Recep Çınar
‘Siyonizm’, Filistin‘de Yahudiler için yeniden bir vatan kurulmasına destek veren uluslararası Yahudi siyasi hareketidir. Söz konusu alan, Tevrat‘ta bahsi geçen ve “İsrail Diyarı” adı verilen topraklardır. Bütün Siyonistlerin buluştuğu ortak payda, İsrail diyarının Yahudiler için milli yurt olarak tanımlanmasıdır. Bu tanımlama ve anlayış, tarihi bağların ve dini geleneklerin Yahudileri İsrail’e bağlamasından doğar. Siyonizm standart bir ideolojiye dayanmaz ve birçok ideoloji arasındaki diyaloglara dönmüştür: Genel Siyonizm, Dini Siyonizm, İşçi Siyonizm’i, Revizyonist Siyonizm, Yeşil Siyonizm, v.b.
‘Siyonizm’ diğer bir ifadeyle; Yahudi milletinin, tarihteki Yahudi devletinin sınırları içinde, kendi kaderini tayin etme hakkını bir devlet kurarak gerçekleştirme ülküsünün ideolojisidir. Hukuk doktoru ve Viyanalı bir gazeteci olan Theodore Herzl, Yahudi sorunu’nun ancak Yahudilerin kendilerine ait bir devletin kurulmasıyla çözülebileceği kanaatine varmıştır. Bu inancını 1896 yılında yazdığı “Der Judenstaat” Yahudi Devleti isimli kitabında işlemiş ve bu fikrini eyleme geçirmek üzere 29 Ağustos 1897’de İsviçre’nin Basel kentinde 200 kişi ile I. Siyonist kongresini toplamıştır. Osmanlı’nın son dönemlerinde Theodor Herzl, dönemin Sultanı II. Abdülhamid‘den Kont Nevlinski (bir Leh soylusu, II. Abdülhamit’in şahsi dostu) aracılığı ile Filistin’e özerklik ve Musevi ikametliği ister.
Buna Karşılık Şu Taahhütlerde Bulunur:
1. Osmanlı Devleti’nin 33 milyon İngiliz altınına ulaşan borçların tamamını ödeyelim.
2. İmparatorluğu korumak için 120 milyon altın Frank’a mal olacak deniz filosu yaptıralım.
3. Devletin mali durumunu canlandırmak için 35 milyon altın lira faizsiz borç verelim.
Ancak, II. Abdülhamit Teklifi Kabul Etmez Ve Şu Cevabı Verir:
“… Bu meselede (Theodor Herzl) ikinci bir adım daha atmasın. Ben bir karış toprağı dahi satmam. Zira bu vatan bana ait değil, milletime aittir. Milletim bu vatanı kanlarıyla mahsuldar kılmıştır. O, bizden ayrılıp uzaklaşmadan tekrar kanlarımızla örteriz…” diyor!
1. Dünya savaşı ardından Osmanlı İmparatorluğunun yıkılması Ortadoğu’da siyasi istikrarsızlık yaratmıştır. Bölgenin İslam kimliğinin değişmesi için Yahudilerin çalışmalarına Avrupa da katılmıştır.
2. Dünya Savaşının başlaması ve özellikle Almanya’da faşistlerin iktidarının yaptığı katliamlar sonucunda Yahudiler Avrupa’dan kaçarcasına bölgeye sığınmıştır. Bölgede Yahudi nüfusunun bir anda bu kadar artması Arapların 1936’da isyan etmesine neden olmuştur. Filistin’e İngiltere’den bir heyet gitmiş ve Filistin’in iki halk (Arap – Yahudi) arasında paylaştırılması kararı alınmıştır.
Modern İsrail’in kuruluşu 1942 yılında New York’ta yapılan bir konferansta Hitler’in politikalarının da gösterdiği üzere Yahudilerin bağımsız bir devlet ihtiyacı olduğu kararı alınmıştır. Ve bir Yahudi devletinin kurulması öngörülmüştür. Başta İngilizler olmak üzere Batılı ülkelerin desteğiyle Filistin’de 14 Mayıs 1948’de İsrail Devleti resmen kurulmuştur. Tabii ki iş bununla kalmayacak ve hedef ‘Büyük İsrail’in kurulmasıdır! Bunun için de bölgede sürekli kargaşa, terör estirilecek!
