07 Mart 2026 Cumartesi
Edirne’de APP plaka kullanan araç sahipleri, yeni düzenlemeyle yüksek para cezası yememek için harekete geçti. ‘APP’ plaka olarak bilinen standartlara aykırı plakalarını değiştirmek isteyen sürücüler, plaka basımı için Edirne Şoförler Odası plaka atölyesinin yolunu tuttu. Edirne Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Aytaç Dilci, “APP plakalarla ilgili cezalar ağırlaştırıldı. İlkinde 140 bin TL ve araç bağlanması, ikincide yakalanması durumunda 280 bin TL’ye kadar ceza ve 2 ay aracın bağlanması kararı alındı. Buna bağlı olarak plaka atölyemizde bir yoğunluk oluştu.” dedi.
Yürürlüğe giren Trafik Ceza Kanunu uygulaması nedeniyle araçlarında standartlara aykırı (APP) plaka kullanan ve resmi mühür ve güvenlik unsurlarına uymadığı tespit edilen sürücülere ilk ihlalde 140 bin TL para cezası kesilecek ve sürücü belgeleri 30 günlüğüne geri alınacak. İhlalin aynı yıl içinde ikinci tekrarında ise ceza miktarı 280 bin lira olacak ve sürücülerin ehliyetine 60 günlüğüne el konulacak. Edirne’de APP plaka kullanan araç sahipleri yeni düzenleme çerçevesinde ceza yememek için Edirne Şoförler Odası plaka atölyesinin yolunu tuttu.
Vatandaş Ömer Faruk Şengül, yaşanan yoğunluktan dolayı 2 gündür plaka değiştirmek için beklediğini söyledi. Vatandaş Kadir Yıldız ise yapılan işlemin sürücüye ekstra bir maliyet olduğunu kaydetti.
“Günde yüze yakın plaka basabiliyoruz”
Edirne Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Aytaç Dilci, şunları kaydetti:
“APP plakalarla ilgili cezalar ağırlaştırıldı. İlkinde 140 bin TL ve araç bağlanması, ikincide yakalanması durumunda 280 bin TL’ye kadar ceza ve 2 ay aracın bağlanması kararı alındı. Vatandaşlarımızın bu konuda ceza yememeleri için bir uyarı yaptık. Buna bağlı olarak plaka atölyemizde bir yoğunluk oluştu. Biz atölyemizde zaten kısıtlı imkanla basım yapıyorduk. Ama böyle bir yoğunluk oluşunca çalışan sayımızı arttırdık, tedbirler aldık. Ancak günde yüze yakın plaka basabiliyoruz. Gerekirse hafta sonları da açık bırakacağız.
“APP plaka kullanıcıları ne yapacak?”
APP plakalarla ilgili yapılması gereken prosedür ise, bu plakaları kullanan arkadaşlar önce karakola gidiyorlar. Orada plakalarını kaybettikleri için tutanak tutturuyorlar. O tutanakla notere gidip plaka basımı için evrak alıp bizim plaka basım atölyemize gelip plakalarını bastırabiliyorlar. Sanırım bu yoğunluk bir hafta 10 gün kadar sürecek. Bu işi en kısa sürede çözmeye çalışacağız.
“Neden yasak?”
Federasyondan bize bir karar geldi. Bu konuda tedbir alınız denildi. Biz de hemen vatandaşlara duyurduk. Kimsenin ceza yemesini istemiyoruz. Belki de tek düze plaka sisteminin sağlanması için yapıldı. Çünkü herkesin kafasına göre APP dediğimiz Amerikan Pres Plakaları bastırıp farklı figürler kullanarak, yazıyı kalınlaştırarak veya TR ibaresini kırmızılaştırarak kullanmaları kanunen uygun değil. Böyle bir karar alınınca biz de buna uymak zorunda kaldık.”
