DOLAR 32,5643 0.12%
EURO 34,9218 0.69%
ALTIN 2.436,860,18
BITCOIN 21711260,23%
Edirne
13°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Hayallerdeki ‘EDİRNE’!-2

Hayallerdeki ‘EDİRNE’!-2

ABONE OL
20 Mart 2024 14:42
Hayallerdeki ‘EDİRNE’!-2
0

BEĞENDİM

ABONE OL
  1. Motosikletler, son zamanlarda oldukça çoğaldı. Bunlar, motorlu araçların girmesi yasak olan çarşı-pazara giriyor ve insanlar arasında adeta cirit atıyorlar! Ayrıca yaya kaldırımlarını da kullanıyorlar! Bazıları ise bir motosiklete 3-5 kişi (ailece), hem de “kasksız” biniyor! Bu durum ele alınmalı. Ayrıca aşırı rahatsız edici sesler çıkaran araçlar şehre sokulmamalı.
  2. Şehir içi yolcu taşımacılığında raylı sisteme geçilmeli, şehrin ortasından (Atatürk Bulvarı) Batıdan Doğuya baştanbaşa raylı sistem yapılmalı,  şehrin diğer kısımlarından (kuzey-güney’den)  ise raylı sisteme ulaşan otobüs/Minibüs taşımacılığı olmalıdır.
  3. 21. asırda Edirne’de WC sorunu hala çözülemedi! Bu durum Edirne gibi bir şehir için büyük bir ayıp değil mi? Yer üstünde veya yer altında günün şartlarına uygun ve ihtiyaca cevap verecek WC’ler yapılmalı. Tabi ki temizlik ve bakımları da önemli! Kırkpınar gibi özel zamanlarda, bilhassa yaz aylarında gece geç saatlerde insanlar köşe bucak WC aradığından ilgililerin acaba haberleri yok mu?
  4. Şehir merkezindeki parklar (yeşil alan) bakımsız ve düzensiz! Geçen yıl Eylül ayında Almanya’ya gitmiştim. Köln şehrindeki parkları/yeşil alanların birçoğunu bildiğim halde özel olarak bir kez daha gezip inceledim. Nasıl anlatacağımı bilemiyorum! Semtlerin her birinde irili ufaklı onlarca yeşil alan/park var! İçlerinde öyleleri var ki, büyüklüğü bizim bazı semtlerimizi içine alır! İçinde “göl” olanlar bile var. Çoğunda WC de mevcut. Edirne’de kişi başına düşen yeşil alan miktarı 8-10 metre kareyi geçmez. (Bazı semtlerde ise sadece 2 metre kare!) Mevcut yeşil alanların birçoğu ise gayesi dışında kullanılıyor! Yeşil alan, halkın ücretsiz kullandıkları mekânlardır! Köln’de kişi başına düşen yeşil alan miktarı ise 45 metre kare! Yeşil alanlar/Parklar ticari maksatlı kullanılmıyor. Bu bize şunu gösteriyor; “Rant”a yer yok!
  5. Şehir merkezimizde, caddelere kurulan  “yeme-içme çadırları”  çirkin bir manzara oluşturuyor. Ayrıca yaya trafiğini de engelliyor. Bunlara çözüm getirilmeli.
  6. Eski yerleşim semtlerimizde doğru dürüst ve yeterli ne yeşil alan ne de park var. Olanlar da bakımsız. Çocuklar adeta birkaç metrekarelik balkonlara veya dar ve tehlikeli sokaklara hapsediliyor. İmar planları yapılırken bunlar hesaba katılmış olmalı ve ihtiyaca göre yeşil alan/ parklar oluşturulmalı! Ama bizde “rant” ağır basıyor! Yapılması planlanan (son zamanlarda gündemden düşen) Millet bahçesi bir an önce yapılıp hizmete açılmalı. 10 milyon turist ağırlamayı hayal edenler, önce Edirne’yi olması gereken hüviyetine kavuşturmalı, tekrar göreve gelirlerse!
  7. Eski mahallelerdeki imar ve yol durumları ele alınıp yeniden düzenlenmeli.
