Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Serkan Konak, Balkan Harbi’nin sadece bir askari yenilgi olmadığını belirtti. Konak, “Bugün yapılması gereken; geçmişin hatalarını inkâr etmek ya da romantize etmek değil, o hatalarla yüzleşmek ve aynı zamanda Edirne’nin geri alınışındaki o milli ruhu yeniden inşa etmektir. Çünkü tarih, ibret alınmadığında tekerrür eder; ancak doğru okunduğunda yol gösterir” dedi.
Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Serkan Konak, 26 Mart Balkan Şehitlerini Anma Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Balkan Harbi’nin millete ağır bedeller ödeten tarihsel bir gösterge olduğunu belirtti. Konak, “155 gün süren Edirne Muhasarası, bu çöküşün en somut ve en acı tezahürlerinden biridir. Payitahtlık yapmış bir şehir, kötü yönetimin, stratejik öngörüsüzlüğün ve hazırlıksızlığın bedelini ödemiştir. Ancak bu karanlık süreç, aynı zamanda bir uyanışın da başlangıcı olmuştur” dedi.
Konak, açıklamasında şunları kaydetti:
“İttihat ve Terakki Cemiyeti öncülüğünde şekillenen milli refleks, bozgunun yarattığı dağınıklığı toparlama iradesiyle birleşmiş; İkinci Balkan Savaşı ile Edirne’nin yeniden vatan topraklarına katılması sağlanmıştır. Bu yalnızca askeri bir başarı değil; milletin kendi kaderine sahip çıkma iradesinin yeniden tecelli etmesidir. Enver Paşa’nın liderliğinde yürütülen bu süreç, dağılmış bir ordunun ve kırılmış bir millet psikolojisinin nasıl yeniden ayağa kaldırılabileceğinin somut örneğidir.
Aynı dönemde Edirneli hemşerimiz Posta ve Telgraf Nazırı Talat Paşa’nın, ordu içindeki hizipçi subaylar neticesinde bulunduğu kabinenin istifası ve ardından paşamızın makam ve mevkilerden azade bir Türk ve bir Edirneli olarak gönüllü cepheye katılması; yönetenlerle yönetilenler arasındaki mesafenin kapandığı, millet-devlet bütünleşmesinin sağlandığı bir ruh halini yansıtmaktadır. Bu ruh, yalnızca komuta kademesinde değil, Edirne halkının direnişinde, fedakârlığında ve yeniden toparlanma azminde de kendini göstermiştir.
Edirne’nin geri alınmasının ardından Mehmet Şükrü Paşa’nın esaretten dönüşü sırasında halkın gösterdiği tepki ise son derece anlamlıdır. Bu tepki, yalnızca bir komutana değil; devleti bu noktaya sürükleyen öngörüsüz, basiretsiz ve milletin gerçekliğinden kopuk yönetim anlayışına yönelmiş tarihsel bir hesaplaşmadır.
Zira Balkan bozgununun temelinde; liyakatin terk edilmesi, devlet kadrolarının hizipçilikle parçalanması, ordunun siyasi hesaplara alet edilmesi ve karar alma mekanizmalarının gerçeklikten kopması yatmaktadır. Saraya yakınlıkla yükselen, yetkinlikten uzak kadrolar; devletin en kritik anlarında milletin kaderini belirlemiş ve bu durum felaketi kaçınılmaz kılmıştır.
Bu çöküşün sonuçları yalnızca cephede değil, sembollerle de milletin hafızasına kazınmıştır. 93 Harbi sonrasında Yeşilköy’e kadar ilerleyen düşman kuvvetleri ve burada dikilen Ayastefanos Rus Abidesi, bir devletin egemenlik iddiasının nasıl aşındığını gösteren açık bir utanç vesikasıdır.
Mahmut Şevket Paşa’ya atfedilen “Bizans’ın burcunda oturan baykuş” sözü ise bu tükenmişliğin sembolik bir ifadesidir.
Tarih burada çok net bir uyarı yapmaktadır: Devletler, dış düşmanlardan önce iç zaaflar nedeniyle çöker. Bugün de benzer risklerin farklı biçimlerde karşımıza çıktığını görmek zorundayız. Jeopolitik gelişmeleri doğru okuyamayan, sınır güvenliğinde zafiyet yaşayan, demografik yapıyı kontrolsüz politikalarla dönüştüren ve ekonomik bağımlılık ilişkilerine sürüklenen bir yapı; tarihsel olarak yaşadığımız kırılmaların günümüzdeki izdüşümüdür.
Ancak tarih sadece bir çöküş hikâyesi değildir. Aynı zamanda bir diriliş iradesidir. Edirne’nin İkinci Balkan Savaşı ile geri alınması, milletin toparlanma gücünü, ortak hedef etrafında kenetlenme kapasitesini ve milli bilincin dönüştürücü etkisini açıkça göstermiştir. Balkan bozgunu bize iki temel ders vermektedir: İlki; milletinden kopan, liyakati terk eden ve gerçeklikten uzaklaşan yönetimlerin kaçınılmaz olarak çökeceği, İkincisi ise; milli bilinç, kararlılık ve ortak irade ile en ağır yenilgilerin dahi aşılabileceğidir.
Bugün yapılması gereken; geçmişin hatalarını inkâr etmek ya da romantize etmek değil, o hatalarla yüzleşmek ve aynı zamanda Edirne’nin geri alınışındaki o milli ruhu yeniden inşa etmektir. Çünkü tarih, ibret alınmadığında tekerrür eder; ancak doğru okunduğunda yol gösterir.
Bu duygu ve düşüncelerle; Edirne Muhasarası’nda ve Balkan Savaşları’nda şehit düşen tüm kahramanlarımızı rahmetle anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz.” Haber Merkezi
GÜNDEM
25 Mart 2026GÜNDEM
25 Mart 2026GÜNDEM
25 Mart 2026GÜNDEM
25 Mart 2026GÜNDEM
25 Mart 2026GÜNDEM
25 Mart 2026GÜNDEM
25 Mart 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.