“140 bin lira cezadan bahsediyorlar”
Vatandaş Ömer Faruk Şengül, şunları kaydetti:
“140 bin lira cezadan bahsediyorlar. 2 ay önce aracımı aldım. Aldığım adam diyor ki ‘bunlar orijinal atölyeden basma’ ama polisler de kalın font diye kabul etmiyorlar. Bizde o yüzden değiştirmek zorunda kaldık. Notere 420 lira bir para verdik buraya da internet üzerinden 850 lira gibi bir fiyat ödedik. Şimdi de 2 gündür bekliyoruz dün de geldim burada sıra vardı olmadı. Bugün de geldik bugün inşallah plakalarımızı alacağız.”
“Böyle bir adalet yok”
Vatandaş Kadir Yıldız, şunları söyledi:
“Saçma bir şey. Bugüne kadar böyle bir sistem yoktu. Herkesin plakası vardı. Ekstra plaka değiştirmenin bir anlamı var mı, yok. 140 bin lira ceza var. Ne gerek var. Emekli maaşıyla çalışan insanlar bu cezaları nasıl ödeyecek. Adam 250-300 bin liralık arabayla geziyor, 140 bin lira plaka cezası veriliyor. Böyle bir saçmalık var mı? Kendi görüşüme göre iyi bir şey yapmadılar. Yol boylarında radar kurulu. 1 metre boyunda radar var herkes geçip orada radara giriyor. Böyle bir adalet yok. 56 yaşındayım bu zamana kadar böyle bir şey görmedim.” Haber Büşra Akıllı
Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç eden ve bugün Trakya Üniversitesi’nde akademisyen olarak görev yapan kadınlar, azimleri ve başarılarıyla gençlere örnek oluyor. Trakya Üniversitesi’nde (TÜ) görev yapan Bulgaristan göçmeni akademisyen kadınlar, çocukluk yıllarında yaşadıkları göç sürecinin hayatlarına ve akademik kariyerlerine etkisini anlattı.
TÜ Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Elvan Bakar, 1978 yılında Bulgaristan’ın Kırcaali kentinden ailesiyle Bursa’ya göç ettiklerini söyledi.
İlk, orta ve lise eğitimini Bursa’da tamamladığını, 1990 yılından bu yana da Trakya Üniversitesi’nde akademisyen olarak görev yaptığını anlatan Bakar, göçün hayatına önemli katkıları olduğunu ifade etti.
Göçün zorlu bir süreç olduğunu ancak insanı güçlendirdiğini dile getiren Bakar, şunları kaydetti:
“Göç travmatik bir durum olsa da insanların bu süreci nasıl atlattıklarıyla çok ilişkili. Bu süreç insanı güçlendiren, sabır ve dirayet kazandıran, mücadeleci ruhu pekiştiren bir süreç. Akademik hayatıma göçün etkilerinin yansıdığını düşünüyorum. Pes etmeme, sıfırdan başlama ve her defasında ayağa kalkma gücünü bulmamda göçün önemli bir payı var.”
Bulgaristan’da sahip oldukları tüm maddi varlığı geride bırakarak Türkiye’ye geldiklerini anlatan Bakar, göçün kendileri için “sıfırdan başlama” anlamı taşıdığını vurguladı.
“TÜRKİYE’DE İLK ALDIĞIMIZ ŞEY TÜRK BAYRAĞIYDI”
Göç hikayesinin 8 yaşındayken Kırcaali Tren Garı’nda başladığını anlatan Bakar, o günleri unutamadığını belirtti.
Ailelerinde göçün sembolü olarak saklanan bir tarak olduğunu ifade eden Bakar, şöyle konuştu:
“Annem tarağını almayı unutmuştu, teyzem kendi tarağını verdi. O sarı tarak ailemizde göçün sembolü olarak 48 yıldır saklanır. Tren yolculuğu bilinmeyene doğru bir yolculuktu ama aynı zamanda büyük umut taşıyordu.
