28 Ağustos 2026 Cuma
Yaz tatillerini Türkiye’de geçiren gurbetçilerin Kapıkule Sınır Kapısı’ndan ülkelerine dönüş yoğunluğu sürüyor. Edirne Valisi Yunus Sezer, gurbetçi dönüşünde Kapıkule Sınır Kapısı’nda pik yaşandığını söyledi.
Edirne Valisi Yunus Sezer, gurbetçilerin dün Kapıkule’den son 3 yılın çıkış rekoru kırdığını söyledi. Sezer, dün Kapıkule’den 5 bin 587 gurbetçinin çıkış yaptığını ifade etti. Yurt dışına çıkış kuyruğunda bekleyen gurbetçiler, trafik cezalarını ödeme ve Türkiye’de yaşadıkları sorunları aktardı.
“SON 3 YILIN REKORUNU KIRDIK”
Vali Sezer, şunları kaydetti:
“Gurbetçi sezonun artık sonuna geldik. Son 10 günü yaşayacağız. 22 Haziran 2026 tarihinde başlayıp Eylül ayının ortasına kadar devam eden bir gurbetçi sezonumuz var. Şu ana kadar geçen seneden daha iyi durumdayız. Özellikle beklemeler noktasında… 22 Haziran gurbetçi sezonumuzda şu ana kadar 3 milyon 700 bin yolcu, 1 milyon araç giriş çıkışı oldu. Bizim tahminlerimiz şu ana kadar çıkış yapacak 60 bin gurbetçi aracımız var. Onlar da önümüzdeki 10 günlük süreçte tekrar bulundukları ülkelere doğru bir dönüş yapacaklar. Dün çıkış noktasında son 3 yılın rekorunu kırdık. 5 bin 587 araç çıkışı oldu. Ve bugün de bu yoğunluk nispeten devam ediyor. Bundan sonra da azalarak son 10 günlük sürece gireceğiz.”
“BİR DAHA ARABAYLA GELMEM”
Gurbetçi Mehmet Güdük, Hızlı Geçiş Sistemi (HGS) cezasını iki defa ödediğini ifade ederek şunları söyledi:
“Yaklaşık bir ay oldu geleli. İznimiz çok güzel geçti ama geçerken ceza aldılar. HGS cezasını ödediğim halde tekrar ödedim. 9 bin 500 lira. Buraya kadar izin güzeldi ama şu iki kuyruğu bir türlü geçemiyoruz. Bir daha arabayla gelmem. Para biriktirip uçakla gelmem lazım.”
“SEZONDA BİLET FİYATLARINDA BİRAZ YARDIMCI OLSALAR”
Gurbetçi Nafis Çongar, Türkiye’de gurbetçilere farklı davranıldığını belirterek şunları söyledi:
“Gurbetçilere farklı muamele yapılıyor. Bunlar da bizi yaralıyor. Oğlum Muğla Fethiye’de tatile gitti. Pakistanlı bir arkadaşı Türkiye’ye izine gelmişti. Hastanede iki dikiş için 63 bin lira para kesmişler. Sizce bu insan bir daha Türkiye’ye gelir mi? Böyle sorunlar oluyor ama yine de ülkemizi seviyoruz. Her ne kadar ötekileştirilsekte… Uçakla gelmek daha makul sanki… Devlet yetkilileri sezonda bilet fiyatlarında biraz yardımcı olsalar daha makul olur.” Haber Ergin Yıldız
Edirne Valisi Yunus Sezer, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutladı. Vali Sezer, “Tarihinin hiçbir döneminde esarete boyun eğmeyen aziz milletimizin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kazandığı Büyük Zafer’in 104. yıl dönümünü milletçe büyük bir gurur ve coşkuyla kutluyoruz” dedi.
Edirne Valisi Yunus Sezer, 30 Ağustos Zaferi’nin 104. yıl dönümü dolayısıyla kutlama mesajı yayımladı. Vali Sezer, mesajında şunları kaydetti:
“26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz’un, 30 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile zaferle taçlanması; milletimizin bağımsızlık ve hürriyetinden asla vazgeçmeyeceğinin, vatanına ve millî iradesine her şart altında sahip çıkacağının tüm dünyaya ilanı olmuştur. Dumlupınar’da yakılan zafer meşalesi, yalnızca Millî Mücadele’nin kaderini değil, milletimizin geleceğini de aydınlatmıştır.