  8. Bilhassa tarihi semtlerde yollar üst üste atılan asfaltlarla en az 1 metre yükseltildi. Eskiden bazı evlerin zemin katları yol izahsında iken şimdi yarı bodrum durumuna getirildiler. Bu yollar eski haline dönüştürülmeli. Yaya kaldırımlar bazı yerlerde yol ile sıfırlanmış, bazı yerlerde ise 30-40 Cm. yüksekliğinde! Bunun normali 10-12 Cm olmalı! Ayrıca yaya kaldırımlar betonla olmaz! 30-35 Cm kare taşlar döşenerek yapılmalı.
  9. Ağaçlandırma! Biz, tarihi ağaçlarımızı koruyamadığımız gibi doğru dürüst yenilerine yenisini de dikmedik! Dikilenleri de gereği gibi bakıp yetiştiremedik. Geçtiğimiz yıllarda zaman zaman bazı ağaç fidanları dikilmiş olsa da olumlu netice alınabilmiş değil. Çünkü gerekli bakım yok! Osmanlı ecdadımız Balkanlar ve Trakya’da genelde Çınar, Ihlamur, Kayın, defne vb. ağaçları dikmişler, bunlardan yüz yıllardır istifade ediliyor. Son yüzyılda Camilerin bahçelerine bile çam dikildi. Çok yanlış! Çam’ın yeri dağlık taşlık arazilerdir, şehir içi değil. Çam’a ne kuş konar, ne de altında insan gölgelenir! Şehir içi ve dışında şartlara uygun ağaçlar dikilmeli ve gereği gibi bakımları yapılmalıdır.
  10. Cadde ve sokaklardaki seyyar ve sabit satıcılar bir düzene sokulmalı, herkes kafasına göre piyasaya çıkmamalı. (Tezgâhında 8-10 çeşit sebze – meyve varsa 3-4’ünde fiyat etiketi var, diğerlerinde yok. İşin garip tarafı kontrol da yok veya yetersiz!) Bütün bunlar bir düzene sokulmalı. Hiçbir şey bilinmiyorsa komşu Bulgaristan şehirlerinden örnek alınabilir! Mesela, bazı uygun yerlere standart ahşap barakalar konabilir.
  11. Şehrimizden geçen nehirlerin, yatakları temizlenip, kenarları doğal taşlarla örülmüş yassı duvarlar yapılabilir. O zaman ‘set’e, ve’ kanal’a da gerek kalmaz. Avrupa ülkelerinde başta Ren ve Tuna gibi nehirler olmak üzere birçok ülkeden geçerek kimi Kuzey Denizine, kimi Karadeniz’e dökülüyor.  Bunlar birçok ülkede şehirlerin içinden geçer ve çevreleri konutlarla doludur!  Bu nehirlerde ayrıca gemilerle taşımacılık yapılır! Mesela, Osmanlı döneminde Bulgaristan’ın Filibe Ovasında üretilen Tahıllar Meriç nehrinden gemilerle Enez Limanına, oradan da çeşitli bölgelere/ülkelere yine gemilerle taşınırmış.                                                                                                                                    
  12. Tunca ve Meriç nehirleri arasındaki “Bülbül adası” sında müsait yerlerdetatil köyü oluşturulabilir. Mesela,  küçük bahçeli “Bungalov” evler yapılır. Böylece Edirne’nin turist sayısı ülke içinden ve dışarıdan katılanlarla çok daha arttırılır!
  13. Mevcut futbol sahası uygun bir yere taşınarak eskisinin yeri Edirne’nin öncelikli ihtiyacına göre değerlendirilmeli. Mesela, bir kısmı yeşil alan, bir kısmı turist araçları otoparkı… gibi!
  14. Kırkpınar Güreşleri için daha uygun bir yer tespit edilip, günün şartlarıena uygun güreş meydanı ve tesisler yapılmalı. Şehrin 10-15 Km. dışında da olabilir. Şimdiki yer de halkın ve STK’ların da görüşleri alınarak en iyi bir şekilde değerlendirilmeli.
  15. Yemiş Kapanı Hanı, eski haline getirilerek her il için bir dükkân tahsis edilmeli.Her birinde o İl’in “yörenin” ürünleri pazarlanmalı. Yapılan yeni düzenleme ile Belediye’nin önünden yukarı çıkan yol araçlara kapatıldı. Oradaki Otopark da kaldırıldı. Gerek Arasta, gerekse o çevredeki esnafın tamamı bundan rahatsız! O yolun tek yönlü olarak açılması isteniyor. Ayrıca Otopark ta o bölgenin “olmazsa olmazı” diyorlar!