O dönemde Karaağaç ile Edirne arasında faytonlar vardı. Ailemle o faytonlara binip tarihi Alipaşa Çarşısı’na gelmiştik. Orada niyetçi tavşanlara niyet çektirmiştim. Türkiye’de ilk aldığımız şey Türk bayrağıydı. Ezanın yasak olduğu bir yerden gelmiştik. Sahurda ezan ve davul sesini duymak bizim için çok farklı bir duyguydu.”
Türkiye Cumhuriyeti’ne minnettar olduklarını anlatan Bakar, ülkenin gelişmesi için çalışmaya devam edeceklerini bildirdi.
“HOCAM BİZ GİDİYORUZ, SİZE KİTAPLARIMIZI EMANET EDİYORUZ”
TÜ Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Armağan Dönertaş Engelli Çocuklar Eğitim, Rehabilitasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Filiz Tuna da çocuk yaşta ailesiyle Türkiye’ye göç ettiğinde bahsetti.
Türkiye’ye geldiklerinde yaşadıkları duyguları unutamadığını dile getiren Tuna, göç sonrası gördüğü bazı görüntülerin kendisine umut verdiğini söyledi.
“13 yaşındayken Türkiye’ye geldiğimizde manavlardaki rengarenk ışıklar bile bana umut olmuştu. Bir kişinin başarıdan başka seçeneği olmazsa azim ve adanmışlık onu mutlaka bir sonuca ulaştırır. Yeter ki pes etmesin.” diyen Tuna, göç sırasında birçok anıyı geride bıraktıklarını ifade etti.
Göç etmeden önce yaşadığı unutulmaz bir anıyı da paylaşan Tuna, şöyle devam etti:
“Babam elektronik eşyaları, annem mobilyaları çevremizdekilere dağıttı. Ablamla bizim en değerli eşyalarımız yılbaşı ve doğum günlerimizde hediye edilen kitaplardı. Bu kitapları öğretmenimize emanet etmeye karar verdik. Bulgaristan’dan gitmeden önce öğretmenimizin kapısını çaldık. ‘Hocam biz gidiyoruz, size kitaplarımızı emanet ediyoruz.’ dedik. Çok duygulandı ve bize sarıldı. Bu, benim için unutulmaz bir anıdır.”
“GÖÇMEN OLMANIN İNSANA KATTIĞI BİR KARAKTER VAR”
TÜ Eczacılık Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Habibe Yılmaz ise 1989 yılında 3,5 yaşındayken ailesiyle Bulgaristan’ın Mestanlı kasabasından Türkiye’ye göç ettiğini anlattı.
Göçün zorlu bir süreç olduğunu ancak kendilerine güçlü karakter kazandırdığını belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
“Biz Türk olduğumuz için buraya uyum sağlama konusunda kültürel problem yaşamadık. Ancak komünist bir rejimden gelmenin getirdiği bazı farklılıkları yaşadık. Göçmen olmanın insana kattığı bir karakter var. O azimle bir yerlere geliyorsunuz. Türkiye ister göçmen olsun, ister kendi vatandaşı olsun herkese eğitimde fırsat eşitliği tanıyor. Ben de bundan faydalandım.” (aa)
Edirne Kadın İstihdamı ve Girişimcileri Derneği (KİGDER) Başkanı Cemile Özeker, 8 Mart’ın bir mücadele günü olduğunu belirtti. Özeker, “8 Mart bizim için bir kutlama günü değil; eşitlik, özgürlük, laiklik, adalet ve yaşam hakkı için dayanışmayı büyütme günüdür” dedi.