Bu işin akıl babası ise Haim Naum isimli Yahudi Hahamı. Bu zat, Lozan’da İsmet İnönü’nün başdanışmanı idi! Lozan’da bir tarafta Türkiye heyeti, diğer tarafta Birleşik Krallık (İngiltere), Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Portekiz Belçika ve Yugoslavya temsilcileri.
İlk görüşmeler sonunda anlaşma sağlanamayınca Haim Naum İtilaf Devletlerinin delegelerine; “Osmanlı’yı en kötü şartlarında bile savaş meydanında dize getiremediniz. Ancak uzun vadeli şu planlarla onların işini bitirebilirsiniz” der ve planlarını sıralar;
1. Türkiye’yi işsiz bırakacaksınız,
2. Aç bırakacaksınız,
3. Borca esir edeceksiniz,
4. Dininden uzaklaştıracaksınız,
5. Böleceksiniz (Sağ – Sol / Türk – Kürt / Sünni – Alevi),
6. Birbiriyle çarpıştıracaksınız,
7. Yumuşak lokma haline getirip “Büyük İsrail” e vilayet yapacaksınız!
Son yıllarda, “Haim Naun” projesi kapsamında ve “BOP” (Büyük Ortadoğu Projesi) adı altında; Filistin’e ilaveten Libya, Tunus, Mısır, Yemen, Lübnan, Sudan.. birçok İslam ülkesi karıştırıldı, şimdi sıranın Türkiye’ye geldiği konuşuluyor!
Erbakan’ın İsviçre’nin Basel Şehrinde İslam Birliği Konferansı!
Theodor Herzl liderliğinde Yahudilerin ileri gelenlerinin 1897 yılında İsviçre’nin Basel şehrinde I. Siyonist Kongreyi toplamış ve İsrail’in kurulması için gerekli plan ve çalışmaları başlatmıştı. Ve 2. Siyonist kongre ve Büyük İsrail Devleti’nin kurulması için de yüz yıl sonrası hedef konulmuştu. Fakat Siyonistlerin hesap etmediği bir şey vardı!
Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan! Erbakan Hoca Başbakan olduğu dönemde tam da Siyonistlerin Büyük İsrail Devleti için hedef koyduğu 1897 Siyonist Kongresi’nin 100. yıldönümünde (1997) ayni ülke, ayni şehir ve ayni tarihi salonda İslam Birliği Konferansı adıyla bir uluslararası toplantı düzenleyip Siyonist oyunlarını bir kez daha boşa çıkartmıştı. Gerçekten: Siyonizm için büyük anlam ifade eden böyle bir günde, Yahudilerin son derece güçlü ve etkin oldukları İsviçre gibi bir ülkede! Müslüman ülkelerden davet ettiği temsilcilerle (Devlet adamları ve kuruluşların yöneticileri ) İslam Birliği Konferansı yapmak! Merhum Erbakan’ın Siyonistlere mesaj yüklü gözdağı veren böyle bir toplantı yapması, İsrail’in bunu engelleyememesi, Siyonistler için tam bir yenilgiydi! Şahsen katıldığım bu toplantı İslam Âlemi için son derece önemli ve Siyonistler için de bir şaşkınlık yaratmıştı!
Vaat edilmiş Topraklar!

Peki, Nedir Bu “Vaat edilmiş Topraklar?”
“Siyonizm”i tanımadan ABD’yi, ABD’yi tanımadan da Siyonizm’i tanımak mümkün olmaz!
ABD’nin bir devlet olarak ortaya çıkmasını sağlayan en önemli etken Siyonizm’in “Vaat edilmiş topraklar” inanışıdır. ABD’nin temel misyonu Siyonizm’in dünya hâkimiyetini sağlamaktır.
“O zaman Rab bütün milletleri önünden kovacak ve sizden büyük kuvvetli milletlerin mülkünü alacaksınız. Ayak tabanınızın bastığı her yer sizin olacak. Sınırınız çölden Lübnan’dan ırmaktan, Fırat ırmağından garp denizine kadar olacaktır. Önünüzde kimse duramayacak, Allah’ınız Rab size söylediği gibi dehşetinizi ve korkunuzu ayak basacağınız bütün diyar üzerine koyacaktır” der, (Tevrat, Tesnive Bölümü, 12/25)’te.
