12 Ağustos 2025 Salı
Her yıl olduğu gibi bu yıl da Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali’ni kazasız bitirdik. Kapanışın ardından belediye ve federasyon başkanı ile ağa festivalin başarıyla sonuçlandığını ifade ettiler. Tabi hepimizin Kırkpınar’a bakış açısı farklı oluyor. Başarı değerlerimiz de aynı o şekilde.
Aslında 664. Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali hazırlıkları, bazı güreşseverler ile eski dönem ağa, pehlivan ve diğer aktörlerin, Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu’nun aldığı bazı kararlarının, yağlı güreşin ve dolayısıyla Kırkpınar’ın gelenekselliğini zedelediği düşünceleri doğrultusunda yapılıyordu. Ağanın da festival öncesi ağa kıyafetini modaya uydurulması gerektiğine yönelik beyanatları festivalin önüne geçiyordu.
Dolayısıyla ağanın giyeceği kıyafet merak konusu olmuştu. Nihayet ağa karşılama töreninde ağanın giydiği kıyafet talimatlarda belirtilen yöresel kıyafetin dışında oluşu eleştiri konusu olurken sarayiçinde düzenlenen açılış töreninde ve diğer günlerde giymiş olduğu farklı kıyafetlerde ağanın gerçekten sarayiçi er meydanında defile yaptığı fikrini öne çıkarmıştı. Ve ağa üç gün boyunca giydiği dört çeşit kıyafetle “Parayı Veren Düdüğü Çalar” atasözünü bizlere hatırlatmıştı.
Bu bağlamda federasyonun da güreşler başlarken tüm boylarda çeyrek finalden sonra yeni bir uygulamayla puanlama öncesi güreşlerini galibiyetle kapatacak pehlivanlara para ödülü vereceğini açıklaması da şaşırtıcı olmamıştı. Çünkü gelen eleştirileri federasyon da en aza indirmek, pehlivanları puanlamaya kalmamaları için para ödülüyle teşvik ediyordu. Ancak para ödülünün yeterli olmadığı görüldü.
661, 662 ve 663. Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali’nin ardından yaptığımız anket çalışmalarında güreşseverlerin özellikle tribünlerde rahat güreşleri izleyemedikleri, sahada bir dev ekran görmek istediklerini sıklıkla belirtiyorlardı. Kırkpınar ağasının dev olmasa da bir ekranı saha içine koydurması, er meydanının tribün koltuklarının iyileştirme ve pehlivanların soyunma odalarında yenilikler yapması hem pehlivanlar hem de güreşseverler arasında memnuniyet yaratmıştı.
Ancak pehlivanların giriş kapısına da “Zeki Özünlü” tabelasının nasıl asıldığı da merak konusu olmadı değil? Diğer taraftan biletix’den veya diğer yolla ücret ödeyerek bilet alan güreşseverlerin bu yılda tribünlerde oturmak için yer bulamadığı konusunda şikayetlerin olduğu gözlenmiştir. Nitekim Edirne Emniyet Müdürlüğünce sahte bilet basımı ve karaborsadan bilet satışı ile ilgili şüphelilerin yakalandığı haberleri de gündeme düştü. Düşünün kişi iki gün için 2.500.-TL ödeyerek bilet alıyor ve tribünde numara yok ve oturacak yer bulamıyor.
Bu yıl Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali’nin organizasyonunun düzenlenmesinde Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonunun ağırlığını hissettim. Cuma günü sarayiçine gittiğimde protokol tribününde ilk dikkatimi çeken TGGF yakalı kişilerin çoğunlukta oluşu oldu. Nitekim açılış töreni yaklaşırken protokol da sarayiçi alanına gelmeye başlayınca protokol tribününde bir kargaşa yaşandı. Bu tür etkinlikler Edirne İl veya Ankara protokol kuralları uygulanır. Edirne Belediyesi Özel Kalem görevlileri TGGF’da görevli olan beş arkadaşı yerlerinden kaldıramadılar. Protokol gereği onların orada oturma gibi yetkileri olmamasına rağmen görevlilere bu kadar zorluk çıkarmaları gerçekten çok üzücüdür. Acaba şu mesajı mı veriyorlar dı? “Artık Kırkpınar’ı biz düzenliyoruz…!
Güreşler süresince federasyon başkanı ile Gençlik ve Spor Bakanı’nın TRT Spor’a verdikleri canlı röportajlardan öğrendik ki, bir asırdır sarayiçi er meydanında düzenlenen festivalin üç yıl sonra sarayiçinde başka bir alana taşınacağı oldu.
