Ülkemizde birçok kurumda veya siyasi oluşumlarda akıl almaz ölçüde veya kabul edilemez ölçekte davranış tutarsızlıklarına tanık olmaktayız. Partilerin birbirinden adam ayartmasını da bu kategoride değerlendirebiliriz. Bunların elbette sosyolojik, ideolojik, ekonomik sebepleri vardır. Fakat sebebi ne olursa olsun toplumda yarattığı güvensizlik ve yol açtığı ahlaksızlık, fikir namusunu da, siyaset anlayışlarını da kadavra haline dönüştürmektedir.
Çok açık söylüyorum, mazideki politika fırıldaklarını onaylamamıştım, günümüzdeki siyasi devşirmeleri ve siyasi döneklikleri de doğru bulmuyorum. İster milletvekili, ister belediye başkanı olsun, seçmenin karşısına hangi partinin adayı olarak çıkıyor, seçmenden hangi parti adına oy istiyor ve kazanıyorsa oraya sadakat gösterilmelidir.
Her birey, hayatı boyunca aslında sayısız sınavlardan geçer. Ama en önemlisi karakter ve ahlak sınavıdır. Çünkü “İç dünyası terbiye edilmemiş insanların dış dünyada kuracağı sistem adil olamaz.” Neyzen Tevfik’in bir dörtlüğü geldi hatırıma. Ne diyordu üstat;
“Geldik cihana, ne işledik, ne gördük?
Bir kuru kavga, bir boş heves sürdük.
İnsan diye geldik, hayvanca yaşadık,
Bir parça ekmek için ne taklalar attık!”
Siz isterseniz “bir parça ekmek” yerine “döner bir koltuk”, ”kallavi bir maaş”, “ömür boyu emeklilik”, “partide baronluk”, “sınırsız alkış”, “sonsuz tahakküm”…..artık niyetiniz ne ise oraya onu koyabilirsiniz. Yalnız rica ediyorum, “dava veya hizmet aşkı“ yazmayın, midem bulanıyor!
Ne davası yahu? Omurgası olmayanın, sözünde durmayanın, kimin arabasına binerse onun türküsünü çığıranın davası mı olurmuş? Olsa da ona kim inanır?
Rahmetli Rauf Denktaş’ın şu sözleri, söylemek istediklerimin özeti aslında: “Hayatta hiçbir zaman yalpalamayacaksın, düşüncelerinde bir ileri bir geri adım atmayacaksın, her dönemin adamı değil, her dönem adam olacaksın.” Var mı itirazı olan? Hokkabazlığa gerek yok!
Siyasi transfer pazarında olan bitenler cümlenin malumudur. Birkaç örnekle açıklamak düşüncesindeyim. Bir belediye başkanı İYİ Partiden CHP’ye geçerken “Baba ocağına geri döndüm.” demişti. Hem de seçimin üzerinden henüz üç ay geçmişken! Halbuki baba ocağı seçimde tarumar olmuş, o İYİ Partiye kazandırmıştı.
Hani oy namustu? Hani devrimciler için emek kutsaldı? Hani helalinden kazanacak, harama el uzatmayacaktık! Ne oldu o parti teşkilatının ve üyelerin maddi manevi emekleri? Üstelik İYİ Parti teşkilatı ile hiçbir tartışma ve kavga yaşanmamışken! Baba ocağındakiler de kendi adayları kaybederken üzülmemiş olmalılar ki gelen transferi davul zurnayla karşılamaktan hiç utanmamışlardı.
Yusuf Has Hacip, Kutadgu Bilig (Mutluluk Veren Bilgi)isimli eserinde şöyle yazmaktadır: “Kimin sana emeği geçerse, sen ona karşılık olarak daha fazlasını vermelisin. Başkasının emeğini takdir etmeyen kişi tam anlamı ile bir öküzdür. Yürü insanlık yap; insanlara karşı insanlık yap.” Kutadgu Bilig’i bütün siyaset ve devlet adamlarının başucu kitabı yapması ne güzel olurdu.
Şimdilerde başka isimler meşgul ediyor gündemi. Hepsini yazsam sütun yetmez. Son örneği Ankara Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan. Kendisini CHP’ye öneren Mansur Yavaş’a rağmen CHP’den istifa edip başka partiye geçmenin dayanılmaz hafifliği içinde. ”Ben muhafazakar bir aileden geliyorum. AKP de, MHP de bana uzak değil.” Diye açıklama yapıp partisini suçluyor. Yahu niye oradan aday olmadın o zaman?
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun, kaç dönemdir kendisini aday yapan CHP teşkilatına karşı sergilediği nankörce davranışları, düne kadar sövdüğü AKP’ye bugün düzdüğü methiyeleri nasıl izah edeceğiz?
CHP’den istifa edip AKP’ye katılan Mersin milletvekili Hasan Ufuk Çakır’ın, R.Tayyip Erdoğan rozetini takarken herkesi güldüren AKP güzellemesi ve Başkomutan’ı şapkasız selamlaması ise mizahın zirvesi.
Bir de partizanların şu tavrı çok ilginç; Benim partime geçerse hak, benden giderse, başkasına geçerse nâ-hak! Bize gelirse alkış, şak şak.. Bizden giderse satılmış, alçak! Siyaset hiç bu kadar seviye kaybetmemişti.
“Ah be dünya! Sen dönüyorsun onu anladık da bu insanlar senden hızlı dönüyor, hem de ortada hiçbir yörünge yokken.” diyen Can Yücel haksız mı be kardeşim! Ben bir seçmenim. Beni o parti bu parti de ilgilendirmiyor. Kişilerden çok kişilikler üzerinde durmaya çalışıyorum. Ve soruyorum, neden gelişmiş ülkelerin hiçbirinde yaşanmıyor bu tür transferler, seçmene ihanetler? Biz demokrasiyi mi içselleştiremedik, dostlar yoksa biz demokrasiye layık mı değiliz?
GÜNDEM
11 Şubat 2026GÜNDEM
11 Şubat 2026GÜNDEM
11 Şubat 2026GÜNDEM
11 Şubat 2026GÜNDEM
11 Şubat 2026GÜNDEM
11 Şubat 2026GÜNDEM
11 Şubat 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.