Kur’anda ise Allah (c.c), İsrailoğulları ile ilgili olarak şu hükmü vermiştir; “Biz, Kitap’ta (Tevrat’ta) İsrailoğullarına, Yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz diye hükmettik. Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı geldiğinde üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik, onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Bu, yerine gelmesi gereken bir söz idi. Sonra onlara karşı size tekrar egemenlik verdik. Mallar ve oğullarla sizi güçlendirdik; sayınızı daha da çoğalttık. İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz.
İkinci bozgunculuğun zamanı geldiğinde (öyle kullarımızı göndeririz ki) yüzlerinizi kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide (Kudüs’e) girsinler ve yendiklerini mahvetsinler” (İsra Suresi: 4-7) diyor.
Bu ayette anlatılan Tapınak’ın birinci yıkılışı ve birinci sürgün, Yahudilerin MS. 70 yılında Romalılar tarafından Kudüs’ten sürülmelerinin karşılığıdır. Bu olay, Yahudilerin Hz. Yahya’yı öldürdükleri ve Hz. İsa’yı da öldürmek için tuzak kurdukları dönemin hemen ardından, yani “kibirli bir yükseliş ve bozgunculuk” hareketinin ardından gelmiştir.
Yahudilerin bu ayette belirtilen ikinci yükseliş dönemi ise, İspanya’dan engizisyon sonucu sürülmelerinden itibaren başlar. Yahudiler hiçbir zaman Vaat edilmiş Topraklara bir gün dönecekleri inancından vazgeçmezler. Kehanette bulundular. Kabbalist Hahamlar İspanya’da 1480’li yılların ortalarında ‘tanrının’ elini zorlamak için şartları hazırlama kararını alırlar. İspanya Yahudileri Avrupa’nın her tarafına dağıldılar. Osmanlı topraklarına yerleştiler. Luther’e Protestanlık mezhebini kurdurarak Avrupa’yı yanlarına çektiler. Katoliklerin yasakladığı faizi Calvin’in çabalarıyla serbest hale getirmeyi başardılar. Çünkü tarih boyunca faiz Yahudilerin diğer milletlerin varlıklarını ellerinden almak için kullandıkları bir silah olmuştur!
ABD köşeye sıkıştı, ödünç Patriot istedi!
Önceki gün Ulusal basında yer alan bir haberde, ABD-İsrail-İran savaşında dengeleri sarsacak bir sızıntı patlak verdi. Bölgede ateş çemberinde kalan Beyaz Saray’ın, Polonya’nın kısıtlı cephaneliğine göz dikerek iki “Patriot” bataryasından birini “ödünç” istediği ortaya çıktı. Kendi hava sahasını riske atmak istemeyen Polonya’da kafalar oldukça karışık! Tüm insanlığı kendisine kul – köle yapmak isteyen Siyonizm’i ve planlarını tanımadan bugün dünyada olup bitenleri anlamak pek kolay olmaz!
Nasıl anlayacağız ki? Allah (cc) Müslümanlara, “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez” (Maide Suresi 51.ayette) diye ikaz ederken, bazı Müslüman ülke yöneticileri aksine “onlar bizim dostlarımızdır” diye avaz avaz haykırıyor! İki yıldır Küdüste yaklaşık 73 bin Müslüman’ı katlettiler, etmeye de devam ediyorlar! Yaklaşık bir aydır da Mescid-i Aksa’yı kapalı tutuyorlar, Bayram namazı bile kıldırmadılar! Bu durum hala da devam ediyor! Bu yaptıkları İslam dünyasının onuruna doğrudan saldırıdır ve bu tablo karşısında sessiz kalmak suça ortaklık değil de nedir? Müslüman toplumları yönetenler bu kadar gafil duruma düşemez, bunun hesabını da veremezler! Şu bir gerçek ki, söylemden eyleme geçmeden sorun çözülemez!
İsrail ancak Güçten anlar! Bunca İslam ülkesi liderlerinin yaptıkları; “Kellim kellim la yenfa”! (Arapça; konuş, konuş, faydasız, boş)!
Dostça kalın…
GÜNDEM
02 Nisan 2026GÜNDEM
02 Nisan 2026GÜNDEM
02 Nisan 2026GÜNDEM
02 Nisan 2026GÜNDEM
02 Nisan 2026GÜNDEM
02 Nisan 2026GÜNDEM
02 Nisan 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.