Tarihi belgeler ışığında yürüttüğüm bilimsel çalışmalarımda, günümüzde güreşlerin yapıldığı alanın geçmişte Edirne Sarayı’nın Has Bahçesi olarak kullanıldığını; bu mekânın hem padişahlar hem de sonraki dönemlerde devlet erkânı tarafından halkla birlikte güreş, okçuluk, koşu gibi seyirlik etkinliklerin ve şenliklerin düzenlendiği bir buluşma alanı olduğunu belgeledim. Ne var ki, Edirne’nin bu konudaki sessizliği, bir asrı aşkın süredir Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ne ev sahipliği yapan bu alanın kendi yerinden koparılacağı gerçeğini görünür kılmaktadır. Bu durum, söz konusu mekânın, Kırkpınar’ın UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne kabulü sürecindeki etkisinin ve değerinin ne ölçüde dikkate alındığını da sorgulamamıza neden olmaktadır.
Ulusal kanallarda Edirne’de hotellerde yer kalmadığı haberlerini izleyince bu konuyla ilgili birkaç arkadaşımla görüştüm. Hotellerinde yer olup olmadığımı sorduğumda kaç kişilik, kaç oda istiyorsunuz cevabı alınca bu haberlerin de gerçek olmadığına şahit oldum.
Gerçek şudur ki, bu yıl düzenlenen 664. Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali, başta kentimizde ve ulusal alanda bir coşku yaratmadığıdır. Tribünlerin hangi koşullarda ve ne oranda doluluk oranına sahip olduğu gerçeğini kente yaşayan bu konuya ilgili her bir kişi biliyor. Canlı yayında da görüyoruz ki, tribünlerde tam doluluk oranı olmamasıyla birlikte dışarıda gezinen sayısının da çok düşük olduğudur.
Sosyal medya üzerinden yapmış olduğum “Bu yıl Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali’ne Neden Katılmıyor sunuz? Sorusuna 320 kişi cevap vermiş olup katılanların % 41’inin Kırkpınar Yağlı Güreşlerinin gelenekselliğinin kaybetmiş olmasını düşündüğümden olmasını da düşünmemiz gerekiyor.
Sarayiçi alanının düzenlenmesinde de yeniliklere gidildiği ve bazı önemli eksikliklerin giderildiği önemlidir. Ancak kültür-sanat etkinliklerinin düşünülmemesi, daha önceki yıllarda hazırlattığım Kırkpınar ağa ve başpehlivanlarından oluşan fotoğrafların sergilenmemesi bu konudaki duyarsızlığın bir belgesi değil midir? Edirne’nin köklü kuruluşu EFOT ile işbirliği yapılarak Edirne ve Kırkpınar Sergisi yapılamaz mıydı? Türkiye Kürek Federasyonu ile işbirliği yapılarak Balkan Ülkeleri arası “Kırkpınar Kürek Yarışması”, “ Geleneksel At Yarışları”, Edirne gastronomi kültürünü öne çıkartacak ve geçmişte de düzenlenen “Edirne Ev Yemekleri Yarışmaları” vd. etkinlikler düzenlenmelidir.
664. Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ne Edirne’den 19 pehlivan katılmayı hak kazanırken 17 pehlivanın kayıt yaptırması ve yalnızca deste küçük ile teşvik 2 boylarında kürsüye çıkabilmiş olmaları, ata sporumuz güreşi çocuklarımıza ve gençlerimize yeterince sevdiremediğimizi ve gerekli altyapıyı oluşturamadığımızı göstermektedir.
Bu bağlamda 2021 yılında 2.160, 2022’de 2.475, 2023 yılında da 2.376 pehlivan sarayiçi er meydanında kol bağlarken federasyonun almış olduğu kararlar doğrultusunda 2024 yılında bu sayı 852’ye 2025 yılında da 762’ye düşmüştür.
Şimdi soruyorum; Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali, geleneksel yağlı güreşin olimpiyatı mı? yoksa sıradan bir spor etkinliği olma yolunda mı? Kırkpınar gittikçe değerini kaybetmiyor mu?
Öncelikli olarak yapmamız gereken kültür mirasımıza sahip çıkmak adına, Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali kanun veya yönetmeliğinin hazırlanması, bu hazırlık aşamasında Kırkpınar’ın kültürel kimliği, öğe ve ritüellerinin açık bir dille hiçbir yoruma açık olmayacak şekilde yazılarak yasalaşmasının sağlanmasıdır.
Emeği geçenleri ve sarayiçi er meydanında kol bağlayan tüm pehlivanlarımızı kutluyorum.