Bu büyük zafer; vatan sevgisi, sarsılmaz inanç, fedakârlık ve birlik ruhunun eşsiz bir eseridir. Bizlere düşen en büyük sorumluluk ise şehitlerimizin ve gazilerimizin emaneti olan Cumhuriyetimizi aynı inanç ve kararlılıkla korumak, ülkemizi daha güçlü yarınlara taşımak ve bu kutlu mirası gelecek nesillere aktarmaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle; başta Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, vatanımızın bağımsızlığı uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle, kahraman gazilerimizi şükranla anıyor; milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı en içten duygularımla kutluyorum.” Haber Merkezi
Edirne Ticaret Borsası (ETB) Yönetim Kurulu Başkanı Özay Öztürk ile Meclis Başkanı Feridun Çatalçekiç, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104’üncü yıl dönümünü kutladı.
ETB Başkanı Özay Öztürk ile Meclis Başkanı Feridun Çatalçekiç, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla kutlama mesajı yayımladı. Mesajda, şu ifadelere yer verildi:
“30 Ağustos 1922’de kazanılan Büyük Zafer’in ardında; milletimizin istiklal ve hürriyet aşkı, kahraman ordumuzun cesaret ve fedakarlığı vardır. Cumhuriyetimizin temellerinde yer alan bu yüksek ruh ve şuur her daim canlı kalacak ve yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir.
Tarihi şanlı zaferlerle dolu olan büyük Türk milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı en içten duygularımızla kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu zaferi bizlere armağan eden İstiklal Mücadelemizin bütün kahramanlarını rahmet ve şükranla anıyoruz.” Haber Merkezi
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şube Başkanı Celil Özcan, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104. yılını kutladı. Özcan, “Türkiye Cumhuriyeti bütünlüğünü korumayı ve barış içinde yaşamayı başarabilmişse bunu, 30 Ağustos Zaferine ve Cumhuriyetimizin namus ve liyakatle yoğrulmuş sağlam hamuruna borçludur” dedi.
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şube Başkanı Celil Özcan, 30 Ağustos Zaferinin yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
“Çok riskli bir taarruz planıydı. Özellikle Yakup Şevki Paşa itiraz ediyor, “Mahvoluruz”diyordu. Türk Ordusu’nun 239 yıldır hiç taarruz savaşı yapmadığını emperyalistler de Yunan da biliyordu. Paşalar Başkomutana bakıyorlardı. Mustafa Kemal Paşa ise, kimseye sezdirmeden güneye birlik kaydırmayı, taarruz gününü mutlak gizlilikle korumayı, beklenmedik anda sürpriz bir saldırıyla düşmanın en güçlü olduğu Güney cephesini çökerterek savaşı bitirmeyi kurgulamıştı. Elindekinin namluya süreceği son kurşun olduğunun bilincindeydi. Çünkü, millet nesi varsa vermiş, güç bela 204 bin kişilik bir ordu oluşturulmuş, iyi kötü donatılmış, eğitilmişti. Evet, planı riskliydi, ama başarı için risk almak zorunluydu ve başka çare de yoktu. Günlerdir tepe tepe Afyon ovasını ezberlemiş, Yunan cephesini hatmetmiş, komutanlarının karakterlerini incelemiş, savaşı an be an kafasında yaşamıştı. Zaferden emindi. Paşalara baktı ve “Bütün sorumluluk bende” deyip ekledi “Hücum diyerek kamçımı indirdikten 15 gün sonra İzmir’deyiz.”
İngiliz Genelkurmay’ının 6 ayda aşılamaz dediği Yunan tahkimatı 6 saatte darmadağın edilmiş, Yunan Ordusu 5 günde dağıtılmış, Başkomutanı karargâhı ile esir alınmış, 1 Eylül’de “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri” emrini alan Mustafa Kemal’in Askerleri 8 Eylül akşam saatlerinde İzmir önlerine ulaşmıştı. Belkahve’den yorgun ama mutlu gözlerle dumanlar içindeki İzmir’i seyreden Gazi, İsmet Paşa’ya “1 gün yanıldım İsmet, bu kadar hızlı kaçacaklarını düşünememiştim.”diyor, gülümsüyordu.
