8500 yıllık köklü tarihi geçmişinde çok sayıda medeniyetlere ev sahipliği yapmanın yanı sıra Osmanlı imparatorluğuna bir aşıra yakın Başkentlik yapan Edirne’nin merkezinde ve yakın çevresinde tarih boyunca inşa edilen Kale’ler geçmişin izlerini taşıyan en etkileyici mimari miraslar arasında yer alır.
Tarihi kalelerin, yalnızca savaş ve savunma yapıları değil, aynı zamanda imparatorlukların gücünü, dönemin mimari anlayışını ve kültürel zenginliğini yansıtan anıtsal eserler olduğu gerçeğinden hareketle; Edirne Yerel Tarih Grubu olarak Edirne Kalelerini konu alan halk buluşması toplantımızı geçen hafta cumartesi günü konunun uzmanı Trakya Üniversitesi Akademisyenlerinden, emekli Araştırma ve Öğretim görevlisi Dr. Sayın İsmail Hakkı Kurtuluşun görselleri ve sunumlarıyla gerçekleştirdik.
Bu toplantımızda edindiğimiz bilgiler ışığında, araştırmalarımı da katarak Edirne Kalesini ve günümüze ulaşan tek yapı Makedon Kulesi ile ilgili konuları sizlerle paylaşmak istedim.
Günümüzden 1900 yıl öncesine gidelim. Edirne o yıllarda etrafından nehirlerin geçtiği stratejik bir kasaba imiş. Roma imparatoru Hadrianus Edirne’ye gelmiş. Etkilenmiş ve çok beğenmiş. Şehrin etrafının surlarla çevrilmesini emretmiş. M.S. 117 yılında başlayan çalışmalar 20 yıl sürmüş. Kralın Hadrianapolis adını verdiği şehrin 360 bin m2 lik yerleşim alanı etrafı yüksek surlarla çevrilerek kale tamamlanmış. Osmanlının fethine kadar şehir, görkemli surları içinde asırlarca yer almış. Bugün Kaleiçi olarak bildiğimiz semt o günün Edirne’siymiş.

Bizans döneminde (527-565) çeşitli onarımlar geçiren kalenin her köşesine silindirik kesme taştan birer kule eklenmiş. Makedon kulesi bunlardan biridir ve sadece o ayaktadır. Kalenin şehre açılan farklı yönlerini ve Edirne’nin iç hareketliliğini yansıtan geçiş noktaları olan Germe kapı dışında 9 kapısı varmış. Kule kapısı, Topkapı, Kafes kapısı, Keçeciler kapısı, Uğrun kapısı, Manyas kapısı, Tavuk Kapısı, İğneciler kapısı, Orta kapı.
Edirne kalesi, Asırlar boyu yalnızca bir savunma yapısı değil kentin günlük yaşamını yönlendiren bir sınır ve geçiş alanı olmuştur. Şehre açılan kapıları bu yapının hem askeri hem de sosyal işlevini yansıtan önemli unsurlar olmuştur.
Osmanlı Padişahı 2. Murat 1363 yılında Edirne’yi fethettikten sonra Türk yerleşimleri genellikle kalenin dışında olmuş. Kale içinde genellikle yabancı uyruklu (Gayrimüslim) insanlar yaşarlarmış. Osmanlı tarafından yapılan sarayla birlikte Türk mahalleleri ve konakların yanı sıra, başta Selimiye olmak üzere Türk islam mimarisinin muhteşem örnekleri hep kale dışında yapılanmış.

