22 Mayıs 2026 Cuma
Edirne’nin tarihi dokusu ve kültürel hafızasını çağdaş sanatla buluşturan “Edirne Bienali”nin ilk edisyonu sanatseverleri ağırlıyor. Bienalin genel koordinatörü Didem Çapa, “Bütün kentin bu bienale emek vermesini sağladık. Bu bienal gönüllü birçok kurum, kuruluş ve kişinin ortak ürünüdür. Edirne Bienali, bu nedenle hepimizin bienalidir” dedi.
Bienal, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Edirne Valiliği, Edirne Belediyesi ve Trakya Üniversitesinin destekleri, Resim Heykel Müzeleri Derneği ve Yaratıcı Çocuklar Derneği öncülüğünde hayata geçirildi.
Tek bir küratörün sesi yerine çoğulcu bir yapıyı benimseyen bienalin küratör kadrosunda Atilla Güllü, Coşar Kulaksız, Fırat Arapoğlu, Görkem Kızılkayak, Gu Zhenqing, İsmail Erim Gülaçtı ve Songül Güneş Gültekin yer alıyor.
Etkinlik kapsamında 23 ülkeden 213 sanatçı fotoğraf, heykel, yeni medya, yapay zeka ve performans gibi farklı disiplinlerdeki üretimleriyle kenti çok katmanlı bir sanat rotasına dönüştürüyor.
Birleşmiş Milletler Dünya Kültürel Çeşitlilik Günü’nde açılan bienalin genel koordinatörü Didem Çapa, açılış tarihi itibarıyla etkinliğin kapsayıcı ve çoğulcu karakterini gözler önüne sermeyi hedeflediklerini belirterek, projenin arka planında 3 yıllık yoğun bir emeğin olduğunu söyledi.
Çapa, etkinliğin son hazırlıklarının ise yaklaşık 3,5 ay içerisinde tamamlandığını aktararak, şöyle devam etti:
“Bütün kentin bu bienale emek vermesini sağladık. Bu bienal gönüllü birçok kurum, kuruluş ve kişinin ortak ürünüdür. Yani buradaki sanatçıları, küratörleri, öğrencileri, kurumları göz ardı edemeyiz. Hepsinin önerilerini dinledik, taleplerine cevap vermeye çalıştık, hep birlikte düşündük ve geliştirdik. Edirne Bienali, bu nedenle hepimizin bienalidir.”
“KALICI BİR GALERİ KAZANDIRMAK, ETKİLEŞİM ALANLARINI SÜRDÜRMEK AMACINDAYIZ”
Bienalin temasının “Köprüler” olmasına ilişkin de Çapa, “Edirne, çok köprülü bir şehir. Bu köprüler, karşılaşma noktaları. Biz de yepyeni başlangıçları bu köprülerden yola çıkarak yeni karşılaşmalarla sağlamak istedik. Dünden bugüne, geçmişten geleceğe, yerelden evrensele Edirne’yi bu serüveninde yalnız bırakmayacağız.” dedi.
Didem Çapa, Eylül ayı itibarıyla bir sonraki bienal için çalışmalara başlayacaklarını dile getirerek, “Bu sefer daha farklı, daha destekli Avrupa Birliği fonlarıyla kente kalıcı bir galeri kazandırmak, etkileşim alanlarını sürdürmek amacındayız ve bunu sağlayacak yeterli zamanımız olacak. Biz sadece fikirleri, yeni yaklaşımları, yeni işbirliklerine fırsat verecek bir altyapı sunuyor olacağız.” diye konuştu.
“FARKLI YAŞ GRUPLARINDAN SANATÇILARLA BİR TÜR İLİŞKİ KÖPRÜLERİNİ ORTAYA KOYMAYI HEDEFLEDİM”
Bienalin önemli mekanlarından biri olarak gösterilen Ekmekçizade Ahmet Paşa Kervansarayı’nın küratörü Fırat Arapoğlu, “Edirne Bienali birçok farklı küratörün eş zamanlı olarak farklı binalarda, farklı alanlarda sergi açtığı büyük bir organizasyon. Ben iki kez araştırma gezisi yaptıktan sonra Ekmekçizade Kervansarayı’nın benim için daha uygun olduğunu düşündüm. Daha yüksek enstalasyonlara, daha büyük ölçekte işlere yer vermeme olanak sağlıyordu.” açıklamasında bulundu.
Tarihi bir yapıda çağdaş sanatı sergilemenin bir sorumluluk gerektirdiğini dile getiren Arapoğlu, organizasyon sürecinin çeşitli zorluklar barındırdığını ve Osmanlı mirası olan yapının imkanları doğrultusunda eskiyle yeniyi bir araya getiren uyumlu bir sergi ortaya çıkardıklarını anlattı.
Arapoğlu, eserleri seçerken çeşitliliğe önem verdiklerini belirterek, “Buradaki çalışmaları bir araya getirirken aslında farklı coğrafyalardan ve kültürlerden gelen sanatçıların birlikteliği ve aynı düzlemdeki uyumuna odaklanmaya çalıştım. Farklı yaş gruplarından sanatçılarla bir tür ilişki köprülerini ortaya koymayı hedefledim.” şeklinde konuştu.
SEÇKİDE DİJİTAL SANAT, KODLAMA, METAVERSE VE YAPAY ZEKA DESTEKLİ ÜRETİMLER YER ALIYOR
Bienalin uluslararası küratörlerinden olan ve Çin çağdaş sanatının önemli isimleri arasında yer alan Gu Zhenqing ise hazırladığı uluslararası karma sergiyle farklı kültürler, inançlar ve coğrafyalar arasında sanatsal bağ kurmayı amaçladıklarını ifade etti.
Zhenqing, bienalin teması kapsamında “Wormhole” (Solucan Deliği) kavramına odaklandığına işaret ederek, solucan deliğinin bir kara delik değil, paralel evrenler arasında geçiş sağlayan bir köprü fikrini temsil ettiğini aktardı.
Seçkide dijital sanat, kodlama, metaverse ve yapay zeka destekli üretimlere ağırlık verdiğini söyleyen Zhenqing, şunları kaydetti:
“Farklı ülkeler ve bölgeler, farklı kültürleri, dinleri ve ulusları birbirine bağlıyor. İnsanlar burada buluşabilir, el sıkışabilir ve birbirlerini anlamak için sohbet etmeye çalışabilirler. Bunun insanların birbirlerinden bir şeyler öğrenebilecekleri iyi bir fırsat ve iyi bir etkinlik olduğunu düşünüyorum. İnsanlar oturup sakinleştiğinde, güzel bir zihinle tartıştığında ve konuştuğunda bence savaşlar duracak, çatışmalar azalacak, belki de yok olacaktır. İşte bu yüzden bu uluslararası karma sergiyi burada sunmak istedim.”
Bienal kapsamında 20’yi aşkın mekan, kentin kamusal alanlarını aktif birer anlatım merkezine çeviriyor.
Selimiye Camisi ve külliyesi, 2. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi, Karaağaç Gar Binası, Makedon Kulesi, tarihi Gümrük Karakolu, Meriç ve Tunca nehirlerindeki köprülerde yer alan sergiler, 28 Haziran’a kadar ziyaret edilebilecek. (aa)
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.