  16. Edirne Otogarı, şu anki durumu şehrimiz için büyük bir ayıp! Günün şartlarına uygun yeniden düzenlenmeli.
  17. Eskiden “Küçük Paris” olarak anılan fakat Osmanlı sonra tren istasyonunun da kaldırılarak (bu büyük bir yanlıştı)  bir köy haline dönüşen Karaağaç Mahallesi ele alınıp yeniden düzenlenmeli. (Tarihi tren garına sahip Karaağaç’ta eskiden 5-6 konsolosluk, oteller, eğlence yerleri, 2 ipek böceği fabrikası, buzhane vardı.) Yaz aylarında hemen her gün Karaağaç’ta üretilen 10-15 kamyon sebze İstanbul ‘Sebze Hali’ne gönderilirdi. Binlerce ton pancar yetiştirilip Alpullu Şeker Fabrikasına gönderilirdi. Karaağaç Mahallesinin ne yolu yol, ne kaldırımı kaldırım. Adeta “Üvey evlat muamelesi görüyor” diyeceğim, ama diğer eski semtler de farksız! Belediyemiz yeni yerleşim semtlerine yeterli olmasa da bazı hizmetler veriyor. Diğerleri üvey evlat mı? Bir çivi bile çakılmıyor! Mahallenin kenarından geçen üstü açık lağım kanalı bile yıllardır kapanmadı! Nehir yatakları temizlenmeyince bir de kanal yapıldı! Onca kıymetli arazi mahvedildi. Bu, her bakımdan büyük zararlara yol açtı. Karaağaç Mahallesi verimli arazilerinde günün şartlarına uygun yeniden sebze ve meyve yetiştirilmesi teşvik edilebilir. SERACILIĞA ağırlık verilebilir.
  18. Şehrimizin diğer eski yerleşim merkezleri de ele alınıp düzene sokulmalı.
  19. Şehir merkezinden Karaağaç Mahallesine giden cadde boyunda imar planı var mı, yok mu bilmiyoruz! Yoksa acilen uzun vadeli hesaplanarak yapılmalı ve plana göre imar oluşturulmalı.
  20. Bilhassa son 15-20 yıldır Köylerden Şehre olan göç, birçok köylerdeki insan sayısının son derece azalmasına sebep oldu. Tarım ve Hayvancılığın gerilemesinde bunun da etkisi var! “Kentsel dönüşüm”e paralel olarak bir de “Köysel dönüşüm” yapılmalı. Köylere yönlendirme,  gerekli hizmet ve eğitim yapılmalı, Toprak satışı önlenmeli. Tarım ve Hayvancılık günün şartlarına uygun modernleştirilerek teşvik edilmeli. (Düne kadar bizim bir vilayetimiz olan Bulgaristan bile teknik teknolojiyi kullanarak tarım ve hayvancılığı bizden ileri noktaya taşımıştır. Bu, ilgili Kurumların gerekli plan ve programları yaparak, halkı eğitmesiyle, teşvik etmesiyle, yönlendirmesiyle olur.)
  21. Son zamanlarda sokak hayvanları şehir merkezinde sürüler oluşturarak tehlike oluşturuyor. Buna acil çözüm getirilmeli.
  22. Osmanlı döneminde Edirne, Tıp konusunda da oldukça ileri bir noktada idi. 15. YY’daAvrupalılar akıl hastalarını, “ruhuna şeytan girdi” gerekçesi ile yakar veya kafasına vura vura öldürürlerken Osmanlı, 1484-1488 yılları arası Edirne’de yapılan Bayezid Şifahenesinde akıl hastalarını su sesi, müzik ve nasihat … gibi yöntemlerle sağlığına kavuşturuyordu.  Bugün Almanya bu sağlık yöntemini uyguluyor! Hatta ‚Sülük‘ ile tedavi yapan hastaneleri bile var. Bizim, Büyük Döllük Köyü arazisindeki „Göl Baba“da düne kadar sülük kaynıyordu. Değerlendirilmedi ve kayboldular!
  23. Günümüzde en önemli konulardan biri de „Çevre Temizliği“!

