31 Aralık 2025 Çarşamba
**Aşağıdaki yazı Trakya Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü 4.sınıf öğrencim Turan Berke Kılıç’a aittir. Gençlere yol göstermek görevimizdir.
Son yıllarda sıkça duyulan ancak üzerinde yeterince durulmayan bir kavram var: ”Ev genci”. Genellikle 15 ile 29 yaş arasında olan gençlerin; toplumsal yapının bozukluğu, aile baskısı, ekonomik koşullar, iş ilanlarının hayal kırıcılığı ve sosyal çevrelerinin daralması nedeniyle evde kalma durumunu ifade eden bir kavramdır. Ne istihdamda ne de eğitim sürecinde olan gençlerin kendi rızasıyla değil daha çok şartlar nedeniyle dışarıda yapacakları bir sebep bulamamalarıdır.
Başlıca dış etkilerin esiri altında kalan gençlerin sayısı giderek artış göstermektedir. Bu artış genellikle düşük eğitim seviyesine sahip gençlerde daha yüksek seyrederken, yüksek eğitim seviyesine sahip gençlerde görece daha düşük oranlarda seyretmektedir. TÜİK’in son verilerine göre ise gençlerin %22,9’u ne eğitimde ne de istihdamda yer almaktadır. Bu oran, ev gencinin bireysel bir tercihi değil; ölçülebilir ve yapısal bir toplumsal sorun olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Ev Genci Artışının Toplum İçerisindeki Etkileri
Yaşamın atılganlık çağı olarak da bilinen gençlik çağı bireylerin en aktif rol oynadığı evredir. Ancak vakitlerinin büyük bir kısmını evde geçiren gençlerde özgüven kaybı, iletişim becerilerinde zayıflama, umutsuzluk ve gelecek kaygısı gibi pek çok zincirleme etkiler gözlenmektedir. Sosyo-politik açıdan bakıldığında ise bu durum; toplum içerisindeki yardımlaşma, dayanışma bağlarının zayıflamasına ve hatta kültürel etnik değerlerinin aşınmasına yol açarak geleceğe dair ciddi aksaklıklar doğurmaktadır. Başka bir yandan bakıldığında gençlerin üretim sürecinin dışında kalması, ülke ekonomisi için ciddi bir potansiyel kayba neden olurken insan kaynağının atıl kalmasına zemin hazırlamaktadır.
Peki Ya Bu Gençler Evde Neyi Bekliyor?
Aslında bu soru meselenin tam kalbine dokunuyor. Toplum içinde kendilerine yer bulamayan gençler yapmak istedikleriyle yapabilecekleri arasında sıkışıp kalmış durumdadırlar. Dışarıdan bakıldığında ‘’tüm gün evde oturmak’’ gibi duran bu süreç, içerisine girildiğinde gençler açısından bambaşka mücadeleler barındırmaktadır. Gerçek anlamda evde bir hayat kaçırmıyorlar, hayatın onları çağırmasını bekliyorlar.