Edirne Kadın İstihdamı ve Girişimcileri Derneği (KİGDER) Başkanı Cemile Özeker, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, 8 Mart’ın mücadele günü olduğunu belirtti. Özeker, açıklamasında şunları kaydetti:
“8 Mart, kadınlara çiçek verilen, indirim kampanyaları yapılan ya da eğlence programları düzenlenen bir gün değildir. 8 Mart; kadınların eşitlik, özgürlük ve insanca yaşam hakkı için verdiği mücadelenin tarihidir. 8 Mart, kadınların emeğinin sömürüldüğü, yaşam hakkının tehdit altında olduğu bir düzene karşı sözlerini yükselttikleri gündür. Kadınlar yalnızca evde değil, tarlada, fabrikada, atölyede, ofiste, okulda ve hayatın her alanında üretmektedir. Ancak kadın emeği hâlâ görünmez kılınmakta, güvencesiz ve düşük ücretli işlere mahkûm edilmektedir. Kadınların emeğini yok sayan bu düzen kabul edilemez.
‘BİZLER MOR-YEŞİL EKONOMİYİ SAVUNUYORUZ’
Doğayı talan eden, emeği sömüren, kadınları yoksullaştıran politikalara karşı; doğayla uyumlu, eşitlikçi, dayanışmacı ve kadın emeğini görünür kılan bir ekonomik düzen istiyoruz. Kadınların özgürlüğünün en önemli güvencelerinden biri laikliktir. Laiklik; kadınların yaşam biçimine, bedenine ve haklarına müdahale edilmesini engelleyen temel ilkedir. Kadınların kazanılmış haklarını hedef alan, yaşam tarzına müdahale eden gerici anlayışlara karşı laikliği savunmaya devam edeceğiz.
Öte yandan ülkemizde kadınlar her gün şiddetle ve ölümle karşı karşıya kalmaktadır. Kadın cinayetleri artık münferit değil, toplumsal bir sorundur.
Her kadın cinayeti; cezasızlığın, eşitsizliğin ve kadın düşmanı politikaların sonucudur. Kadınlar olarak bir kez daha söylüyoruz: Kadınların yaşam hakkı pazarlık konusu değildir. Kadın cinayetlerine, şiddete ve cezasızlığa karşı mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. 8 Mart bizim için bir kutlama günü değil; eşitlik, özgürlük, laiklik, adalet ve yaşam hakkı için dayanışmayı büyütme günüdür. Kadınların emeğinin değer gördüğü, doğanın talan edilmediği, hiçbir kadının şiddet korkusu olmadan yaşayabildiği bir ülke mümkün. Ve biz kadınlar; eşit, özgür ve adil bir yaşam kurulana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.” Haber Merkezi
CHP Edirne Kadın Kolları, İstanbul’da Zeytinburnu sahilinde kızı Hifa İkra Şengüler ile birlikte ölü bulunan Fatmanur Çelik olayının aydınlatılması için yetkilileri göreve çağırdı. Yapılan açıklamada, “Bu olayın üzerindeki tüm şüpheler ortadan kaldırılmalı, gerçekler eksiksiz biçimde ortaya çıkarılmalı ve sorumlular adalet önünde hesap vermelidir” denildi.
Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl ve İlçe Kadın Kolları, Fatmanur Çelik ve küçük kızının ölümünün aydınlatılması gerektiğini açıkladı.
CHP Edirne Kadın Kolları tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Fatmanur Çelik ve küçük kızının şüpheli şekilde yaşamını yitirdiği acı olay hepimizin yüreğini derinden yaralamıştır. Bir annenin ve bir çocuğun hayatını kaybettiği bu olay yalnızca bir trajedi değildir. Bu olay, kadınların ve çocukların yaşam hakkının ne kadar güvencesiz hale geldiğinin acı bir göstergesidir.
Türkiye’de kadınlar her gün şiddetin, baskının ve ölümün gölgesinde yaşamaya zorlanmaktadır. Kadınların yaşam hakkını korumakla yükümlü mekanizmaların yeterince işletilmemesi, kadınların ve çocukların hayatını doğrudan tehdit etmektedir.
