23 Eylül 2026 Çarşamba
Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Ayten Eren, Cumhurbaşkanı Kararı ile Trakya’da bazı taşınmazların petrol ve doğal gaz arama projeleri kapsamında acele kamulaştırılmasına tepki gösterdi. Eren, “Toprağımız, suyumuz ve geleceğimiz hakkında karar verilirken Trakya halkı yok sayılamaz” diyerek, bölge halkını ve sivil toplum örgütlerini yaşam alanlarını savunmak için ortak mücadeleye çağırdı.
Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Ayten Eren, Cumhurbaşkanı Kararı ile Petrol ve Doğal Gaz Arama ve Üretim Projesi kapsamında Trakya’da bazı taşınmazların acele kamulaştırılması kararına tepki gösterdi. Eren, yaptığı yazılı basın açıklamasında, kararın Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Gelibolu’yu kapsayan geniş bir bölgeyi ilgilendirdiğini belirtti.
Yapılan girişimin Trakya’nın ekolojik ve sosyo ekonomik dengesinin bozulmasına neden olacağını belirten Eren, açıklamasında şunları kaydetti:
“Kaya gazı üretimi, sağladığı yüksek enerji arzına rağmen yol açtığı ciddi ekolojik ve toplumsal riskler nedeniyle dünya genelinde büyük tartışmalara yol açmış, birçok ülkede tamamen yasaklanmış veya moratoryum ilan edilerek durdurulmuştur.
Trakya, Türkiye’nin önemli tarım alanlarından biridir. Toprağımız üretim, yeraltı sularımız ise yaşam kaynağımızdır. Üstelik bölgemiz yıllardır ciddi bir su krizi ile karşı karşıyadır. Ülkemizde kişi başına düşen temiz tatlı su miktarı 1300 metreküpken bu miktar Trakya’da 250 metreküpe kadar düşmüş durumdadır, bölgemiz böyle bir su stresini kaldıramaz.
Hidrolik kırma işleminin kendisi küçük sarsıntılara neden olsa da, asıl tehlike atık suyun yer altına çok yüksek basınçla geri enjekte edilmesidir. Bu işlem, fay hatlarındaki sürtünmeyi azaltarak normalde durağan olan fayları harekete geçirir ve hissedilebilir derecede yapay depremlere (genellikle 3 ila 5 büyüklüğünde) yol açar.
Kaya gazı (metan), karbondioksite kıyasla atmosferde ısıyı tutma kapasitesi ilk 20 yılda 80 kattan daha fazla olan çok güçlü bir sera gazıdır. Sondaj, üretim ve taşıma aşamalarında meydana gelen kontrolsüz metan sızıntıları, kaya gazının kömüre kıyasla daha “temiz” bir alternatif olduğu argümanını çürütmekte ve iklim krizini hızlandırmaktadır.
1.200’den fazla kuyuda petrol ve gaz için hidrolik kırma sürecinde perfloroalkil ve polifloroalkil maddeler (PFAS) olan ve asla kaybolmayan zehirli kimyasalların kullanıldığına dair kanıtlar ortaya serildi. Raporda, PFAS’lar, çok küçük miktarlarda bile toksik olan ve çevrede parçalanmayan sentetik maddeler olduğu yer alırken, zamanla vücutta birikerek çeşitli (kanser vd.) ciddi sağlık sorunlarına neden olurlar.
Kuyu sahalarından havaya karışan benzen, toluen ve ksilen gibi uçucu organik bileşikler (VOC) yerel halkta kanser, solunum yolu hastalıkları, doğum kusurları ve sinir sistemi bozuklukları riskini artırır.
Trakya’nın toprağı yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da toprağıdır. Suyumuz yaşamdır. Tarım alanlarımız geleceğimizdir. Toprağımız, suyumuz ve geleceğimiz hakkında karar verilirken Trakya halkı yok sayılamaz. Trakya toprağının, suyunun ve köylüsünün geleceği pasif bir bekleyişle korunamaz. Hukuki ve fiili alanlarda planlı bir mücadele yürütülmelidir.
Yerel yöneticilerimizi, köylülerimizi, çiftçilerimizi, su kullanıcılarını yaşam alanımız olan Trakya’yı savunmaya, doğa ve yaşam hakkı mücadelemizi dayanışma içinde büyütmeye davet ediyoruz. Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği olarak Tüm Türkiye çevre örgütlerini, meslek odalarını, baroları, ve halkımızı suyuna, toprağına ve doğasına sahip çıkmaya çağırıyoruz.” Haber Merkezi