu iyi bilin ki, Rabbiniz birdir, atanız da birdir. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap’a; beyazın siyaha, siyahın beyaza takva dışında bir üstünlüğü yoktur…” (İbn Hanbel, 5/411) der.
Bir başka Hadislerinde ise; “Irkçılığa çağıran bizden değildir. Irkçılık davası uğruna savaşan bizden değildir. Irkçılık davası uğruna ölen bizden değildir. ” (Ebu Davud, Edeb, 111-112) diyor!
Peki, Irkçılık Nedir?
Arapların “asabiyet” adını verdikleri, aynı soydan gelenlerin ve aynı kabileye mensup olanların bir arada hareket etmesini sağlayan dayanışma ve kabilecilik ruhu oldukça kuvvetli idi. “Yâ Resûlallah! Irkçılık nedir?” diye sorulduğunda Allah Resûlü asabiyeti, “Zalim de olsa kendi kavmine arka çıkmandır.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 111-112.) şeklinde tanımlamış ve asabiyet, ümmeti felâkete götürecek davranışlar arasında sayılmıştı. (Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr). Irkçılık kadar geniş bir kavram olmamakla birlikte asabiyet, soy üstünlüğünü ve kabileciliği öngörüyordu.
Birbirinizle Tanışmanız İçin Sizi Kavim Ve Kabilelere Ayırdık!
Kur’an’ın ortaya koyduğu evrensel ilkeye göre bütün insanlar, tek bir anne ve babadan; yani Âdem ile Havva’dan dünyaya gelmişlerdir. Yüce Allah bu gerçeği şöyle dile getirmiştir: “Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışmanız için sizi kavim ve kabilelere (ırklara) ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir, her şeyden haberdardır.” (Hucurât, 49/13.)
Buna göre aynı asıldan gelen ve temel biyolojik özellikleri aynı olan insanlar arasında bir üstünlük veya aşağılık söz konusu olamaz. Çünkü İslâm’a göre hangi ırktan veya sosyal katmandan olursa olsun bütün insanlar eşittir. Hiç kimse bir başkasını ırkından veya renginden dolayı küçümsenemez, ayıplayamaz. Nasıl olabilir ki? Zira hiç kimse kendi iradesiyle ırkını veya rengini seçmemiştir! İnsanları, iradeleri dışındaki özelliklerinden dolayı kınamak, ayıplamak, aşağılamak ya da tam tersi yüceltmek, hem insanlığa hem de Yüce Yaratıcıya karşı saygısızlıktır.
Kur”an, farklı farklı ırkların varlığını bir gerçeklik olarak kabul etmekle birlikte Allah katında önemli olan ve insana değer kazandıran ölçünün takva ve dinî samimiyet olduğunu bildirmiştir. (Hucurât Suresi, 49/13).
Rabbimiz (cc) Kur’an’da ayrıca; “Ey İnsanlar! Allah sizden câhiliye gururunu ve atalarla övünme âdetini gidermiştir. İnsanlar iki gruptur: İyi, takva sahibi, Allah katında değerli kişi ve günahkâr, bedbaht, Allah katında değersiz kişi. İnsanlar Âdem’in çocuklarıdır. Ve Allah Âdem’i topraktan yaratmıştır…” (Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 49) diye uyarıyor!
Sur’a Üfürüldüğü Zaman…!
Peygamberimiz (sav); “Kıyamet günü insanlar ırklarından veya kabilelerinden değil, inanç ve amellerinden sorguya çekileceklerdir. Bedenlerine ve mallarına değil, kalplerine ve amellerine bakılacaktır” diyor, (Müslim, Birr, 34.) İnsanlar Allah”ın huzuruna geldiklerinde herkes kendi ameliyle baş başa kalacak, soy sopun hiçbir önemi olmayacaktır! “Sur’a üfürüldüğü zaman (işte) o gün ne aralarında soy sop yakınlığı kalacak, ne de birbirlerini arayıp soracaklardır.” (Mü’minûn, 23/101) âyeti bu hakikati gözler önüne sermektedir.
Burada şunu da bilelim ki İslâm, meşru ölçüler (İslam’ın ana ölçüleri) içerisinde olmak kaydıyla kişinin kendi kavim ve kabilesini sevmesini caiz görmüştür. Dinimiz tarafından yasaklanan ise kendi ırkını, diğerlerinin üstünde ve ayrıcalıklı görerek soyunu ve nesebini övünç kaynağı yapmaktır. (İbn Hanbel, V, 129.)
Özetle diyoruz ki; Sloganımız, “NE MUTLU MÜSLÜMAN’IM DİYENE” şeklinde olmalı!
Dostça kalın…
GÜNDEM
23 Mart 2026GÜNDEM
23 Mart 2026GÜNDEM
23 Mart 2026GÜNDEM
23 Mart 2026GÜNDEM
23 Mart 2026GÜNDEM
23 Mart 2026GÜNDEM
23 Mart 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.