Fatmanur çelik ve kızının ölümü asla sıradan bir haber olarak geçiştirilemez. Bu olayın üzerindeki tüm şüpheler ortadan kaldırılmalı, gerçekler eksiksiz biçimde ortaya çıkarılmalı ve sorumlular adalet önünde hesap vermelidir. Kadınların ölümü kader değildir. Kadına şiddet kader değildir. Ve ihmaller kader değildir.
Bizler Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Kadın Kolları olarak açıkça ifade ediyoruz: Kadınların yaşam hakkını korumak devletin en temel sorumluluğudur. Kadınları korumayan, şiddeti önlemeyen, adaleti geciktiren her yaklaşım bu acıların büyümesine neden olmaktadır. Fatmanur Çelik ve küçük kızının ölümünün aydınlatılması için yetkilileri göreve çağırıyoruz.
Bugün bir kez daha görüyoruz ki kadınların yaşam hakkını korumak konusunda ciddi bir sorumluluk ve irade eksikliği vardır. Kadınların hayatını tehdit eden bu düzeni kabul etmiyoruz. Fatmanur Çelik ve küçük kızının ölümünün üzerinin örtülmesine, bu olayın unutulmasına ya da sıradanlaştırılmasına asla izin vermeyeceğiz. Adalet sağlanana kadar susmayacağız, geri adım atmayacağız.” Haber Merkezi
Vatandaşlara Edirne Belediyesi’nden ve ‘Edirne Belediye Başkanından bir talebiniz olsa bu ne olurdu?’ diye sorduk. Bazı vatandaşlar alt yapı ve bozulan yolların bir an önce onarılmasını talep ederken bazıları ise yaşanan su kesintilerinden şikayetçi olduğunu belirtti. Kente alışveriş için Bulgaristan’dan gelen vatandaşların da tek şikayet konusu Edirne’nin yolları oldu.
Edirne Yenigün gazetesi ve Web TV muhabirleri vatandaşlara mikrofon uzatarak Edirne Belediyesi’nden taleplerini sordu. İşte vatandaşların Edirne Belediyesi’nden talepleri.
“Kaldırımların düzelmesini isterdim”
Vatandaş Vahit Dinler, şunları söyledi:
“Yolların, kaldırımların düzelmesini isterdim. Su kanalizasyon işleri kötü durumda. Bunların yapılmasını isterdim.”
“Yollar berbat şekilde”
Vatandaş Mustafa Şengül, şunları kaydetti:
“Kaç yıldır yapılmayan alt yapıları yapmakla uğraşıyor. Yıllardan beri kimin ne yaptığını bilmiyoruz. Şimdiki hanımefendi de yapabildiği kadar yapıyor. Bizim isteğimiz her şeyin düzgün olması. Yollar berbat şekilde. Vatandaşlar aracını yaptırmak için haftada bir sanayiye gidiyor.”
“Mağduriyetimiz sadece yollar”
Vatandaş Mesaret Uluçay, şunları belirtti:
“Kaleiçi ve Balık Pazarı olarak en fazla yollardan mağduruz. Sonrasında tabi ki başka konularımız var ama ilk önceliğimiz yollar. Çerçevenin bütününe baktığımız zaman senelerden beri yapılmayan bir alt yapı sorunu var. İçme suları boruları olsun veya başka alt yapılar olsun yapılmayanlar varmış. Onları başlattığı için hatayı başkanımızda görmüyoruz ama bir an önce toparlanmasını istiyoruz. Çünkü uzun süredir mağdur olduk. Yağmur yağdığı zaman Kaleiçi’ni görmeniz lazım, Balıkçı Pazarını görmeniz lazım. Çocuk arabasıyla mümkün değil giremezsiniz. Mağduriyetlerimiz var. Yapılmak isteneni de görüyoruz, görmüyor değiliz. Nankörlük de etmiyoruz. Mağduriyetimiz sadece yollar.”
“Acilen yolların yapılmasını isterdim”
Vatandaş İhsan Onal, şunları söyledi:
“Acilen yolların yapılmasını isterdim. Başka da sorunumuz yok. Alt yapı sorunu çözülsün başka bir şey istemiyoruz.”