Bilhassa şehrin  merkezinde de çevresinde de pislikten geçilmiyor! Yollar adeta çöplük! Din Görevlilerimiz zaman zaman söyler; „Temizlik imandandır!“ diye. Bu, onun bunun değil Peygamberimizin (sav) sözü!

Tabii ki burada hem maddi, hem de manevi temizlikten bahsedilir. Her ikisi de önemli!

Bizim yollarımız çöpten, pislikten geçilmiyor. Hele yaz aylarında kapakları da açık olan,  bazılarında ise kapak bile olmayan çöp konteynerlarının yanından geçerken ağzınızı burnunuzu kapatmak zorunda kalırsınız! Bir yönetim, onlarca yılda bir temizlik sorununu bile çözemezse ondan daha ne beklenir? Yeni yerleşim semtlerinin bazı yerlerine modern çöp konteynerleri konuldu. Peki, diğerleri üvey evlat mı?

  1. Şehrin uygun yerlerinde „yaya yürüme“ ve „bisiklet“ yolları yapılmalı.

TABİİ Kİ HER İŞİN BAŞI EĞİTİM!  Eğitim hem  ailede, hem okulda, hem de toplumda! Belediye’nin ilgili bölümü bu konuda (çevrenin kirletilmemesi, temiz tutulması için) önce halkı bilgilendirecek (broşür ile).  Uymayanlara kabahatlar kanununa göre gerekli işlem yapılacak!. Edirne’ye ilk olarak gelen turistler şunu soruyor; „Burada Belediye yok mu?“

Edirne’nin sorunları elbette bunlarla sınırlı değil! Bu yazdıklarımın gerçekleştirilmesinde Merkezi Yönetime de Yerel Yönetime de düşen görev ve sorumluluklar var! Tabii ki sorunların çoğu önce Belediye’yi ilgilendiriyor!

Aslında bular  yapılamayacak şeyler değil! Yeter ki bunları yapacak dürüst ve liyakat sahibi yönetim olsun. Geriye dönük yerel seçim öncesi Belediye Başkan adaylarının seçim broşürlerine baktığınızda bunların bir kısmı vaadedilmiş şeyler! Ama 10’larca yıl geçmesine rağmen vaatlerini ne kadar yerine getirdiler?  Yeni seçimler bir bakıma daha önce seçilerek görev üstlenmiş olanları sorgulamak olmalı! Tekrar tekrar ayni delikten ısırılmamalıyız!

Şunu da unutmayalım ki; hak verilmez alınır! Hakkımız olanı alabilmek için ise gerçekten liyakatli ve dürüst insanların iş başına gelmesini sağlamamız gerekir.

Tabii ki bunlar, benim hayallerim! Benim gibi daha nice  hayalleri olanlar da vardır. Bunun için halkımızın da fikri alınmalı!

Edirne Belediyesini bir asırdır kâh solcu, kâh sağcı (çoğunlukla solcu) zihniyetler yönetti. Her ikisinin de yaptıkları ortada! Aslına bakılırsa, her ikisi de ayni otomobilin (düzenin)  birer tekerleği! Biri sağ, diğeri de sol zihniyet/tekerlek! Ayni otomobilin (düzenin) tekerleği olunca sağdaki olsa ne olur, soldaki olsa ne fark eder?                                                                                                                                                     

Çözüm mü? Milli Görüş (SAADET PARTİSİ) Belediyeciliğinde!                                                  

Konuşmak iddiadır,  yapmak ise ispattır! Yaşları müsait olanlar bilir, Milli Görüş Belediyecilikte Türkiye’nin 3/2 nüfusunun bulunduğu coğrafyada il ve ilçelerde 1990’lı yıllarda kendisini ispatlamıştır. Allah’ın izniyle bugün de, yarın da görev verildiğinde yine yapar, yine ispatlar! Milli Gömüş “HAK”tır! “HAK” ise her her zaman ve her türlü şartlarda değişmeyen doğrudur! Oyumuzu verirken iyi düşünelim! Düşünelim de ayni delikten defaatla ısırılmayalım!

Dostça kalın…

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.