Aynı saatlerde Falih Rıfkı Atay, “Bu zafer millet meclisindeki muhaliflere, hükümetteki kimi muhterislere ve bazı komutanlara rağmen başkomutan Mustafa Kemal Paşa tarafından kazanılmıştır” diye yazıyordu not defterine. Haklıydı. Bütün yokluklara, zorluklara, tuzaklara, isyanlara ve ihanetlere rağmen kazanılmıştır o ölüm kalım savaşı. Akılla, bilimle kazanılmıştır, millete güvenle, kararlılık ve cesaretle, “Ya İstiklâl Ya Ölüm” parolasıyla kazanılmıştır.
Nazım’ın “Ateşi ve ihaneti gördük” dediği o günlerin emperyalist işbirlikçisi hainlerinin bozuk tohumları bugün de aynı alçaklıkları sürdürüyorlar. Sümüklü soytarılara mürit olup “Keşke Yunan kazansaydı” diyen vatansızları mürşit belleyen bu tufeylilerin sonu da elbet hüsran olacaktır.
İstiklâl Savaşımız, Ulusumuzun yüzyılın dâhisi ve tarihin en büyük devrimcisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde kadını, erkeği ve çocuğuyla verdiği topyekûn mücadelenin destanıdır. Bu destan; 8 yaşındaki Ömer oğlu Hüsnü’nün, 58 yaşındaki Mehmet Onbaşı’nın, Ilgaz dağlarında donarak şehit düşen Şerife Bacı’nın ve daha on binlerce vatan sevdalısı Kuvayı Milliye kahramanının asil kanları ile yazılmıştır. Bağımsızlığımız ve Cumhuriyetimiz bu destanın kutlu ürünüdür ve en kıymetli hazinemizdir. Bizi bu hazineden mahrum etmek isteyen dahili ve harici bedhahlarımız da melanetlerini sürdürmektedir, görevimiz bellidir, elbet yapılacaktır.
Coğrafyamızda Üniter Ulus Devlet ve Laik Cumhuriyet olmayan, Ulusal bütünlüğünü ve Dil Birliğini sağlayamayan ülkelerin ne halde oldukları ortadadır. Türkiye Cumhuriyeti bütünlüğünü korumayı ve barış içinde yaşamayı başarabilmişse bunu, 30 Ağustos Zaferine ve Cumhuriyetimizin namus ve liyakatle yoğrulmuş sağlam hamuruna borçludur.
Falih Rıfkı Atay’ın dediği gibi; “Nemiz varsa; bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaş olmuşsak, şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak, yurdumuzu Batı’nın, vicdanımızı Doğu’nun pençesinden kurtarmışsak, şu denizlere bizim diye bakıyor, bu topraklarda ana bağrının sıcağını duyuyorsak, belki nefes alıyorsak; hepsini, her şeyi 30 Ağustos Zaferi’ne borçluyuz.”
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, ebedi başkomutanımız Atatürk’ü, yüce milletimizi, şanlı ordumuzu ve aziz şehit ve gazilerimizi minnetle yad ediyor, Kemalizm’in namus sesini bir sis çanı gibi yurdumuz semalarına asarak Yeniden Atatürk Cumhuriyet’ine ulaşma kararlılığımızı yineliyor, 30 Ağustos Zaferimiz’ in 104. yılını kutluyoruz.” Haber Merkezi
Edirne Valisi Yunus Sezer, yapımı tamamlanma aşamasına gelen Erkek Hafızlık Kur’an Kursu binasında incelemede bulundu.
Hayırseverlerin desteğiyle yaptırılan 5 katlı ve 125 yatak kapasiteli binayı gezen Sezer, yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı.
Modern ve donanımlı yapısıyla hizmet verecek merkezin, öğrencilerin eğitim ve öğretim süreçlerine katkı sağlaması hedefleniyor. (aa)