“Sularımızın kesilmemesini isteriz”
Vatandaş Cemile Alüzrek, şunları kaydetti:
“Sularımızın kesilmemesini isteriz çünkü çok sık kesiliyor ve çok uzun sürüyor. Bunun planlı bir çalışmayla daha düzenli bir şekilde aktifleştirilmesini istiyoruz. Tamam kesilebilir ama en fazla bir gün mesela. 10-15 gün suların kesildiği oluyor. O zaman çok kötü oluyor. Şu anda hiç memnun değiliz. Hiç planlı bir çalışma yok.”
“Halk pazarının açılmasını istiyoruz”
Vatandaş Sergün Demirelli, şunları söyledi:
“Edirne’miz için halk pazarının açılmasını istiyoruz. Edirne esnafları için, halkımız için daha iyi olacağını düşünüyorum.”
“Avrupa sınırındaki Edirne böyle mi olmalı?”
Vatandaş Muhterem Bayrak, şunları kaydetti:
“Belediye başkanımız lütfen Kaleiçi ve Edirne geneli alt yapı sorunlarına bir an önce el atsın. Yürüyemiyoruz. Yağmur yağarken çamurda yürüyemiyoruz. Yağmurdan sonra tozdan yürüyemiyoruz. Ben şahsen şu anki belediye başkanından hiç memnun değilim. Edirne Türkiye’nin gözbebeği, Avrupa’ya girişi… Böyle mi olması gerekiyor? Kaleiçi’ni hiç gezdiniz mi? Gezemezsiniz çünkü çukurlardan dolayı arabalar ilerleyemiyor, insanlar yürüyemiyor.”
“Spor tesisleri yetersiz”
Vatandaş Özgür Deniz Yeşer, şunları belirtti:
“Öncelikle ben futbol oynayan biri olarak konuşuyorum. Tesisler Edirne’de çok az. Bir Saraçhane’de var, yeni imarette bir saha var, bir de Yıldırım’da var ama bu sahalar yetmiyor. En kısa zamanda bir saha yapılsa gerçekten güzel olur. Futbol oynayan diğer arkadaşlarımla da konuşuyorum. Arkadaşlarım da benimle aynı görüşte genel olarak. Filiz başkanım değerlendirirse sevinirim.”
“Saraçlar Caddesi’nde geceleri aydınlatma çok düşük”
Vatandaş Ufuk Göbel, şunları söyledi:
“Öncelikle ben Saraçlar Caddesi’nde büfe işletmecisiyim. Saraçlar Caddesi’nde özellikle geceleri aydınlatma çok düşük. Buradaki ara sokaklarda aydınlatma çok yok. Güzelleştirme projesi var. Belki ilave bir şeyler yapılabilir. Çarşı esnafı olarak ilk isteğimiz Saraçlar’da gece gezintisi olması. Gece gezintisi için de burada ışık ve aydınlatma gerekiyor. Bununla ilgili çalışmalar olursa sevinirim.”
“Yollar bozuk”
Vatandaş Aynur Mustafa, şunları kaydetti:
“Ben Bulgaristan’dan geliyorum. Edirne güzel ama yollarda çok inşaat çalışması başlamış. Çok kötü yollar. Eskiden öyle değildi. Bazı yerler düzelmiş çok güzel olmuş ama hala çok inşaat çalışması yapıyorlar. Umarım düzelir. Yollar bozuk biraz.”
“Belediye çalışmaları güzel şu anda”
Vatandaş Volkan Kuşçu, şunları belirtti:
“Edirne Belediyesi’nden bir ricamız olsa sadece öğrenciler için ulaşım olabilir, yemek olabilir, daha farklı imkanlar sağlanmasını isteriz. Belediye çalışmaları güzel şu anda. Sadece yolların düzenlenmesi açısından çalışmalar gerekiyor tabii ki.”
Haber Büşra Akıllı