Yıllar geçmiş yüksek duvarlarla çevrili devasa kale zamanın törpüsüne dayanamamış, yok olmaya başlamasıyla 1870 li yıllarda Resmi binaların yapımları için taşları kullanılmıştır. O yıllarda daha doğrusu tarihin akışında kültürel miraslarımıza sahip çıkamadığımızı ifade etmeden de geçemeyeceğim.
Yukarıda da belirtmiştim Edirne Kalesinden kalan tek burç Makedon kulesidir. Kulenin hemen yanında, Sultan Otel arkasında Yenigün Gazetemizin karşısında yapılan kazılarda ortaya çıkarılan sur kalıntıları, Tunca Nehrine doğru evler arasında kalan bir iki duvar kalıntıları mevcuttur.
Saraçlar cadesi, Zındanaltında Ender Mağazası yakınında 15-16 yıl önce inşaat temel çalışması esnasında, Edirne Kalesinin Roma döneminden kalma surlar ortaya çıkmış ancak yıllardır bu alanda hiçbir çalışma yapılamadı, sahip çıkılamadı, kaderine terk edildi. Sur duvarlarında muntazam ve yontma işlemli taşlar 19-20 Asra rağmen halen çok güzel bir görünümdeler. Zındanaltı yönünde İşlenen tuğla duvarla görünüm ve otlar arasında kaybolan sur temelleri adeta halktan gizlenmiş durumda. Cumhuriyet caddesinde tel çitten bakıldığında muazzam bir görüntü var. Bu ilgisizliği bu duyarsızlığı anlamış değilim! Bu eşsiz değerlerin ne zaman farkında olacağız? Yeri gelmişken yetkili ve ilgililerimizin dikkatini çekmek isterim. Anıt kent Edirne’nin 2000 yıllık tarihi değerlerine sahip çıkılmalı, Arkeolojik değeri ortaya konularak, Arkeolojik park olacak bu alan güzel bir çevre düzenlemesiyle vakit geçirmeden yapılacak bir düzenleme ile Turizme mutlaka kazandırılmalıdır.
Göreve başladığı günden itibaren Edirne’nin tarihi yapılarının restorasyonları konusunda çok sayıda proje çalışmalarını başlatan ve bitiren, Sayın Valimiz Yunus Sezer’in bu önemli çalışmalarından biri de Makedon kulesidir.

Halk arasında Makedon Kulesi, Saat Kulesi, İtfaiye kulesi olarak da adlandırılan bu yapının 2000 yıllık tarihi geçmişi var. Kule Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine tanıklık etmiş, asırlardır ayakta kalmayı başarmış Edirne’nin önemli simgesel yapılarından birisidir. Edirne kalesinin dört burçlarından biridir. 1884 yılında Burç üzerine 4 katlı ahşap yapının son katına saat konuldu. 1888 yangınında harap olan kule 1894 te taş ve tuğladan yapılmış. Yüksekliği 48 metreydi. Kuleye 1926 de tekrar saat konulmuş. 1953 depreminde kule hasar görmüş, hazırlanan teknik rapor üzerine 6 Temmuz 1953 te dinamitlenerek yıktırılmış. Uzun yıllar atıl durumda kalan Kule 1990 yıllarında Restorasyon geçirdi. Ancak bakımsızlık ve ilgisizlikten 1921 yılına kadar kullanılamadı. Yukarıda da belirttiğim üzere Sayın Valimizin talimatlarıyla üç yıl önce başlayan çalışmaların sonuna gelindiğini görüyoruz. Bu kadar badireler atlatmış bu yapının hizmete açılması ve Turizme kazandırılması memnuniyet vericidir. Temennimiz Kule çevresindeki sıkılaşmış yapılaşmanın yeni bir alan düzenlemesiyle tamamlanmasıdır.
Önümüzdeki ay, Galata Kulesi örneğinde olduğu gibi Müze kule (Seyir teras ve Asansörlü) olarak hizmete açılacak olan Kültür mirası Makedon kulesinin yeniden hizmete açılması konusunda emeği geçenlere teşekkür ediyoruz.

GÜNDEM
27 Nisan 2026GÜNDEM
27 Nisan 2026GÜNDEM
27 Nisan 2026GÜNDEM
27 Nisan 2026GÜNDEM
27 Nisan 2026GÜNDEM
27 Nisan 2026GÜNDEM
27 Nisan 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.